Hep berabere, hep berabere!

Bir kez şeytanın bacağının daha kırılamadığı bir maç sonundayız. Ligin 5.haftası biterken Timsah ne yazık ki hala galibiyetle tanışamadı. Rizespor maçı, şu ana kadar oynadığımız maçlarda galibiyete, haftalardır özlemini kurduğumuz 3 puana kavuşmak için oldukça güzel bir fırsattı.

Nitekim karşılaşma da böyle başladı. İlk dakikalardan itibaren her iki takımın da karşılıklı kazanma isteği ve arzusu bizi seyir zevki oldukça bir maç ile baş başa bıraktı. Ancak Timsah henüz maçın başında, anlamlı bir dakikada (16) öne geçmesine rağmen skoru koruyamadı ve sahadan bir kere daha beraberlikle ayrıldı. Hep berabere, hep berabere!

Aslında Bursaspor açısından farka gidebilecek bir maç iken Sakho’nun attığı gol ofsayt gerekçesi ile iptal edilince takım oyundan düştü ve maç Rizespor lehine döndü. Bu arada ‘iptal edilen gol’ demişken, göründüğü kadarıyla gol ofsayt. Buna hiçbir itirazımız yok sanırım itiraz edecek olan da yok. Böyle durumlarda VAR’ın kullanılması ve haksız kararların engellenmesi futbolumuz adına oldukça önemli şeyler. Ancak burada akıllara anında bazı sorular geliyor ki bu soruların cevapları, futboldaki adalet için oldukça önemli. Sorular;

  • Beşiktaş maçında Babel’in attığı gol ile bu hafta Sakho’nun attığı gol arasındaki fark nedir? Sakho’nun golü sonrası hakem Arslanboğa VAR kamerasına başvurmuşken Beşiktaş maçı hakemi Çakır neden VAR kamerasına gitmeye tenezzül bile etmemiştir?
  • Bu golü eğer Anadolu takımları hariç başka bir takım atsaydı, yine aynı şekilde iptal edilebilir miydi?
  • Fenerbahçe maçı ile başlayıp takip eden her hafta aleyhte bir VAR kararına maruz kalmak sizce de biraz anlamsız değil midir?
  • Bu VAR sadece Bursaspor maçlarında mı layıyıkla uygulanacaktır?

VAR bir yana dursun biraz da saha içi ile ilgilenelim.

İlk ve en büyük parantezi Sakho’ya açmak gerekir. Yıllardır özlemini çektiğimiz santrafora nihayet kavuştuk. Oyun içerisinde gerek topla buluştuğu anlarda, gerek topsuz alanda yaptığı koşularla takıma olan pozitif etkisi anında yansıdı. Beşiktaş maçında oyuna sonradan girerek yaptıkları, milli maç arası yapılan hazırlık maçında attığı enfes gol ve gösterdiği performans otomatik olarak onu 11’e yerleştirdi ve 90 dakika sahanın en iyilerinden biriydi. Ancak şu da bir gerçek ki arkası, sağı, solu daha da verimli ve yaratıcı olursa gol bulma konusunda bir sıkıntı yaşamayacağı her halinden belli.  Ofsayt gerekçesiyle iptal edilen golü zaten haftanın, hatta ve hatta yılın golüne aday olabilirdi, olmadı. Olsun. Daha da iyilerini atacağından, atabileceğinden camia olarak şüphemiz yok. Tekrar hoş geldin. Umarım sağlıklı bir sezon seni bekliyordur ve bu sezon sonrasında uzun yıllar bizimle birlikte olursun.

Bir diğer önemli ve değerli bir performans da çok net bir şekilde Chedjou’dan geldi. Sahip olduğu tecrübe ile içinde bulunduğu tüm pozisyonlarda sapa sağlam durmayı başardı ve Ertuğrul ile yakaladığı uyum gelecek için oldukça umut verici. Zaten hali hazırda Türkiye’nin en iyi ve en formda stoperlerinden olan Ertuğrul, Chedjou ile birlikte çok daha üst seviyeye çıkacaktır.

Lima, sonunda takıma alışmaya ve yeteneklerini sergilemeye başladı. Attığımız goldeki harika hareketleri ve asisti ile adeta gözlerimizin pasını sildi. Ancak hala çok zayıf ve kuvvetsiz. Biraz daha güçlenip kuvvetlenirse çok fazla yararlı olacaktır. Bir de en ufak müdahalede bile hemen durup faul beklemesi gibi olaylara gerek yok.

Ve tabi ki bence akşamın kahramanlarından Okan. Özellikle frikikte tabiri caizse 90’a giden vuruşta yaptığı kurtarış inanılmazdı. Kalede her geçen gün devleşiyor ve artık Milli takıma da ufaktan ufaktan göz kırpıyor. Hadi hayırlısı.

Bunların dışında Aytaç, Saivet gibi adeta takımın dinamosu rolünü üstlenen oyuncularımız da her hafta bizi memnun etmeye devam ediyor.

Ancak ikinci yarıda gerçekleşen Saivet-Badji değişikliğini çok anlayamadık. Sahanın o ana kadar en iyilerinden olan Saivet’in kenara alınması mantıkta çok yer bulmadı diye düşünüyorum. Zaten Badji tamamen iyileştiği zaman orta sahada en ideal 3’lü de Saivet-Aytaç-Badji değil mi? Saivet yerine tabelada numarası yazan oyuncunun Furkan olması gerekirdi. Zira o ana kadar oyunda çok bir varlık da gösterememişti.

Sağ ve sol beklerin performansları da bu maç özelinde en dikkat çeken ve olumsuz performanslarındandı. Latovlevici ve Barış ikilisi çok kötü sinyaller verdi. Rizespor sürekli olarak Barış’ın koruduğu kanattan akınlar geliştirdi. Latovlevici ise henüz orta bile açamıyor. Umut Meraş’ın sahip olduğu potansiyeli göz önüne alacak olursak solda oynaması kimseyi şaşırtmaz ve üzmez. Aynı şekilde sağda da genç Burak’ın oynaması gibi.

En nihayetinde bir kere daha beraberlikle kapatılan bir hafta geride kaldı. Rizespor şu an içinde bulunduğu gerek maddi gerek kadro durumuyla en kötü sinyalleri veren takımlardan biri. Buna rağmen oyundan düşmeyerek sürekli oyunun içinde kalmayı başarabildiler. Bizim açımızdan kolay bir galibiyet olabilecekken bir kez daha 1 puanla yetinmek zorunda kaldık. Bu takım artık maç kazanmalı, kazanma alışkanlığı edinmeye başlamalı. Tamam birlik beraberlik güzel ama bırakın o iş takım içinde, taraftar içinde kalsın. Artık geç olmadan 3 puanla tanışın. Hep berabere, hep berabere nereye kadar!

 

İlginizi Çekebilir

Kamu kendine çeki düzen versin

09.12.2018 Son yıllarda kamu kurumları ve bu kurumları yöneten kişiler gerçekten kantarın topuzunu kaçırmış durumda. ...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir