Hz. İbrahim radikal mı idi?

Hz. İbrahim’in, babasının ve atalarının yolunu taklid etmeyip ‘Göklerin ve yerin melekütunun’ arayışına girişmesi konusunu işliyorduk sınıfta. En’am süresi 74. Ayette, babası Azer’e, “Putları tanrılar mı sanıyorsun? Doğrusu ben seni de kavmini de apaçık bir sapkınlık içinde görüyorum”  dediğini okumuştum.

Öğrencilerimden birisi, “Hocam, Allah günah yazmasın, ama, her ne olursa olsun, insan babasına bu şekilde konuşmamalıdır. Daha nazik bir uslüpla konuşmalı değil miydi?” diye sordu.

“Sence nasıl söylemeliydi? Sen olsaydın nasıl söylerdin?” diye sordum.
“O’na, ‘babacığım, atalarımızı körü körüne takip etmek bana mantıklı gelmiyor. Çok özür dilerim ama bence yanlış yapıyorsunuz. Siz ve atalarınız yanlış yoldasınız/ yanılıyorsunuz’ derdim” dedi.

Elimde Diyanetin yayınladığı meal vardı (Kur’an Yolu Meali) Konuyu daha önce de araştırmıştım/ biliyordum. Aynı sayfada, Hz. İbrahim’in, aya bakıp, ayın battığını da görünce kendisi için söylediği cümlede de ‘Dalalet’ kelimesi geçiyordu. Aynı meal, üç ayet sonrasında geçen kelimeyi, “…yolunu şaşırmış kimselerden olurum” şeklinde çevirmiş.

Aynı mealin, Duha süresinde de Hz. Muhammed için, “Seni daall’ bulup, yol göstermedi mi?” ayetini, “Seni sapkınlık içinde bulup yol göstermedi mi?” şeklinde çevirmediğini gördüm ve çocuğa gösterdim.  Ve Hz. İbrahim’in, babasına son derece nazik konuştuğu diğer ayetleri okudum. “Selam sana babacığım. Senin için Rabbimden af dileyeceğim” dediği ayetleri. Ve Hz. İbrahim’in Hud süresinde, “ince ruhlu, yumuşak başlı, çok içli” olarak tanımlandığını (Hud:75) ve Hz. Lokman’ın, Oğluna, ‘Anne babamızın, şirk koşmayı emretmelerine itaat etmemeyi,  ancak dünyada onlara iyi muamele etmeyi tavsiye ettiği’ ayeti okudum. Buna benzer yanlış, tutarsız ve yanlı çevirilerle her zaman karşılaşabileceğini hatırlattım.

Daha sonra bu ayetler ile ilgili yapılan çevirileri karşılaştırdım. Ulaşabildiğim meallerden sadece Mustafa Öztürk’ün, 2011 basımı Kur’an-ı Kerim Meali’nde (Anlam ve Yorum Merkezli Çeviri) kelimenin gerçek anlamına sadakat gördüm. 2008 basımında, “düpedüz sapıtmışsınız” şeklinde çevirdiği cümleyi,  2011’de “Görüyorum ki sen ve halkın düpedüz şaşırmış ve dalalete saplanmışlardansınız” (şaşırmış kelimesi hafif gelmiş olacak ki ‘dalalete saplanmış’ diyerek anlamı güçlendirmiş hoca.) şeklinde çevirmiştir.

Aynı sayfadaki 77. Ayette “dalalete batağına saplanıp kalmış kimseler gibi….” olan kelime, Duha süresindeki ayette de oldukça yumuşatılmış bir anlam ile, (Çünki söz konusu olan Hz. Muhammed’tir. Dalalet batağına saplanıp kalmış bulup… diye çevirecek değil ya.) “Senin arayış ve bocalayış içinde olduğunu görüp de sana vahiyle doğru yolu göstermedi mi?”  çevirirken, Fatiha süresinde, Duha’dakinin sadece çoğul kipi için, “Dalalete saplananların yollarına yöneltme bizi” şeklinde çeviriyor.
Farz-ı muhal, Duha’daki çeviriyi Fatiha’ya uyarlarsak, “arayış ve bocalayış içinde olanların yoluna iletme bizi.” şeklinde çevirmemiz gerekir. Ya da Hz. İbrahim’in babasına söylediği cümleye uyarlarsak, “ben sizi apaçık bir arayış ve bocalayış içinde görüyorum” çevirmemiz gerekir.

Ya da kelimeleri öznelere göre eğip büküp, mobil anlamlar vermek yerine efradını cami, ağyarını mani anlamlar verip tutarlı bir çeviri yapmak gibi zahmetli ve ilmi usule uygun bir çeviri yapmamız gerekir. O iş çok zor ve uzun zaman alan bir iş. En iyisi, kelimeleri yerine göre lastik gibi uzatıp, yerine göre kısaltarak, sözün nereye gittiğini hesaplamadan çevirmek. Savunma hazır nasıl olsa: “Arapçada kelimelerin tek anlamı yok. Birçok anlamı var. Araplar, armuda bazen elma der, bazen ayva der, bazen portakal der. Nihayetinde hepsi yuvarlaktır”

Hem nasıl olsa Hz. İbrahim’e bizim alışık olduğumuz tipik ‘Radikal Mealci, Radikal İslamcı’ tutum olan, atalarını, babalarını ‘Mekke’li Müşrik/ Cahiliye/ Putperest/ Ebu Cehil’ gibi görüp kaba muameleyi hak eden kişiler olarak görme’ jargonuna oturan bir cümle söylettirilmiştir.

Yazımı Hz. İbrahim’in (Muhtemel) sözü ile bitiriyorum:

“Kelimelerin orasını burasını oynatıp saçmalıyorsunuz ha! Ben sizi ve mealcilerinizi apaçık bir tutarsızlık, tahrif ve iftira içinde görüyorum.”

 

İlginizi Çekebilir

Medeniyetin el değiştirmesi 1

Arapça şehir anlamındaki Medine’nin kökü sayılan Müdun’dan türediği bilinen Medeniyet, “yönetmek, malik olmak ve deyn ...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir