Gölgelerin gücü adına

Beş on yıldan beri Ardahan Damal ilçesi Yukarı Gündeş Köyü sınırları içinde Karadağlar mıntıkasında bulutların dağ eteklerini gölgelemesi esnasında “Atatürk Slüeti” olduğu iddiası ile törenler yapılmaktadır. Yapılan törenler 15 Haziran / 15 Temmuz tarihleri arasında “Atatürk’ün izinde ve gölgesinde” diye adlandırılmış ve Damal İlçesi CHP’li Belediye Başkanı Ergin Önal tarafından düzenlenmektedir.

Belediye Başkanı Önal, bu törenleri şenlik diye adlandırdığı gibi törene katılacakların “Atatürk Slüet’ini” daha rahat izleyebilmeleri için de özel bir seyir alanı yaptırmıştır. Atatürk Slüet’inin dağda görünmesi de “doğa mucizesi” diye adlandırılmıştır.

2016 yılında bu önemli törenden/şenlikten habersiz olan bir vatandaş otlattığı sığır sürüsünü serbest bıraktığında Türkiye’nin dört bir tarafından gelen seyircilerin şaşkın ve kızgın bakışlarına rağmen, haddini bilmez bazı inekler, slüetin gözlendiği alanda otlanmaya başlamıştı. Bunu hazmedemeyen bazı seyircilerin ağlamasının yanında bazılarının da bu işte siyasi bir komplo olduğunu ve bu işin peşini bırakmayacaklarını bağırmaları haber olmuştu. Bu haberler etkisini göstermiş olmalı ki 2017’de düzenlenen şenliklerde benzeri bir yanlışlığa meydan vermemek için, slüetin göründüğü iddia edilen alanın etrafı askerler tarafından kuşatılarak bu doğa mucizesinden habersiz olanların alana girmesi engellendi. Vatan görevi yapmak için askere gidenlerin görevleri arasında “doğa mucizesini” korumak gibi asli bir işin de olduğu yerel ve işgüzar yöneticiler tarafından herkese gösterilmiş oldu.

Elbette Damal’da şenlik havası içinde ve gözyaşları içinde gözlenen bu “doğa mucizesi” Damal halkı ile sınırlı değildir. Başta İzmir, Eskişehir Belediyeleri olmak üzere yurdun değişik bölgelerinden belediyeler bu şenliğe gönüllü insan taşıdıkları gibi belediye başkanları da doğrudan bu şenliklere katılmaktadır. Nitekim 2016’da ki şenliklere İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu da katılmıştır. Bu yıl ki törenler, Kılıçdaroğlu’nun İstanbul’a doğru yürümesinin gölgesinde kalmış, kendisini ona yakın göstermek isteyen belediye başkanlarının da Damal yerine doğa mucizesini İstanbul yollarında aramasından dolayı Damal’da ki törenler sönük ve silik kalmıştır.

Kemalizm ortaya çıktığından beri “hurafelerle savaşmak” iddiasındadır. Hurafelerin insan aklını vicdanını etkisiz hale getirerek insanı nesneleştirdiği gerçeğinden hareketle pek çok çevre de Kemalizm’in hurafelerle savaş iddiasını haklı bulmuştur. Hurafelerle yapılan savaşta en büyük atılımın tekke zaviye ve türbelerin kapatılmasının oluşturduğu da yaygın bir görüştür. Çünkü 1925’e kadar Türk halkının her türlü sıkıntısını bazı türbeleri ziyaret ederek gidermeye çalıştığı oralarda çareler çözümler aradığı buna karşılık o yıl yapılan “bu büyük inkılabla” mezarlıkların sorun çözme yeri olamayacağı, dünyada olup bitenleri mezardakilerin asla duyamayacakları ve hayatta olanlara da bir fayda temin edemeyecekleri gerçeğinin öğretildiği tekrarlanmaktadır.

Ne var ki Anıtkabir’in yapılması bu görüşleri de zamanla ortadan kaldırmıştır. Çünkü pek çok toplum kesimi orayı bir şikâyet makamı gördüğü gibi orasını temel sorunlar için de bir çözüm adresi olarak görmeye başlamıştır. Genel yöneticilik makamlarını dolduranlar ya da tayin edenler hep oraya koşarak bağlılıklarını sunma yarışı içinde olmuştur. Böylece 1925’te ki “benzersiz inkılab” Anıtkabir törenleri ile silinip gitmiştir. Türbe yasakları hakkında ki İnkılabcı yasaklama kanununun Menderes tarafından kısmen kaldırılması Anıtkabir için yeni rakiplerin olacağı nedeniyle kaygılanmalara yol açmıştır. Ama zamanla siyasi ve idari makamların desteği ile Anıtkabir’in rakipsiz olması sağlanmıştır.

Türkiye’de eğitim işlerinin “hayatta en hakiki mürşit ilimdir, fendir” ilkesine göre düzenlendiği bu ilke sayesindedir ki genç kuşakların da akıllarını, vicdanlarını ilmin ışığı ile doldurdukları ve hurafelerden arındırıldığı iddiası yaygındır. Oysa hurafe nitemelesinin daha çok ve özellikle tarikat tasavvuf işleri törenleri ile sınırlı tutulduğu, Kemalizm’in etkisiyle yapılan işlerde bir hurafe, bir akıl tutulmasının aranamayacağı, böyle bir iddianın ise kanun zoruyla engellendiği görülmüştür. Günümüzde Kemalizm tek başına bir hurafe icad yöntemi ya da yayıcısı değildir. Rakipleri olmaya devam etmektedir.

İlim ile irfan ile hurafe merkezlerini yok edeceklerini iddia eden çevreler artık ilim irfan yerine doğrudan o hurafe merkezlerinin önüne geçmeye onları alt etmeye uğraşmaktadırlar. Bulutların gölgesinde neden Atatürk Slüetini olacağı, bu slüetin neden 81 ilden sadece Ardahan’ın gariban ilçesi Damal’da ortaya çıktığı, doğa mucizesi dedikleri bu hurafenin de neden 15 Haziran 15 Temmuz tarihleri arasında arandığı sorularının karşılığı yoktur. Her konuda olduğu gibi Kemalizm bu konuda da kayıtsız şartsız bir teslimiyeti öngörmüş, telkin edilen hurafelerin kabul edilmesini itiraz edenlerin ise O’na hakaret ettikleri iddiası ile cezalandırılmasını beklemektedirler. Kemalizm ile Türkiye M.S. 2017’de Orta Çağ karanlığına geri dönmüştür. Kemalizm böylece gölgelerin gücü adına siyasi ikbal devşirmenin rakiplerin üzerinde tahakküm kurmanın aracı haline gelmiştir.




Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir