Anasayfa / Yazarlar / Hortumculuk ve çalma şeyleri

Hortumculuk ve çalma şeyleri

 

Bir zamanlar, ‘Gençliğin imanını sorularla çaldılar’ diye bir kitabı vardı Emine Şenlikoğuları’nın. Ne çalanlar uslandı  çalmaktan, ne de çalınanlar usandı çalınmaktan. Sorularla çaldılar, faturayla çaldılar, rüşvetle çaldılar, projeyle çaldılar,  her çalma işi yöntemi ne olursa olsun şeytani bir akıl gerektiriyor. Siz hiç ‘Sözde çalma’ lafı duydunuz mu? Tabii ki hayır. Zira tüm çalma işleri hep ‘özde’ gerçekleşiyor. Bu çalma işi belli ki değişik formlarda hep devam edecek. Ama insanların hakları en çok da şehirlerde ve şehirlerle çalındı. Sizce de öyle değil mi?

***

Bir zamanlar ‘Hortumcu ve hortumculuk’ ifadesi pek bir meşhurdu. En şöhretli zamanını bankaları söğüşleyen ‘sözde işadamları’ sayesinde yaşadı. Öyle şeyler açığa çıktı ki ne hortumun ucu gözüktü, ne de hortumcunun hevesinde bir eksilme söz konusu oldu.

Hatta bazı hortumcular, her daim gran tuvalet bir şekilde siyaset, basın, yerel yönetim dostlarıyla elele protokol sıralarının, düğün ve derneklerin ‘kamber’i gibiydi. Bir hortumcu ile dost olmak ne bileyim bir şimon peres ile dost olmak gibi bir şey değil midir aslında? Ya da ‘karın deşen jack’ da olabilir.

Bir zamanlar bu şehirde gündeme gelen ‘Hortumcu’ vakası, Yargıtay kararıyla tescillenmiş ve tüm ülkenin gündemine oturmuştu.

Haberi aynen alıntılayalım.

“Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, “batık bankacılar için” hortumcu sözü kullanmanın hakaret olmadığına hükmetti. Karar, bu konuda açılan birçok davayı da etkileyecek.

“Hortum” sözü nedeniyle açılan davalarda emsal teşkil edecek olan karar, İnterbank’ın eski sahibi Cavit Çağlar’ın açtığı bir tazminat talepli dava nedeniyle alındı. Bursa’da yayın hayatını sürdüren Şehir Gazetesi, 2011 yılında yayınladığı bir haberde İntebank’ın eski patronu Cavit Çağlar’ın devletten milyarlarca dolar hortumladığını iddia etti. Çağlar da, gazete hakkında tazminat davası açtı. Bursa 2. Asliye Hukuk Mahkemesi, söz konusu ifadelerden dolayı Çağlar’ı haklı bularak, gazetenin 5 bin lira tazminat ödemesine hükmetti. Gazetenin avukatları ise karara itiraz etti.

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, geçtiğimiz günlerde gazetenin itirazı ile ilgili davanın temyiz aşamasını sonuçlandırdı. Daire, hortumcu sözü nedeniyle açılan davada, bir hakaret unsuru bulunmadığını belirterek, tazminat kararının bozulmasını yönünde karar aldı. Daire kararında, birçok davaya emsal oluşturacak bir gerekçe de sundu. 4. Hukuk Dairesi, “Yayınlanmasında kamu yararı bulunan gerçek ve güncel bir haberin ya da eleştirinin özle biçim arasında denge kurularak yayımlanması durumunda hukuka aykırılık ortadan kalkar ve artık basın sorumlu tutulamaz” değerlendirmesinde bulundu.”

Öyle işte. Bu hortumlama işinin hikâyesi hala devam ediyor.

***

Göreve gelişinin daha ilk günlerinde, yeni başkandan ‘Acil Eylem Planı’ yapmasına ihtiyaç olduğunu yazmıştım. Bu günkü yazıma başlarken basın/medya buluşmasıyla, on altı aylık süreyle ilgili ‘Acil Eylem Planı’ hakkında sunum yapıyordu.

*

Her ne yapacaksanız, ne zaman, nasıl yapacaksanız bunlar şeffaf olarak kamuoyuna açıklanmalı ki, hem vatandaş hem de basın söz verilen bu işlerin ve takvimin takipçisi olabilsin.

Şehirler, tezgâh altı projelerle ve tezgâh altı ilişkilerle yönetilemeyecek kadar değerlidir.
Aklın yolu bir derler ama çoğu zaman akılsızlıkta aynı yolu tutturanlar şehir yönetimlerindeki gösterdikleri basiretsizlik ve çapsızlık sayesinde yaşanabilir şehirlerin geleceğini de çaldılar.

Yaptıkları birçok işin telafi edilemez, geri dönüşü imkânsız özellikleri nedeniyle şehrin geleceğini de mahkûm ettiler.

Böyle yaptılar da ne oldu peki, sen sağ ben selamet, azaltılmış tayfalarıyla şehirde volta atıyorlar.
Özeleştiri filan hak getire yani.

 

***

Belediye şirketlerinde ardı sıra genel kurullar yapılarak buralarda süregelen hanedanlıklara son verildi. Olması gereken buydu. Endişemiz ise belli bir süre sonra yeni hanedanlık ilişkilerinin oluşma ihtimalidir. Sadece bu tür değişimlerle çözülemeyen bir görev ve sorumluluk erozyonu yaşıyoruz.

Tamam belediye şirketleri, başkanlık tarzına bağlı olarak bir ağalığa dönüşmüştü ve bir neşter atılıyor, peki sormazlar mı ‘kahyaların’ hiç mi kabahati yoktu?

***
İki şeye bir çözüm bulunmalı yapılan işlerin ve denetim mekanizmasının şeffaflaştırılması. Çok büyük bütçeler kullanan belediye şirketleri faaliyetlerine dair Bimer üzerinden yapılan sorulara bile (mealen)‘bize böyle sorular soramazsınız, biz şirketiz’ diye cevap verebiliyorlar.
Hangi bilgiyi neden vatandaştan saklıyorsun ki? Vatandaşın doğrudan denetimine açık bir imkânı engelleyerek, ne hakla kendi sermayenle kurup işlettiğin özel şirket muamelesi çekiyorsun?

***

Bari sen yapma sayın eski bakan.

Zafer Çağlayan’dan bahsediyorum.

Ne alaka şimdi. ?

Hiç mi mahcubiyet duymaz bir insan.

Whatsapp fotoğrafının yanına  koyduğun bir ayetle ne mesajı vermek istiyor olabilirsin?

Profilinde paylaştığın Tevbe Suresi 40. Ayet ile nasıl konjüktürel bir ilgi kurabiliyorsun. Algılarımızla oynuyorsun farkındayız da, aklımızla oynayacaksan bu işi ayetlerle yapma bari.

Ayette aynen şöyle:
“Eğer siz ona (Peygamber’e) yardım etmezseniz, (biliyorsunuz ki) inkâr edenler onu iki kişiden biri olarak (Mekke’den) çıkardıkları zaman, ona bizzat Allah yardım etmişti. Hani onlar mağarada bulunuyorlardı. Hani o arkadaşına, “Üzülme, çünkü Allah bizimle beraber” diyordu. Allah da onun üzerine güven duygusu ve huzur indirmiş, sizin kendilerini görmediğiniz birtakım ordularla onu desteklemiş, böylece inkâr edenlerin sözünü alçaltmıştı. Allah’ın sözü ise en yücedir. Allah, mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir.”

Allah’ın ayetleriyle profiller süslenebilir ama bu yapıp ettiğiniz şeyler üzerindeki şüpheyi masumlaştırmaz sayın eski bakan.

Siz en iyisi mi ayetlerle bir şey söylemek derdindeyseniz eğer, işe ‘tevbe’ dualarıyla başlayınız. Sonrası Allah kerim. Bu tür Profilli illizyonlar çocukları bile ikna etmiyor artık.

 

Geçtiğimiz günlerde hakkında yakalama kararı çıkarılan eski CHP milletvekili Aykan Erdemir hakkında birkaç şey.

‘2016 Mayıs ayındaki Ahmet Emin Yılmaz’ın övgü dolu yazısında bahsettiğine göre,

Aykan Erdemir’e büyük onur: 2016 yılı Stefanus İnanç Özgürlüğü Ödülü verilmiş.İnanç özgürlüğü konusunda faaliyet gösteren kişilere verilen, bu alanda dünyanın en prestijli ödülü’ nü almış Aykan Erdemir.

İlaveten methiyenin eksik kısmı tamamlanmış :” Sıradan bir ödül değil,, “dünyada inanç özgürlüğünü savunan en etkin insan hakları kuruluşu tarafından onurlandırılma” söz konusu.

Biz de…

Büyük bir onur olan ödülü nedeniyle Aykan Erdemir’i kutluyoruz.” Denmiş yazıda,

‘Amerika’nın önde gelen düşüncü kuruluşlarından Demokrasileri Koruma Vakfı’nda kıdemli analist olarak görev almak üzere Washington’a ‘gittiği de not düşülerek.

Aykan Erdemir’in iş yaptığı, Washington’da “The Foundation for Defense of Democracies (FDD) adlı düşünce kuruluşu olarak faaliyet gösteren kurumun Türkçe karşılığı Demokrasileri Koruma Vakfı” dır.

FDD’nin yani ‘Demokrasileri Koruma vakfı’ nın  başkanlık koltuğunda ise CIA kökenli, eski Başkanı James Woolsey oturuyor. CIA, Amerika, küresel sermaye, darbeler, savaşlar ve demokrasileri koruma vakıfları arasında ilişkiler ilgi çekici olmalı.

Bir ara yine yazarız inşallah.

İlginizi Çekebilir

Canınız sağ olsun!

Nereden başlamam gerekir, nasıl başlamam gerekir, ne yazmam gerekir bilemediğim bir maç geride kaldı. Ligde ...

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir