Anasayfa / Yazarlar / Hayat Ne Kadar Uzun ?/!

Hayat Ne Kadar Uzun ?/!

Yaşamak istemiyorum. Hayat uzun ve sıkıcı. Yoruldum

Bu sözler 12 yaşındaki 6. Sınıf öğrencim, Suriyeli Mahmud’a aittir.

Bir ay kadar önce sınıfa girdiğimde, çocuklar: “Hocam, Mahmut ölmek istiyormuş” demişlerdi. Nedenini sorduğumda Mahmud yukarıdaki cümleleri söyledi. Ayrıca, yakınlarını/ sevdiklerini kaybetmeyi görmektense ölmeyi tercih ettiğini ekledi. Bir de namaz kıldığını, dua ettiğini, kötülük yapmadığını, şimdi ölürse cennete gidebileceğini düşündüğünü… söyledi. Biraz sohbet ettikten sonra hepimizin ondan öğreneceği bir şeyler olduğunu düşünerek bir mini röportaj yapmaya karar verdim. Röportajı sanal medyada yayınladıktan sonra (https://www.youtube.com/watch?v=xIgmTz-yLRw) (https://www.facebook.com/ahmet.gunaydin.10/videos/vb.521324931/10154828617499932/?type=3&theater  aldığım tepkiler bu çocuğun hikayesinin tüm çocuklara ders olarak izletilmesi gerektiği fikrim pekişti.

Babasını Halep’te Esed’in askerleri katletmiş. Annesi, iki küçük kardeşi, teyzesi, eniştesi çocukları ile birlikte Adana’ya, oradan da Bursa’ya gelmişler. Bursa’ya geldiğinden beri sürekli çalışmış. Dilencilik nedir bilmiyor. ‘Çalışırım, daha iyi’ diyor.

Konfeksiyonda ayakçılık yapmış, makinada dikmeyi öğrenmiş öğlene kadar. Öğlende okula gelmiş. Hafta sonları pazarlarda su satmış. Bir tekstil şirketinde Arap müşteriler için tercümanlık yapmış. Tavuk dönercide çalışmış. Tavuk döner yapmayı öğrenmiş. Gece 3-5 arasında fırında çalışıyor şimdi.

Çalışmaktan dolayı hiç şikayet etmiyor. Kazandığı günlük 10 tl ile evin geçimine katkı sağladığını büyük bir özgüvenle söylüyor.

‘Ölmek istiyorum, hayat uzun ve yorucu’ derken bile yüzündeki yaşam ışığını görebiliyorsunuz. Bunları söyleyen Mahmud’un, bir yandan da sınıfın en mutlu, en pozitif çocuğu olduğunu söylemek abartılı olmaz. Sınıftaki 4 arkadaşı ile birlikte, kedi evimizin bakımı, yem takibi, kuşların yemlenmesi faaliyetine büyük bir misyonmuşçasına katılması merhametinin bir göstergesidir.

Türkiye olmasaydı ölürdük diyor Mahmud. Esed’in devrileceğine inanmıyor. Ancak ölürse Suriye’de yaşanabileceğine inanıyor. Yoksa Türkiye’de kalırız diyor.

Mahmud’un hikâyesini sosyal medyada paylaştıktan sonra onlarca mesaj aldım. Kimisi kendine acıdığını söyledi. Kimisi çocuklarına bakış açısının değiştiğini, bazıları ne büyük bir nimetin içinde şükürsüzce yaşadığını fark ettiğini… söyledi. Kimisi yardım etmeyi teklif etti. Kimisi tanışıp sohbet etmeyi talep etti. Suriyeli mültecilere bakış açısından dolayı utanç duyduğunu söyleyenler oldu. Ağlayanlar, her şeye rağmen nasıl mutlu olunabileceğini, tevekkülü, olumlamayı tekrar hatırlayanlar… oldu.

Ezcümle maksad hasıl oldu. Mahmud başka bir beldeden koşarak bize bir şeyler haykırdı/hatırlattı. Dersimizi ezber etmek bize kalmış artık.

15 Temmuz günü yazdığım ve 16 Temmuzda yayınlanan, ama paylaşmadığım yazımdan (http://sehirmedya.com/yazarlar/radikal-empati/  bir alıntı ile yazımı tamamlıyorum:

“Kemal Sayar’ın ‘Kalp zamanı’ kitabını okuyordum. Kitapta ‘Göçmenlik Arafta Kalmaktır’ başlığı ile uzun bir bölüm var. Bu bölümde Suriyelilerden bahsetmiyor. 2014’te yayınlansa da kitap, sanırım daha öncesine ait bir söyleşisi olsa gerek. O kitaptan bir alıntı ile yazıma son veriyorum:

“… Ama şunu yapabiliriz: Ötekiyle birlikte, burada ve şimdi acı çekebiliriz. Bu ızdırap ayinine, o acı en çok bizim ruhumuzu dağlıyormuşçasına katılabiliriz. Onun yüzü, beni doğruyu konuşmaya çağırıyor. Onun yüzü yüreğime dokunuyor. Ben bu çağrının ulaştığı ilk kişiyim. Ben bu neşidenin ruhumu yaktığı ilk kişiyim. Varlığımın hesabını vermem gerek. ‘Ben sadece mesul olduğum ölçüde benim’. Seni iyileştirmeye çabalarken ben de iyileşiyorum. Senin melal ve acını benliğimi adeta yok ederek üzerime alıyorum. Senin ruhunla kuşanıyor, seni anlamak ve sana kendi ruhumdan vermek istiyorum…”

Empatiniz Mübarek olsun.

 

 

İlginizi Çekebilir

70’lere Yolculuk

Son zamanlarda kendimize oluşturduğumuz nostalji kültürü ile geçmişten kendimize bizi iyi hissettirecek şeyleri bulup çıkartır ...

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir