İslamın güncellenmesi…

İslam dini gibi çok önemli bir konuda fikir beyan edebilmek için dikkatli olmak gerek. Söylediğin bir cümle hüküm yerine geçerde “bu İslam’da böyledir, böyle yapmak gerekir,” dediğin andan itibaren bir fetva vermiş ve Allah’ın bunu böyle yapmamızı kesin olarak söylemiş ve yazmışsın demektir.

Oysaki bizim İslam’da kesin olarak bildiğimiz, üzerinde hiçbir tartışma dahi olmayan. Allah’ın bize peygamber vasıtası ile iletmiş olduğu tek kaynak KUR’AN’dır.

Kuran’ın dışında hangi kaynağa bakarsak bakalım tarihi seyri içerisinde görürüz ki,  farklı görüşler ortaya çıkmış, bazılarının kabul ettiğini bir diğerleri kabul etmemiştir. Ortaya çıkan itilafların sonucunda da birçok mezhep, cemaat ve tarikat ortaya çıkmıştır.  Bu gün geldiğimiz noktada her cemaat ve mezhep kendisininkini en doğru olarak ilan etmiş, diğerlerini eleştirmiştir. Bu iş o kadar çığırından çıkmış ki, biri diğerini küfürle suçlamış, dışlamış, bunun üzerinden mezhep savaşları daha İslam’ın ilk yıllarında çıkmıştır. Günümüzde dahi mezhep savaşları devam ede gelmektedir. Oluşan guruplar İslam’ın içine sonradan sokulan rivayetlerin farklı ve kendine göre yorumlanması neticesinde cihat adı altında terör eylemleri dahi yapanları her gün karşımıza çıkmaktadır.

İslam Allah’ın dinidir. Barış ve esenlik dinidir. Allah, bize daha ilk peygamberle birlikte sadece İslam’ı vaaz etmiş ve tüm peygamberleri ile daima aynı hükümleri bildirmiştir. Son peygamber Hz. Muhammed ile dinini tamamlamış ve tamamlanan dinini kendisi korumaya aldığı KUR’AN ile bize aktarmıştır.

KUR’AN’ı açıp okuduğumuzda görürüz ki, bu kitabın apaçık bir kitap olduğunu, herkesin bunu okuduğuna anlayabileceğini, bu kitapta hiçbir şeyin eksik bırakılmadığını, ayetleri okuduğumuzda akıl etmemizin, düşünmemizin gerektiğini Allah bize defaten söyler. Ve Allah bize şah damarımızdan daha yakın olduğunu, ne zaman başımız sıkışsa ona müracaat etmemiz gerektiğini, yalnız ona kulluk edip yalnız ondan yardım dilememiz gerektiğini de defaten söyler.

Hal böyle olunca, samimi bir kalp ile iman etmiş Müslüman bir kişi KUR’AN’ı anlayarak okuduğunda ve bunu bir başucu kitabı yapıp defaten sorunlarının karşılığını burada aradığında, Allah ona rahmet kapılarını açacak, biz Allah’a bir adım gittiğimizde, O bize koşacaktır.

Günümüzde din adına yapılan tartışmalar artık bize gına getirmiştir. Her kendine hocayım diye çıkan kimse, kendi görüşünü İslam’ın kesin emri gibi anlatıp çevresindekilerin buna uymasını istemekte ve bunun üzerinden de cemaatine ve kendisine rant sağlamaktadır.

Oysaki samimi bir Müslüman, bu konularda birçok araştırma yapmış olsa, hatta tahsili itibari ile KUR’AN’ı ezbere bilip, anlamını verse dahi, bir konuda görüş belirtirken “benim bu konuda buradan anladığımın budur, eksiğim ve noksanım olabilir, en doğrusunu Allah bilir, onu da bize KUR’AN ile bildirir. Siz de bunu kendiniz araştırın ve KUR’AN ile bu görüşümü test edin, doğrulayın.” demesi gerekir.

Yaşadığımız toplumda farklı inanç kesiminden olan insanlarla birlikte yaşıyoruz. Öyle ki, dünya artık birçok konuda birlikte hareket ediyor. İnternet çağı tüm dünyayı birbirine bağlamış. Dünyanın öbür ucundan bir kişi ile dahi sohbet etme imkânımız var. Hatta ticaret dahi yapabiliyoruz. Bu dünyada birlikte yaşamak durumundayız. Ve Allah insanlara inanma veya inanmama özgürlüğü de vermiş. Bunu Kuran’ı açıp okuduğumuzda görüyoruz. Kimseyi bir dine girme konusunda zorlayamayız. Veya Kimsenin kendi inancımıza göre yaşamasını isteyemeyiz. Bu, en yakınımız dahi olabilir. Tavsiye edebiliriz, yol gösterebiliriz. Ancak zorlayamayız.

 

 KUR’AN, içinde beyan edildiği üzere Arapça bir kitap olarak inmiştir. Yani, önce hangi topluma inmiş ise o toplumun anlama dili ile gelmiştir. Ancak, Allah Kur’an’dan sadece Arapça bilenleri değil, bundan böyle gelecek tüm insanlığı sorumlu kılmıştır. Öyleyse dünyada çeşitli dillerden olan insanların bu kitabı anlayabilmeleri için KUR’AN’ın kendi dillerine en doğru şekli ile çevrilmesi, tercüme edilmesi gerekir.

Her dilde, bu konuda kendini yetiştirmiş, tahsil görmüş kişi ve gurupların bir araya gelerek zaman içerisinde günümüz anlama diline göre KUR’AN tercümeleri yapmaları gerekir. Arap dili ve edebiyatını, İbrani dili ve edebiyatını, Fars dili ve edebiyatını tahsil etmiş kişilerle, KUR’AN’ın nazil olduğu dönem olan Peygamberin hayatını gerçek ve açık belgelerle incelemiş tarihçilerimizin bir araya gelerek, belirli zaman aralıklarında, kavramları anlayacağımız şekilde tercüme edilmiş KUR’AN metinlerine ihtiyacımız vardır.

İşte bu metinlerin, yeni yetişen neslimiz tarafından okunmasını ve gençlerimize en doğru kaynağın bu olduğunu, başka mecralara gitmemeleri gerektiğini söylememiz gerekir.  Bu güne kadar bu konuda zaman harcamış, ilim tahsil etmiş, bizlere Kur’an meali aktarmış olanlardan Allah razı olsun.

Benim güncellemeden anladığım budur.

İslam’ın kaynağı tektir ve değişmezdir. İslam’ın reforma ihtiyacı yoktur. Yeter ki, ilk geldiği zaman insanlar KUR’AN’ı nasıl anlamışlarsa ve bu konuda kendi aralarında nasıl itilafa bile düşmemişlerse, o günkü kavramların anlamı ve manası şimdi bizlere doğru olarak aktarılsın.

Yoksa “düşmanlarınız için yağız atlar besleyiniz.” ayetini okuduğumuzda, bol bol at beslememiz gerekir. Oysaki Allah bize burada savaş için günümüz şartlarına göre hazırlık yapmamızı istiyor. Bu gün bunun karşılığı elbette ki, savaş uçakları, tanklar, füzeler, savaşan robotlardır.

En doğrusunu Allah bilir, bize de Kuran ile bildirir.

Selam, sevgi ve dua ile…

 

 

 

 

İlginizi Çekebilir

Muhtemel seçim sonucu üzerine.

Bir kısım araştırma şirketi AK Parti’nin oyunu 42 seviyelerinde gösteriyor. Vekil sayısının 300 ‘ün altında ...

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir