Son Haberler

İstanbul’un Fethi, Bizans’ın yıkılışı -2-

İstanbul’un fethini sadece bir çağın yıkılışı ve yeni bir çağın başlangıcı olarak görmek, işi hafife almak olur. İstanbul’un fethi Mekke’nin fethine benzer. Küfrün bel kemiğinin kırılması anlamına gelir.

“Dünya bir devlet olsa başkenti İstanbul olurdu” sözü boşuna söylenmemiştir. Bu sözün bugünde geçerliliği aynen devam etmektedir. Onun için bu fetih, çok büyük bir fetihtir. Bu fethi gerçekleştiren Fatih Sultan Mehmet büyük komutandır ve asker ile birlikte Peygamberimizin methine layık olmuştur.

İşin maddi yönüne gelince bu konuyu da biraz incelemek gereklidir. Fatih Sultan Mehmet, matematik ilminin de büyük dehası, dini ilimlerde büyük âlim (hafız), Arapça, Farsça, Yunanca, Sırpça ve İtalyancayı ana lisanı gibi bilir, okur ve yazardı. En büyük asker en büyük devlet adamıydı.

Fıkıhta Molla Hüsrev, tefsirde Molla Gürâni, matematikte Ali Kuşçu, kelamda Hocazade ve Ali Tusi onun en değer verdiği ilim adamlarıdır. Yanındaki devlet adamları da; Halil Paşa, İshak Paşa, Gedik Ahmet Paşa, Mahmut Paşa, Balaban Bey, Bali Paşa. Manevi ilim heyeti; Ak Şemsettin (Lokmani Sani) Molla Hüsrev (Durer) Molla Gürani, Molla Zeyrek, Hızır Bey (Kadı) ve daha birçok ilim heyeti.

İstanbul’un fethi neden önemlidir?

* İstanbul’un fethi Roma İmparatorluğunun ebedi sonu olmuştur.

*Tarih boyunca Hristiyanların dini merkezi olan Bizans imparatorluğuna son verilerek büyük bir fitne ortadan kaldırılmış ve Osmanlı Rumeli’ye Anadolu’ya hâkim olması sağlanmıştır.

*Tüm Karadeniz’i Osmanlı gölü haline getirmiştir ancak maalesef Lozan anlaşması bu imkânı elimizden almıştır.

Önemli bir açıklama: tarih boyunca harpler genelde toprak için olmamıştır. 1471 Malazgirt Savaşından önce Almanya’nın Köln şehrinde bulunan Dom Kilisesi’nde toplanan papazlar aldıkları kararla, Türkleri yenmek yetmez yeryüzünde (Kelime-İ Tevhit) söyleyen ve buna inanan tek kişi kalmayıncaya dek kafaları kesilecektir (Haçlı ruhu) budur.

Diğer taraftan Osman Gazi oğlu Orhan Gazi’ye nasihatinde: “Evladım bizim yolumuz Allah yoludur. Amacımız Allah’ın dinini yaymaktır. Yoksa kuru bir kavga ve cihangirlik davası asla değildir diye buyurmuştur.”

MÖ 660 yıl yanı iki bin küsur yıl surlar içinde saklı kalan İstanbul, Fatih Sultan Mehmet tarafından elli üç gün süren muhasara neticesinde 6 Nisan 1453’te artık KONSTANTİNE olmaktan çıkmış İstanbul hüviyetine kavuşmuştur.

Elli üç gün süren muhasara büyük kararlılıkla devam etmiş ve mutlu sona erilmiştir. 29 Mayıs 1453 Salı günü öğleye doğru şehre girilmiştir. Hz. Fatih askerlerine gazilerim Allah’a hamd olsun İstanbul’un Fatih’i oldunuz, size mukavemet edeni yok ettiniz, aman dileyenlere asla dokunmadınız kadınlara, yaşlılara, hastalara, dokunmadınız sizi tebrik ediyorum İslam anlayışı budur, şehrin anahtarını teslim alırken de bu anahtarı almayı bana nasip eden Allah’a hamdı senalar olsun demiştir.

Gelecek Cuma günü bu konudaki yazıma devam edeceğim. Selam Hakka tabii olanlara…

İlginizi Çekebilir

Hz. İbrahim radikal mı idi?

Hz. İbrahim’in, babasının ve atalarının yolunu taklid etmeyip ‘Göklerin ve yerin melekütunun’ arayışına girişmesi konusunu ...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir