İdam gelmeli, hemen şimdi.

Dünyanın en önemli ekonomik krizi çıksa, dünya tersine dönse,dursa,  şu anda iki masum yavrunun hunharca katledilmesinden daha önemli bir gündemimiz olamaz. Olmamalı. Eğer kendimize insanız diyorsak,  hele hele buna bir de Müslümanlığı ekliyorsak bizim üzerimize düşen, omuzlarımıza yüklenen en ağır yük bu masum canlara kıyan canavarlara, ailesinin ve tolumun vicdanını rahatlatacak olan en ağır cezanın verilmesidir. Bu ceza ise bellidir. Allah hükmünü Kuran’da koymuştur. Allah’ın koyduğu hükümden başka hiçbir ceza bu gibi olaylarda ne ailenin ne de toplumun vicdanını rahatlatır. Hadım falan, geçin bunları.Kısasta hayat vardır.

Sözümüzü eğip bükmeden yazalım;Bu canavarları bu millet şehrin meydanında ipin ucunda sallanırken görecek. Birde gidip tükürecek. Cümle âlem görecek. Bu ülkede bunu yapan, yapmaya cüret edenin sonunun ne olduğunu bütün dünya bilecek ki bundan sonra bu gibi olaylarla bir daha hiç karşılaşmayalım.

Günlerdir sosyal medyada, kahvede, hanımların ev sohbetlerinde, yazılı görsel medyada bu konunun tartışması süre geliyor. Kanamayan vicdan yok, asabı bozulmayan, yüreği yanmayan, tüm hücrelerine kadar kinini ve nefretini söylemeyen kalmadı. Tüm toplumun bu konuda ki ortak isteği, bucanavarların derhal yürekleri rahatlatacak olan idam cezası ile cezalandırılmalarıdır.

Eylül ve Leyla biri sekiz biri dört yaşında, ne yazık ki ikisinin de cansız bedenlerine ulaşılabildi. Birinin faili belli oldu, diğerinin ki aranıyor. Bu yavrular bir ananın, babanın evladı, bir dedenin torunu, akrabası, komşusu, arkadaşı.

Şu anda vereceğimiz tepkiyi kendi çocuğumuza, torunumuza yapılmışçasına veriyorum.  Vermek zorundayım. Bu yavruların analarının, babalarının, dedelerinin duyduğu acıyı hissetmek durumundayım. Bunu yapmazsan eğer, ben olmaktan çıkarım, insan olmaktan, vicdan sahibi olmaktan çıkarım. Müslümanım diye hiç ortalıkta dolaşmayayım.  Allah bunun hesabını benden sormaz mı? Toplum olarak bu yavrulara yapılanların hesabını nasıl veririz.

Şimdiher şey bir yana, Devlet yönetimi, kanunlar, ülkenin geleceği, ekonomik siyasal sorunlar, uluslararası anlaşmalar, Avrupa Birliği’nin geleceği falan bunların hepsinin bu işin yanında sözü dahi olmaz.Önce insanlığımızı kurtarmak zorundayız.  İnsanlığımız olmuyorsa, yok oluyorsa, şekli şemaili bozuluyorsa,ülken dünyanın en zengin ülkesi olsa ne olur,olmasa ne olur.

Bu ülkenin yöneticileri, kanun yapma ve yaptırma yetkisinde olan yeni yolladığımız Meclis Vekilleri, Ülkeyi tek başına kuracağın kabineniz ile 5 yıl milletin istediği üzere yönetme yetkisi verdiğimiz Sayın Cumhurbaşkanımız, Bu devletin yeni dönemini inşa edeceğin ilk günde karşımıza Allah böyle bir sorunu tevafukken çıkardı. Belki de önümüzün açılıp, açılmamasına vesile olacak bir imtihan ile karşı karşıyayız.

Yıllardır buna benzer olaylarla karşılaştık. Her defasında idam gündeme geldi. Özellikle 15 Temmuz hain darbe girişimini takip eden gecelerde, toplantılarımızda gündemde hep bu vardı. Yanan yüreklerin rahatlaması için millet olarak idamı meydanlarda ister olduk. Siz de defaten bu konu önünüze geldiğinizde, Meclis bunu onadığında sizde bu kanunu onayacağınızıdeklare ettiniz.

15 Temmuz gecesi Milleti meydanlara çağırırken “Ben bu topraklarda Milli iradenin dışında hiçbir gücü tanımıyorum”  dediniz. Şu anda idam konusunda bu Milli irade tam bir mutabakatla sağlanmış durumda. Yapılacak anayasa değişikliği ile bu konu kısa sürede halledilecektir. Mecliste muhalefet anayasa değişikliğini sağlamazsa hem muhalefetin gerçek yüzü ortaya çıkacak, hem de Millete gidilerek Referandum gibi kesin bir sonuçla bu iş halledilecektir.

Bu iş hep beraber, ülke olarak, fert fert hepimizin boynunun borcudur.

 

Sayın Cumhurbaşkanım yetki sizde, gereğini mutlaka yapacağınızdan endişemiz yok. Bir baba olarak, bir dede olarak sizi yıllardır tanıdığımız kadarı ile sizin de yüreğinizde bizden belki de daha fazla fırtınaların koptuğundan eminim. Sizin de bizim gibi düşündüğünüzden asla şüphem yok.

Bu görevi yerine getirmemiz gerekiyor. Bu imtihanı aşmamız gerekiyor. Bedeli ne olursa olsun. Özümüze, benliğimize, aslımıza dönmemiz gerekiyor.

Önce kendimize Allah ne der? Onu sormamız gerekiyor.

Mazlumların, mağdurların yüreklerini rahatlatmamız gerekiyor.

Eylül’e , Leyla’ya olan borcumuzu ödememiz gerekiyor.

Bu utançtan kurtulmamız gerekiyor.

Vallahi hesap günü geldiğinde sadece Eylül’ün, Leyla’nın dahihakkını ödeyemeyiz…

Selam, sevgi ve dua ile…

 

 

 

 

İlginizi Çekebilir

Medeniyetin el değiştirmesi 1

Arapça şehir anlamındaki Medine’nin kökü sayılan Müdun’dan türediği bilinen Medeniyet, “yönetmek, malik olmak ve deyn ...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir