İstismar…

İstismarın pek çok tarifi yapılmaktadır. Bir şeyi işletme, meyvesini alma, menfaatlenme, bir kimsenin iyi düşünce ve hareketini kötüye kullanma, sömürme, bir kimsenin güvenini kötüye kullanma, alet etme, hak etmeyi bir şeyi elde etmek için, yalan söyleme, iki yüzlülük etme, aldatma gibi daha pek çok sorunlu davranış akla gelmektedir.

İstismarın beklide önemli bir farkı insana mahsus olmasıdır. Başka canlı türlerinde böyle bir davranışın varlığını tespit etmek zordur. İnsan bu yeteneği ile de diğer canlı türlerine önemli bir fark atmaktadır. Elbette bu fark insan cinsinin aleyhinedir. Onun değerini, erdemini tüketen bir davranış türüdür.

İstismarda bir kibir hali de vardır. İnsan sahip olmadığı bir özelliği, önemsemediği bir değerin bağlısıymış gibi gösterme çabasıdır. Çevresinin nasıl olsa bunu fark etmeyeceği kabulü ile böyle yapar. Dolayısı ile bir istismarcı öncelikle kendi çevresini bu davranışı ile aşağılamış olur. İstismarın konusuna göre giderek bütün toplumu küçük görme işletme halini alır.

İstismarcını sömürdüğü bir değeri zamanla içselleştirebileceği, başlangıçta sahiplenmese de geçici olarak birilerini aldatma niyetiyle böyle davrandığı düşünülse bile bu düşünce isabetli değildir. Çünkü istismarda esas olan kötü niyettir. Karşı tarafı aldatabileceğini kabullenmedir. Bazen bu aldatmayı bir hak olarak gördüğünü açık eden örneklere bile rastlanabilir.

Demokrasi için pek çok açıklama yapılabilir. İyidir hoştur lakin demokrasi kötü niyetlilere bir istismar alanı da vermektedir. Bir şeyin istismar edilmesi elbette o şeyi doğrudan iyi olmaktan, faydalı olmaktan çıkarmaz. Ama istismarcıların nasıl bir faaliyet alanı buldukları ya da demokrasi ile nasıl bir fırsat alanı buldukları da ayrıca düşünmeğe değer bir konudur.

Seçimler istismar konusu hakkında da ibretlik örnekler sunmaktadır. İnsan cinsinin sahip olmadıkları ile övünmesine, yapmadıklarını pazarlamasına, tu kaka ettiklerini geçici olarak baş tacı ediyormuş gibi rol yapmasına dikkat çeken örnekler vermektedir.

Kabul etmek lazım ki istismarcılarda bir aldatma, rol yapma yeteneği olduğu kadar, istismar edilen değerlerin pazarlandığı insan grubunda da bir aldatılma, yanıltılma yeteneği vardır. Hatta bu aldatılan, yanıltılan kesim olmasa belki istismarcıların yetenekleri de işlevsiz hale gelecektir. İstismar edenin elbette kendine göre bir beklentisi vardır. O beklenti gerçekleşirse bir menfaate bir güce ulaşacağını öngörmektedir.

Ancak istismara uğrayan ya da aldatılan yanıltılanın elde ettiği hiçbir şey yoktur. O yanıldığı ile kalmaktadır. Bu yanılgı bazen öyle boyutlara ulaşır ki ne geriye dönüşü ne de telafisi mümkün değildir. İdamlık Temel’e son sözü sorulduğunda “bu bana ders olsun” diye karşılık vermiştir. Artık idamdan sonra çıkaracağı dersten Temel’e nasıl bir fayda olabileceğini bilmek ise normalde fanilerin bilme iktidarının dışındadır.

İstismarın temelinde duygulara yenik düşme vardır. Kişi aklını kullanmayıp, kalını verilerini dikkate almaz ise onun duygularına seslenenlerin istismarından kendini nasıl koruyabilir? Üstelik bazı işler vardır ki defalarca yaşanmıştır. Denenmiştir. O denemelere şahit olanların olup bitenleri yok sayarak duygularına yenilmelerini anlamak da açıklamak da zordur. Kendi tecrübesini değil de başkalarının tecrübelerini önemli sayanların istismara karşı yapacakları bir şeyleri de yoktur.

Bu yüzden kişinin başına gelenler kendi yaptıkları nedeniyle olduğu gibi aldatılması da istismar edilmesi de kendi yaptıkları ile açıklanabilir. Ömrünü aldanma ile geçirenlerin kayıpları hiçbir kazançla telafi edilemez.

İnsanın karşılaştığı her fırsat her imkan onun sınavı sayılır. Sınavlarda gözünü kapatanların aklını kullanmayanların sonuçlarından da sevinemeyeceği açıktır. Sınavın sonucundan sevinmek için ona hazırlıklı olmak kadar sınav esnasında da gözü açık olmak icap eder. Sınavın sonunda ah vah etmenin ya da bu bana ders olsun demenin kimseye bir faydası yoktur.

Seçimler de bir fırsat bir imkan olarak düşünülmelidir. İnsan duyguları ile seçim yaparsa pişman olur. Ama pişmanlığı ile de o seçimin sonuçları ortadan kalkmaz. Seçim yapacak bir insan ne istediğini bilmelidir. O bilgi ile seçimini yapmalıdır. İş olsun diye madem bir seçme hakkım var gidip onu kullanayım diye seçim yapılmış olmaz. Seçilenin her şeyini olmasa bile toplumu ilgilendiren taraflarını mutlaka bilmek lazımdır. O bilgiyle yapılacak seçimden olumlu bir şey beklenir. Aksi halde her seçim yeni bir istismarın yeni bir aldanmanın da aracı olur. Doğrusu haberleşmenin bu kadar hızlı ve yaygın olduğu bir dönemde istismara aldatılmaya karşı iyi seçim yapmak insan cinsine yakışır.

 

İlginizi Çekebilir

ABD dinin neresinde, din ABD’nin neresinde

ABD’nin gerek kuruluşu esnasında, gerek kuruluşu sonrasında ve gerekse Amerikan toplumunun kimlik inşasında din faktörü ...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir