Anasayfa / Yazarlar / İstanbul’un fethi, Bizans’ın yıkılışı -3-

İstanbul’un fethi, Bizans’ın yıkılışı -3-

İlk iki yazımda İstanbul’un fethi neden önemli olduğunu hatta Mekke’nin fethine eşdeğer olduğunu yazmıştım. Maddi ve manevi güç birleşince ne büyük gücün meydana geldiğini izaha çalışmıştım.

Bu günde dâhili ve harici düşmanların iş birliği olmasa çok daha büyük işler başaracağımız ortadadır. Hele şu İslam ülkelerinin yöneticilerinin birçoğunun İslam düşmanlarıyla iş birliği olmasa ne Amerika ne İsrail bugünkü çılgınlıkları ve şerefsizlikleri yapmaları asla mümkün olmazdı.

Yine İstanbul’un fethi konusuna dönelim. Fatih Sultan Mehmet Han Cuma akşamı teheccüd vakti kalkarak teheccüdünü kılmış, seccadesine sarılarak “Allah’ım senden yardım diliyorum, bu aciz kuluna İstanbul’un fethini müyesser kıl.” diye dua etmiş sabah namazını paşaları ile beraber kılmış ve Hu Allah deyip işe başlamıştır.

21-22 Nisan hala sırrı çözülememiş bir olay 72 parça gemi takriben 3 millik mesafeden karadan yürütülerek Haliç’e indirilmiştir. Bizans gibi güçlü bir devletin yıkılışında kendi iç meselelerinin de etkisi büyüktür. Rum ve Latin kiliselerinin amansız kavgası işimizi kolaylaştırmıştır.

Rum liderlerinden Loka Notara İstanbul sokaklarında kardinal şapkası görmektense Osman sarığı görmek daha güzeldir demiştir. Allah’a şükür olsun onun arzusu da yerine geldi. 29 Mayıs 1453 Salı günü çok önemli bir gündür. Orta çağın kapanıp, yeni çağın başladığı gündür.

Ulubatlı Hasan’ın yanında 30 civarında cengâveriyle birlikte surların tepesinde Kelime-i Tevhit bayrağını diktikten sonra şehadet şerbetini içtiği gündür. Ayasofya da ezan sesinin İstanbul semalarında yankılanarak namaz kılındığı gündür.

Ayasofya fetih nişanesi olarak camiye çevrilmiş, ilk Cuma orada kılınmış hutbeyi Fatih Sultan Mehmet Han kendisi okumuş namazı ise İstanbul’un manevi Fatihi aynı zamanda Fatih’in hocası olan Akşemseddin kıldırmıştır.

Ayasofya’nın vakfiyesinde bu mekânı cami olmaktan çıkaranlara Allah lanet etsin diye kayıt konmuştur. Buna rağmen 1934 yılında sahte bir evrakla cami müze haline getirilmiştir. Hırka-ı saadet odasında 400 yıl aralıksız okunan Kur-an hatimlerinin bir emirle durdurulması gibi. Elhamdülillah bu durumda müdahale edilerek hatimlere yine başlanmıştır.

Fatih İstanbul’u fetheder etmez “Sahni Seman” medreselerini kurmuş, 19. asra kadar İstanbul’da 500 civarında medrese kurmuş ve tam bir özerklik vermiştir. İlim ehline verdiği önem nedeni ile medreselerin önünden talebelerin ve hocaların ayaklarından dökülen tozları toplatmış ve bu toz-toprakların kabrine konulmasını arzu etmiştir.

Fatih Venedikliler tarafından tertiplenen suikastlardan kurtulmasına rağmen saraya doktor olarak giren Asıl ismi Yakup olan ancak Dr. Yakup paşa olarak bilinen bir Yahudi tarafından zehirlenerek öldürülmüştür.

Bu lanet milletin işi hep budur. Bunlar yani Yahudiler binlerce Peygamberlerini öldürmüş lanetli bir millettir. Allah şerlerinden korusun.

Allah’ın rahmeti inananlar üzerine olsun.

 

İlginizi Çekebilir

Ortadoğu’da modernleşme ve kadın

Ortadoğu / İslam coğrafyasında modernleşme süreçleri daha ziyade hukuk ve eğitim alanlarında belirginleşti. Hukuk ve ...

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir