İnsan kent ve kentsel dönüşüm

 

İnsan şehir ilişkisi esasen insan / mekân ilişkisidir.

Şehir inşa etmek / mekân inşa etmek, insanda fıtri bir duygudur.

Önce insan şehri inşa ediyor, sonra da şehir insanı inşa ediyor.

Bu sebepledir ki insan / şehir, insan / mekân ilişkisi paradoksal bir ilişkidir.

Zaten insanın başına her ne geliyorsa kendi yapıp ettikleri yüzünden değil mi?

 

Kent insan için yabancılaşma demektir, yalnızlaşma demektir, göç ve gurbet demektir.

Bu sebeple olsa gerek, kent insanının psikolojisi buhranlıdır / bunalımlıdır.

Bu yüzden kentli insanın kafası dumanlı, asabı bozuktur.

Çünkü modern kent ortamı gayri insanidir.

Modern kentin insanı yozlaştıran bir yanı vardır.

Modern kent hayatı her şeyden önce sürdürülebilir bir hayat değildir.

Hem ekolojik açıdan, hem ekonomik açıdan hem de sosyolojik açıdan sürdürülebilir değildir.

Modern kent mimarisinin arka planında insanlara asli ihtiyaçlarını karşılayacak mekânlar sunmaktan ziyade, yüksek kar elde etme düşüncesi yatar.

Bu sebeple modern kentin konutlarında oturanlarından ziyade satanları memnun olurlar.

 

Modern kent insana layık bir ortam değildir.

Özellikle de yaşlıların / engellilerin ve çocukların ihtiyaçları neredeyse hiç gözetilmez.

Modern kent mimarisi insanı tabiattan kopardığı gibi önemsizleştiriyor, değersizleştiriyor, hiçleştiriyor ve insanın özelini / özel hayatını / mahremiyetini yok sayıyor.

Modern zamanlarla birlikte ortaya sadece keyif ve konfor peşinde koşan, bencil, hazcı, duyarsız, sorumsuz, bir insan tipinin ortaya çıkması, insan / mekân, insan / şehir ilişkisinden bağımsız bir durum değildir.

 

Kentsel Dönüşüm

 

Kentsel dönüşüm ile kentte yaşayan insanların hafızası siliniyor.

Yıkılan / yok edilen mekânlarla birlikte insanlığın hafızası adeta yok ediliyor.

Kentsel dönüşümün arkasındaki şehir ve mimari anlayış deyim yerindeyse sakat bir anlayıştır.

Çünkü bu anlayış şehri sadece bina stokundan / bina topluluğundan ibaret gören bir anlayıştır.

Oysa şehir kurmak sadece inşaat faaliyetlerinden ibaret değildir.

Yaşadığımız şehir açısından da durum pek farklı değil ne yazık ki.

Şehir mimarisini belirleyen din / coğrafya / iklim / estetik ve güvenlik kaygısı gibi faktörlerin hemen hiç biri kentsel mimaride de, kentsel dönüşümde de etkili değil.

 

Esasen İslam’ın varlık görüşü / evren anlayışı bize şehirlerin imar ve inşasında dikkate alabileceğimiz / yararlanacağımız kimi kavramlar sunuyor.

Sözgelimi emanet ve mesuliyet, sanat ve marifet, tevazu ve saygı, fanilik ve hesap günü bilinci gibi kavramlar, yaşanabilir şehirler kurmakta yolumuzu aydınlatabilir, yolumuza ışık tutabilir.

 

Unutmayalım ki, medeniyetler kendini mimari eserlerde gösterirler.

 

 

İlginizi Çekebilir

Ne olacak bu cemaatlerin hali?

Tanınmış bir ilahiyat hocasına göre: “Devletimiz eğitimde birliği sağlamalıdır. Din eğitimi ve öğretimi sadece devlet ...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir