Son Haberler

İttihatçılardan Trump’a

Sultan Abdulhamit, siyasi dehasıyla; hem dünya barışına olan katkısı, hem ciddi olarak zaafa uğramış Osmanlı devletini ayakta tutmak, hem de İslam coğrafyasının bağrına saplanmak istenen Siyonist hançere engel olmak için otuz yıl mücadele etmiş ve kendi zamanında, ciddi başarı sağlamıştır. Çeyrek yüzyıldan fazla bir zaman diliminde, Siyonizm Kudüs’e girememiştir. Çünkü; Abdulhamit biliyordu ki, eğer Siyonist Yahudiler, Filistin’e girerlerse, İslam coğrafyasında kan ve gözyaşı dinmeyecek, zulüm bütün coğrafyayı saracaktı. Nitekim, bu öngörüsünde ne kadar haklı ve isabetli olduğunu, son yaşanan olaylar açıkça ortaya koymuştur.

Devletin içinde bulunduğu ekonomik ve siyasi durum, oldukça kötü durumda olmasına rağmen, Filistin’den toprak isteyen Siyonist Yahudi Theodor Herzl’i huzurundan kovnuş, kanla alınan toprakların bedelinin, Siyonist pullarıyla ödenemeyeceğini söyleyerek, tarihe kayıt düşmüştür. Ne var ki; tıpkı bu gün olduğu gibi, batılı kafayla düşünen ittihatçılar ve batıcılar, Siyonistlerin koltuğuna girerek, Sultan Abdulhamid’i tahttan indirdiler.

İttihatçılar iş başına geldikten sonra, yaptıkları ilk iş; Osmanlı’nın Düyun-u Umumisini kapatma karşılığında istedikleri toprakları, Yahudilere bedavaya peşkeş çektiler ve islam coğrafyasının kalbine hançer gibi sapladılar. İspanya sürgününden sonra, gemilere doldurularak köpek balıklarına yem olmaları için Akdeniz’e bırakılan Yahudiler, hiçbir ülke kabul etmezken, Osmanlı merhametine sığındılar, sonra da; tıpkı Hz Musa’ya yaptıkları ihanetin bir benzerini, Osmanlıya yaptılar. Yani cibilliyetlerinin gereklerini yerine getirdiler.

Politikacıların, İttihatçılarla başlayan ve cumhuriyet tarihi boyunca da süren Siyonistlerle iş tutmaları, Türk dış politikasını bilinçli, olarak bu coğrafyadan hep uzak tuttular. Ne zaman ki, Tunus’da, Libya’da, Irak’da, Suriye’de yangın başladı, o zaman, monşerler bunu fark ettiler, ama, özgürlük mücadelesine kalkan Arap halklarını, asi olarak suçladılar. Yıllarca; Siyonizme karşı mücadele eden Filistinli Müslümanları ‘Teröristler’ diye suçladıkları gibi. ‘Müslüman teröristler, Hristiyan falanjistler’ haber manşetleri, zihinlerimizde, hala tazeliğini koruyor.

Bu gün bile yangın kendi evinin bacasına kadar gelmiş, duvarları tutuşmuş, adam çıkıyor, ne işiniz var Suriye’de diye de kükreyip duruyor. Bu olsa olsa ittihatçılığın yeni versiyonudur. Oysa biraz mürekkep yalamış insan bile, mesele sadece Filistin olmayıp, tüm coğrafyayı etkileyecek gelişmeler olduğunun farkına varmaktadır.

İslam coğrafyasının bağrına saplanmış bu hançerin, yarın bir gün, sessiz kalanların ensesine ineceğinde kuşku yoktur. İngilizlerin desteği ile bu topraklara yerleşen Yahudiler, adım adım ‘Ard-ı Mev’ud’a yürüyorlar. Dün, destekçileri İngilizlerdi, bugün ise Amerikalılar. ABD, bölgedeki menfaatlerini ve sömürüsünü devam ettirmek için İsrail’e desteğini açıkça gösterirken, bir gelecek mutlaka yaptıklarının karşılığını, yine İsrail’den, ihanet olarak göreceklerinde kuşku yoktur. Bölgede yükselen çığlıkları duyan birisi var mutlaka.

İşin asıl önemli tarafı ise, yıllardan beri İsrail’in kucağında siyaset yapan yerli siyasetçiler, gelişen yeni olaylar karşısında, ellerini ovuşturmaları, bölgede akan kana, dökülen gözyaşlarına seyirci kaldıkları anlamı çıkar ki, tarih bir gün hesabını fazlasıyla soracaktır.

Bu olayların öncesinde, İslam ülkeleri adım adım bloke edildi. Mısır, Suudi Arabistan, gibi ülkeler bloke edildi. Trump’ın, Kudüs konusundaki tasarrufu karşısında göstermelik bir iki açıklama yapmaları, sadece bir tiyatrodan ibarettir.

Tarih bu sorumluluğu,  yine Türkiye’ye verdi. Anadolu insanının irfanı ve dinamizmi, cumhurbaşkanı Erdoğan’ın feraseti ile bu zorlukların da aşılacağı inancımızdan bir şey kaybetmedik.

İlginizi Çekebilir

Ahlak ve din ne, hukuk ne işe yarar?

07.12.2018 Klasik eğitim sistemimizde, çocuklara belletilen ilk cümle, dinim İslam, kitabım Kur’an, peygamberim Hz. Muhammed ...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir