İttifak Cümbüşü: Kim Kime Dum Duma

1987 yılında sahibi ve sorumlu yazı işleri müdürü olarak ve bir kaç arkadaşla çıkardığım Cemre dergisinde yazdığım bir yazının başlığıydı ‘kim kime dum duma’

İfadenin sözlük anlamı şöyle verilmiş: ‘Kimsenin kimseyle ilgilenmediği, kimseye önem verilmediği, çok karışık bir durumu anlatan bir söz’

Başka bir ifadeyle her bir kimsenin karışık bir ortamda değersizleştiği, neden, niçin sorularına kimsenin ehemmiyet vermediği bir durum içinde söylenebilecek bir söz.

Belki de bu söz ‘bindik bir alamete gidiyoruz kıyamete’ zamanlarına ait toplumsal durumu betimlemek için de kullanılmış da olabilir.

 

***

 

24 Haziran 2018’de yapılacak olan cumhurbaşkanlığı ve parlamento seçimlerinin iki önemli yeni ayağı var. Birincisi adı farklı ifade edilse de ‘Başkanlık’ , ikincisi ise ‘ittifak’ konusudur.

Türkiye’de ‘başkanlık’ meselesi, ‘İkinci Yeni Türkiye’ veya ‘yeniden kurtuluş ve yeniden kuruluş’söyleminin de açık ya da gizli bir öznesi olarak zaman zaman hep gündeme geldi. Nihayet ilgili referandum sonrası anayasal bir durum arz ettikten sonra ilk seçimi yapılacak.

Diğer konu ise ‘ittifak’, dikkat edersek eğer ‘koalisyon ’filan değil, tam tamına bir ‘İttifak’ söz konusu olan.

Nedir ittifak peki?

Kanun metnine dönüşen yasaya yön veren siyasi aktörler bu kelimeyi gelişigüzel seçmiş olabilir mi?

İttifak sözlük anlamı olarak, birlikte hareket etmek üzere anlaşma, bağlaşma, birleşme, birlik ve oy birliğianlamlarına geliyor.

Bu yazı da ‘Uluslararası ilişkilerde, türlü devlet veya güçlerin ortak eylemde bulunmak için oluşturduğu birliğe verilen isim’ anlamını konumuzun dışında tutalım.

***

Bu seçimler, küreselleşen bir dünyada, yerel olanın küresel olandan bağımsız olmadığının en çok hissedildiği bir dönemde yapılıyor.
Savaş ve Seçim kavramları bir kez daha birbiri yerine kullanılabilecek ekonomi politik bir süreç yaşanıyor.

Adeta ‘ya herro ya merro’‘ya ölüm ya kalım’ çemberinde bir durum. Bakınız dikkat ettiyseniz, ‘ya istiklal ya izmihlal’ ifadesini kullanmadım. Aslında bu süreci, böyle görenler olmadığını da söyleyemem doğrusu.

Sosyal/siyasal ortam, İttifakların hayat memat meselesi olarak lanse ettiği bir seçim atmosferi yaşıyor.

‘Karşıdaki, karşımdaki zorluk nasıl olursa olsun, her güçlüğü, her türlü tehlikeyi göze alıyorum, her ihtimali gözeterek her türlü işbirliğine açık durumdayım’ şeklinde anlaşılabilecek bir durum.

Ne demeye getiriyorum, bu süreçte ittifakların ortaya koyduğu durum aşağı yukarı bu anlamlara geliyor.

Karşıdaki, karşımdaki zorluk nasıl olursa olsun, her güçlüğü, her türlü tehlikeyi, her ihtimali gözeterek her türlü işbirliğini göze alıyorum demek.
***

 

Herkes herkesle boşuna mı ittifak peşinde turlayıp duruyor?

Tabi böyle zor durumların her zaman kifayetsiz yancıları da olur.
Sel afeti şartlarınıkollayıp kütük toplayan parti görünümlü siyaset komisyoncularını da kınamamak lazım!
Dükkân açık tutulduğu sürece bu işler böyledir. Ortalıklarda dolanıp duran, tabelası olan her ‘siyasi amortici’ böyle zamanlarda çeyrek bilete büyük ikramiye kazanmış gibi olur.

Sözümüz meclisten içeri olsun madem.

Amortici siyaset meselesi yazının akışında korsan olarak araya girdi bir şekilde.

***

Biz ana konumuza devam edelim en iyisi.

Dört eğilim Turgut Özal’ın eseriydi. Partilerin ittifakından ziyade kesimlerin, kişilerin bir çatı altında bir araya gelip siyaset yapma imkânı bulduğu bir yöntemdi.

Uzun süre atışma ortamı yaşamış ve darbe sonrası yeniden kendini siyasal ve düşünsel olarak sorgulayan toplumsal zeminde ortaya çıkmış ve karşılık bulmuş bir ortaklaşma yöntemi olarak başarılı da olmuştu.

Şimdi ki ittifaklar bambaşka bir şey.

Herkes her yerde.
Herkesin  herkesle bir araya gelebildiği bir durum var.
Geçmişte ne olup bittiği, ne kadar kanlı bıçaklı olunduğu, kim kimin mazlumu, kim kimin zalimi olup olmadığına bakılmadan tüm dünlerin yarın için resetlendiği bir ittifak yöntemi.

Adaylar da öyle. Herkes her yerde aday. Karışık filan değil tam bir matematiksel algoritma.

Bir nevi cepheler savaşı.

Bir yerde ‘gömlekli milli görüş’, milliyetçi, Kemalist, seküler ve ulusalcı çizgiyle dünya görüşü ve idealleri itibariyle uzlaşmaz çelişkileri olmasına rağmen bir ittifakın içindeler.

İktidar koalisyonları dışında ayrı dünyaların partileridirler aslında ama ‘ya herro ya merro’ ittifakı içinde hepsi bir aradalar.

Buraya bir parantez açalım!

Diyecek bir şey yok seçim barajlarının ısrarla yüzde 10 seviyesinde tutulması, sonuçta iddiası ve tabanı olan ve fakat barajı aşamayan partileri meclis dışında tutuyordu.
Daha çok MHP’nin baraj altında kalmasını önlemeye matuf bir düşünceydi ittifak yasası. Diğer partiler için barajı bir bariyer olarak kalacak, MHP ise bu ittifak sayesinde içine düştüğü açmazdan kurtulacaktı.

Yasa çıkarılırken muhalif partilerin şimdiki bir ortaklaşmayla böyle bir şey yapabileceklerine ihtimal verildiğini sanmıyorum. Onlar da boş durmadılar tabi, ‘ittifak’ yasası sayesinde ve şemsiyesi altında konsolide olarak yeni bir karşı dalga oluşturdular. Böylece farklı siyasal eğilimler en azından meclis yolu için ‘ittifak’ imkânından azami derecede yararlanmış oldular.

***

Diğer taraftan ise aynı çizgiden gelen, Erbakan hocanın tabiriyle ‘milli görüş gömleğini‘ çıkartan, çoğu zaman adres göstererek ‘milliyetçiliği ayaklar altına alan’ siyasal bir söyleme sahip olan AK Parti’nin, milliyetçi parti ve aynı partiden ayrılan Bbp ile ittifak yapması da, bu dönem seçiminin ne kadar öneme haiz olduğunu gösteriyor.

Anlaşılan o ki değerlerin ve ilkelerin bir kenara bırakıldığı, aslolanın sadece ve sadece, ‘hayat memat’ meselesi olarak görüldüğü, ne pahasına olursa olsun seçimleri kazanmak için kurulmuş olan ittifak cephelerinin zorunlu birlikteliklerini görüyoruz.

Tüm bunlar normal karşılanabilir mi diye sorarsanız eğer, siyasetinsadece meşruiyete tabii olan değil aynı zamanda kendi meşruiyetini de yaratan bir alan olduğunu söyleyebilirim.

Bu vesileyle herkese huzurlu ve sıhhatli bir ramazan dilerim.

İlginizi Çekebilir

“Eşit olmayan koşullar”

Seçimleri kaybedeceklerini bal gibi biliyordu ya yine de ısrarla kazanacaklarını öne sürüp duruyordu. İkinci tura ...

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir