İstanbul’un fethi Bizans’ın çöküşü

Ağırlıklı olarak fethin manevi yönünü bu yazımda dile getirmeye çalışacağım. İstanbul sıradan bir şehir değildir. “Dünyanın tamamı bir ülke olsaydı başkenti İstanbul olurdu.” denildiği gibi, merhum Necip Fazıl Kısakürek nasıl ifade ettiğine bakalım. ‘’Güneşi altın yıldız, suyu telli pulludur. Ay ve güneş ezelden iki İstanbulludur.’’

Manevi yönden sıralama yapıldığında Mekke, Medine, Kudüs ve İstanbul yan yana sıralanıyor. Peygamberimiz ‘’Elbette Kostantine’ye (İstanbul) fethedilecektir, onu fetheden komutan ne güzel bir komutandır ve onu fetheden ordu ne güzel bir ordudur’’ buyurmuş olması, İstanbul’un önemini anlatmaya yeter artar bile.

İçinde binlerce Evliya, Enbiya ve ulama bulunması, hele Eyüp Sultan Hazretleri gibi Medine’de evinde Allah’ın Resulünü misafir etmiş büyük bir sahabeyi bulundurması ayrı bir güzelliktir. Hocası Akşemsettin, Fatih Sultan Mehmet’e “Evladım İstanbul’un fethi Allah dostlarının duaları ile mümkün olmuştur.” ifadesine Fatih’in cevabı çok manidardır: “Hocam demiş evet dediklerine aynen katılıyorum, duanın gücüne inanmamak mümkün mü? Ancak duanın yanında kılıcında hakkını unutmamalı.” Demiştir.

Demek ki madde ile mana bir arada olursa ancak zafer o zaman müyesser oluyor. Burada bir gerçeği daha ifade etmek isterim. Manevi fütuhat olmadıkça maddi fütuhatların hiç değeri yoktur. Yukarıda ifade ettiğim hadisi şerifi ve sevgili Peygamberimizin büyük mücadelesine mazhar olmak için kim canını feda etmez ki? Böyle bir hareket içinde bulunmak emir olarak değil köle olarak, hizmetçi olarak hatta bulaşıkçı olarak bulunmak makamların en yücesidir. Onun için bu yolda ölenlere şehit, kalanlara gazi demişler.

İstanbul tarihi, coğrafyası, jeopolitik ve jeostratejik konumu itibari ile bir harikadır. Onun için, İstanbul’a sahip olmak için birçok kuşatmalar olmuştur. Bunları sıralayacak olursak on yedi kez Yunanlılar, Rumlar ve Latinler tarafından, yedi kez Müslüman Araplar tarafından, beş kez Osmanlılar tarafından kuşatılmış. En son “Ya ben Bizans’ı alırım ya Bizans beni.” diyen Fatih Sultan Mehmet tarafından fethedildi.

Fatih Sultan Mehmet’in İstanbul sevdası, İstanbul aşkı, İstanbul rüyası bambaşkadır. 1444 tarihinde tahta çıktığında on iki yaşında idi. Bu uzun sürmedi bu zaten babası tarafından bir deneme idi. 1451 de tahta çıktığında yirmi bir yaşında idi. Yirmi sekiz yıllık padişahlığı süresince iki imparatorluk on dört devlet iki yüz şehir fethederek İslam topraklarına katmıştır.

Bir ayeti celile de yüce Allah mealen şöyle buyurmuştur ‘’Ey iman edenler eğer siz Allah’ın dinine yardım ederseniz, Allah’ta size yardım eder (harpte) ayaklarınızı sabit kılar ’’ (Muhammet/8).

Bir ayeti celile de mealen şöyle buyuruyor ‘’Seveceğiniz diğer bir nimet daha vardır. Allah’tan Nusret ve yakın fethi sen müminlere müjdele (Mekke’nin ve İstanbul’un fethi)’’(Kuran’ı Hakim ve meali Kerim cilt 3 sayfa 1039).

Üçüncü bir ayet meali ile yazımı sonlandırmak istiyorum. ‘’Kim Allah’a ve onun Resulüne itaat ederse, o kişi Allah’ın sevip in’amu ihsan ettiği kişilerle beraberdir. O kişiler nebiler, Sıddıklar, şehitler ve salih kimselerdir. Bunlar ne güzel arkadaşlardır ’’ (Nisa/69).

İşte Fatih Sultan Mehmet, İstanbul sevgisini Allah ve Resulullah’ın sevgisiyle birleştirdi ve bütün maddi gücünü de ortaya koyarak İstanbul’u ve gönülleri fethetti. Allah kendisinden ve askerlerimizden razı olsun. Gelecek yazımda bu konuya devam edeceğim.

Allah’ın rahmeti inananlar üzerine olsun.

İlginizi Çekebilir

Hoşamedi ey liberalizm

İranlı şarkıcı Muhsin Namjoo’nun İstanbul’da açık hava tiyatrosunda 6 Ağustos 2018’de verdiği konser İran’da başlayan ...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir