İlk savaş kelimelerle başladı

Kelimeler, kimlik ve kişiliğin göstergesi. Eğer kimlik ve kişiliği bozmak istiyorsanız, kelimelerle işe başlayabilirsiniz. Kelimeler deyip geçmemek gerekir. Sevgiler, dostluklar, kinler, nefretler, tasalar kaygılar, hep kelimelerle dile getirilir. Fikirler, bilimsel çalışmalar, ekonomiler, siyaset, sanat ve ideolojiler, din, dinin inanç ve ibadet esasları da yine kelimelerle dile getirilir.

Sözü şuraya getirmek istiyorum. Tarihi ve tarihi olanı, tarihi figürleri, tarihi olayları; istediğiniz gibi yönlendirir ve çarpıtabilirsiniz, kelimelerle.  Hep derler ya bir milleti ifsad etmek istiyorsanız, önce iletişim kanallarını kesip, nesiller arası etkileşimin önünü tıkamanız gerekir. Sözünü ettiğim bu kural, son bir buçuk asırlık tarihimiz açısından, oldukça önemlidir.

Bir medeniyet dilimiz vardı. Birileri bu dili; medeniyetimizin entelektüellerin dili olduğunu, halkın bu dili anlamadığını iddia ettiler. Oysa asırların birikimi olan; sanat edebiyat, bilim ve zanaat, hep o dille geliştirilmişti. Nedim, Nef’i bu dili kullanmış, Fuzuli, Su Kasidesi’ni, Mehmet Akif İstiklal marşını bu dille yazmış, Tevfik Fikret Rubab-ı Şikeste’sini, Yahya Kemal, İspanya’da Raks şiirini, Necip Fazıl Sakarya Türküsünü bu dille yazmışlardı. Ahlakı, dini, ticareti, eğitimi, sanatı, siyaseti, insani ve toplumsal ilişkileri, anne- baba, komşu, hoca ve büyüklere bu dille hitap etmişlerdi, ediyorlardı.

Edebimizi, utanmamızı, toplumsal ilişkilerimizi, dost, akraba ve sevdiklerimizi ifade ettiğimiz kelimeler, bilerek, dönüşü olmayan sürgüne gönderildi. Oysa bu olay, dil adına korkunç bir ihanetti.

Dini terminolojiyi kitaplardan kaldırdılar, beraberinde. Çünkü o kelimeler, bizim medeniyet dilimizdi ve bu medeniyetimizin krize girmesine giden yolun kavşak noktasıydı. Mesela haram- helal, emir-yasak kavramları hayattan sürgün edildi. Ne kadar Arapça ve Farsça kelimeler varsa, dilde arılaştırma adına, önce kitaplardan sonra da insanımızın zihninden zorla sildiler. Çünkü bu dillerden alınan kelimeler, insanımızın zihin haritasını yansıtıyordu. Bu durum, verili sitem kurucuları tarafından, batılılaşma ve modernleşme adına toplumu, kendi istedikleri şekilde formatlamaları amacına yönelikti.

Ne var ki, bu pencereden dünyaya bakınca, başka milletler; kendi dillerindeki yabancı kelimeleri atmak yerine, başka dillerden kelime almayı bir zenginlik olarak görüyorlardı. Redhouse sözlüğü 1800’lü yılların ortalarında hazırlanıyor. Bizzat kraliçenin emriyle dünyanın bütün dillerinden kelime almanın kendi dillerini zenginleştireceğini söylüyordu. Günümüzde; İngilizce bu kadar yaygın olarak kullanılıyorsa, önemli nedenlerden birisi budur.

Öyle ki, bu lügâtı hazırlayan  James William Redhouse, dilimizde kullandığımız Arapça ve Farsça kelimeleri de içeren lügat hazırladığı da bilinmektedir. Bu nedenle, Sultan Abdülmecid’den İftihar nişanı almış, aynı zamanda, kendi ülkesinde de Kraliçe Viktorya’dan şövalyelik unvanı almıştır. Türkiye’deki jakobenizm, yaptığı bu dil katliamını; Necip Fazıl; ‘Mecburiyet zorun, mesele sorun/ Dedenin dilinden anlamaz torun./Ya bu kelimeler Türkçe değil,/ ya ben Türk değilim, /Oysa ben halis Türküm, bu kelimeler işgalcilerim./ diyerek, hicvediyordu.

Akademik çalışma yapanlar, bilimsel çalışmalarında, Türkçe dilini kullanmada ne kadar zorluk çektiklerini çok iyi bilirler. Çünkü Türkçede kullandığımız kelimelerin, Arapça ve Farsça kökenli müteradif kelimeleri, dilimizde olmadığı için, mevcut kelimelerle ifade edilen fikirler de o derece yüzeysel kalmaktadır. İngilizce dili bu yüzden çok daha fazla kullanılmaktadır.

Yeni neslin, kendi aralarında ve sokakta, ya da sosyal medya yazışmalarında kullandıkları kelimeleri anlayan var mı?  Hangi dilde ve ne anlatmak istiyor, bu yeni nesil. Okullarımızda öğretilen dil nerede? Ya da okullarımız da hangi dili öğretiyoruz, bu nesle? Sormak gerekmiyor mu?

Kendi medeniyetimize, din ve inançlarımıza açıktan cephe alamayanların, dili üzerinden elde ettikleri zafer, bu olsa gerek!…

 

İlginizi Çekebilir

Uludağ Üniversitesi kendi elektriğini üretecek

Bursa Uludağ Üniversitesi (BUÜ), Milli Türk Talebe Birliği (MTTB) tarafından düzenlenen “Dünyada ve Türkiye’de Enerji ...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir