Gidenin ardından

Cemalettin Torun Ak Parti Bursa İl Başkanlığından ayrılıyor. Tabiat boşluk kabul etmez, Ak Parti il Başkanlığı gibi önemli bir makam muallakta bırakılamaz, pek yakında koltuğun yeni sahibi ile tanışırız.

Peki, nasıl bir dönemdi Cemalettin Torun dönemi? Bu soruyu aynaya bakıp kendine bile sorsa “başarılı” cevabını vermesi zor Cemalettin beyin. Görünüşte partinin aldığı oy oranında Recep Tayyip Erdoğan sayesinde çok fazla bir oy kaybı olmasa da kimlik ve değerler kaybının zirve yaptığı bir dönem olarak hatırlanacaktır Torun dönemi. Siyaset, düşmanlığı dostluğa çevirme sanatı olarak tarif edilirken, Cemalettin Bey, Ak Parti’den devraldığı ve yıllar içinde kendi edindiği ne kadar dostu varsa düşmana çevirdi. Çok kırdı döktü, Ak Partili olsun olmasın bir şekilde yolu Cemalettin Torun’la kesişen herkeste küçük büyük, az ya da çok bir küskünlük oluştu.

Cemalettin Torun bir zamanlar benim de arkadaşımdı. Bir zamanlar diyorsam, dili geçmiş zaman kullanıyorsam bu benim tercihim değil, kendi tercihi ile böyle oldu. Peki, sebep ne? Benim Bursa Şehir Gazetesinde köşe yazmam ve Cemalettin beyin gazetenin imtiyaz sahibi Nezir Beyle aralarının bozuk olması. Eş durumundan tayin misali köşe durumundan yirmi yıllık arkadaşlığı bir çırpıda silip attı ve beni de düşman kategorisine soktu Cemalettin Bey. İlginçtir o süreçte bir defa olsun beni karşısına alıp “sen o gazetede yazma!” deme tenezzülünde ile bulunmadı. Ona göre ben durumdan vazife çıkarmalı, derhal Bursa Şehir ’de yazmayı bırakmalıydım. Bırakmadım çünkü bana göre çare bu değildi. Ortak arkadaşlarımız vasıtasıyla kendisine haber gönderdim, bu böyle olmaz, kendisi bir il başkanı, Nezir Bey de nihayet hem camiamızın bir insanı, hem de içimizden yetişen kabiliyetli bir gazetecidir, sorunları neyse üç beş arkadaş bir araya gelip hakemlik yapalım, bir çözüm bulalım dedim, hiç oralı olmadı.

Keşke olsaydı, keşke birlikte yürümeyi tercih ettiği çok dar bir kadronun dışındaki farklı/aykırı seslere de kulak verebilseydi. Nihayetinde biz onun arkadaşı ve meslektaşıydık, uzun yıllara dayanan bir hukukumuz vardı. Mesleğe başlarken kimseden görmediğim yakınlığı ve sahiplenmeyi ondan görmüştüm. Cemalettin Beyin organize ettiği tatillere ortak arkadaş gurubumuzla yıllarca biz de katıldık. Birlikte baro seçimlerine girdik, siyasi, sosyal mesleki birçok birlikteliklerimiz oldu. Bütün bu süreçlerde Cemalettin Beyi iyi bir arkadaş olarak tanıdım. Daha sonra bu iyi arkadaş siyasetin yedek kulübesinden çıkarıldı, aktif olarak sahaya sürüldü. İşte ne olduysa bundan sonra oldu, bu iyi arkadaş gitti kötü bir siyasetçi geldi. O kadar kötü bir siyasetçi oldu ki; pek de uzun sayılmayacak il başkanlığı döneminde tüm iyi vasıflarını unutturdu. Şimdi ise eski bir arkadaş olarak aramıza döndü.

Safa geldi, hoş geldi, bizim kültürümüzde düşene vurulmaz, ölünün ardından konuşulmaz. Gerçi ikbal dönemlerinde bizi pek yanına sokmadı ancak biz yine de işittirebildiğimiz kanallarla, işittirebildiğimiz kadar kendisine görevi başındayken hak namına bildiklerimizi dosdoğru söyledik. Şimdi bize düşen o görevdeyken söyleyemeyenlerin arkasından teneke çalmalarına fırsat vermemek, ayıplamak, en azından sahiplenmemektir. Nihayetinde Cemalettin Bey Bursa’da Ak Partiyi, dolayısıyla bizi temsil etmiştir. Gerçi bu temsil esnasında makama taşıdığı inatçılık, kindarlık gibi bazı kötü huylar sebebiyle pek başarılı olamamış, geriye iyi bir miras bırakmamıştır, şudur, budur, ama her şeye rağmen günahı sevabıyla o bizimdir. Allah gecinden versin, teşbihte hata olmaz, cenazeyse de o bizim evin cenazesidir. Biz cenazemizin arkasından şenlik yapılmasına, tef, dümbelek çalınmasına müsaade edemeyiz. Hem Cemalettin Torun’un bazı hatalarının birçoğunun camianın kronik ve kolektif hatalar olduğunu da unutmamak lazım.

Beni kafaya taktıktan sonra kalemim ve ekmeğimle oynamak dâhil girdiği bütün kul haklarımı şahsım adına helal ediyorum. Aktif siyaset döneminde hiçbir zaman ben ona haksızlık yapacak kadar yakın olamadım. O ise bana uzaktan da olsa haksızlık yapabilecek güçteydi. Yine de, dik duruşumuz, sus bilmeyişimiz vs. sebeplerle istemeden girdiğim haklar varsa kendisinden helallik diliyorum.

Gidenin arkasından söylenebilecek olanlar bu kadardır, daha fazlası değil. Aramıza hoş geldin eski arkadaşımız ve meslektaşımız Cemalettin.

 

İlginizi Çekebilir

Kamu kendine çeki düzen versin

09.12.2018 Son yıllarda kamu kurumları ve bu kurumları yöneten kişiler gerçekten kantarın topuzunu kaçırmış durumda. ...

Bir yorum

  1. Şakir bey, çok haklısınız. İnsanlar gelenin keyfi için geçmisine sırtını dönmemeli. Her şey geçiçi. Makam, mevki, servet, dünya. Kalıcı olan iyilikler, insanlıklar, adamlıklar, karakterli olmaktır. Selamlar.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir