Kendi kendinin çelişkisi: İnsanlık Halleri

‘Gerçekten insan çok zalim ve pek nankördür.’ (İbrahim, 14/34)

Bu günkü yazımı insanlık hallerine dair bazı kısa değerlendirme, aforizma cümlelerine ayırmak niyetindeyim.

‘Kalabalıklar genellikle kirleticidir, temizlenmek için bile yalnız kalmak gerekir’

“Yalnızlığı istedim. Çünkü nezaketi zayıflığın bir parçası, hoşgörüyü ödleklik, yücelmeyi böbürlenme fırsatı kabul eden kalabalığın terbiyesizliğinden usandım.” Halil Cibran

*

Alçakların yalanları da en az alçaklıkları kadar çirkin, kirli ve suflidir.

Sayıların egemenliği piyasacıdır. Fazla oy alanla fazla fiyat verenin iktidar/mülkiyet sahipliğine ilişkin piyasa algoritması aynı aklın ürünüdür.

Birbirlerine asabiyetle bağlı olanların gelenekselleşmiş asabiyet hukukuna göre genel kabul gören tutum, bu asabiyet halkalarına dâhil olmayanların gizli ya da açık ‘öteki’ muamelesi görmesidir.

‘ötekilerin’,  payına düşen genel geçer hukuk ise ‘mevali’ muamelesinden başka bir şey değildir.

*

Nice çakallar var ki kurt gibi uluyorlar!  Nice kurtlar var ki çakallıkta iyi iş var diyorlar…!

En enteresan bulduğum kişilik türü, apaçık yalanlarını hakikatmiş gibi pazarlamakta mahir olanlardır. Ondan daha enteresan bulduğum kişilik türü ise, yalanın farkında olan ve samimi olmadığını bile bile maddi ya da manevi bir menfaat beklentisiyle herkesten daha fazla onaylayanlardır.

Nerede bir iktidar, güç ganimet, imtiyaz, menfaat varsa orada müptezel bir hiyerarşi ve asalakları vardır.

Adalet ve hukuk’un belki de en çok dike getirilen iki kelime olmasa da en çok istismar edilen, yozlaştırılan ve en çok araçsallaştırılan iki yitik değer olduğunu söyleyebilirim.

*

Hayır hayır katılmıyorum!
‘İnsan insanın kurdu değildir’
Olsa olsa ‘insan, insanın ancak insanı olabilir’
Kurdun nihayetinde kemirme/çürütme/yeme kapasitesi sınırlıdır.

*

Korsanlar ganimete doymazlar/denizler ise korsan ölüleriyle doludur!

Modern korsanların mekânı kentlerdir ve kentler, bu korsanların imarlı/imarsız devasa mezarlıklara dönüştürdüğü sermayelerdir.

Doğayı, ekonomi/politik kazanım ve çıkarları için yağmalyıp/ sömürenlerin bilinçli afetlerine maruz kalıyoruz aslında! Onlar hem bu tür afetlerin failleri hem de azmettiricileri değiller midir?

‘İmar’ işleri acaip bir iş, siyasete dahil olanların bir eli bir şekilde ‘imar’ işinde. Ne döviz ne borsa ne altın ille de ‘İmar’. Temiz iş, ne kadar kirli olsa bile!

*

Sizin birilerinden alacaklı olduğunuzun hiç bir anlamı yok, onlar kendilerini borçlu hissetmedikleri sürece!

Her sabah ve doğan güneş karanlıkla mücadele için bir umuttur!

Ne kadar karanlık olursa olsun zaman, siz siz olun bir masumun sabah umudunu karartmayın, bir gönlün muhabbet direğini kırmayın

Gönülden bir merhaba, candan bir selâm, ciğerden bir nasılsın bayram üstü bayram köşkü gibidir, kalbimizden ve bir kalbi olanlardan esirgemesek ne iyi olur!

*

Nefret söylemine şiddetle karşı çıkanlar gördüm şiddetle nefret söyleminde bulunuyorlardı! Ayrımcılığa şiddetle karşı çıkanlar gördüm Kendileri gibi olmayanlara zenci muamelesi yapıyorlardı!

*

Şu dört huy sahibiyle dostluk kalıcı ve sahici değildir.
Böyle bir dostlukta ne ülfet mümkün olur ne de muhabbet. İki yüzlü, hasis/cimri, vefasız ve haset olanlar.

*

Olup biten şeylere yapılan her eleştiriyi ‘ihanet’, sahici bir özeleştiri yapmayı ise ‘ne alaka’ makamında karşılayarak yürünen yolun narsistik çıkmaz sokakları çok olur.

*

Küresel serbest piyasa kapitalizmi ve küresel finans/para sistemi mazlum halkların sistematik bir kurgulanmış afetidir!

*

Bir takımın oyuncusuysan tribünler senden ya gol atmanı ya gol kurtarmanı ya da artistik faul hileleri yapmanı bekler.

Ne kadar çok türbini coşturacak hareketlerin, artistliklerin varsa o kadar ‘adamsın’dır.
Hak/ hukuk/ centilmenlik/ dürüstlük/ iyi oyun filan trübinler için her zaman tali konulardır.

*

Hiç bir sorun, sorunu üreten bilinçle çözülemez. Einstein

‘Allahın ayetlerini az bir pahaya satmayın’ der Allah kitabında.

Hiç bir kariyer/makam/mevki/statü insanın adil/ erdemli/ahlaklı olma sorumluluğundan daha değerli değildir.

*
Kalabalıkların şarkısına iradi ve gönüllü olarak eşlik ediyorsanız eğer nihayetinde sizi içine hapsedecek bir çite doğru yol alacağınızın farkında olun.
*
Reel politiğin bekleme salonlarında, konjonktürel ilişkilerin döngüsünde az bir pahaya satılan ürünlerin çokluğu aynı zamanda azalan değerlerimizin de bir kâr zarar cetveli gibidir.
*
Her işin bir getirisi olabilir ama her hesabın getirisinin sayısal çokluğu insanı daha insan, dostu daha dost, yalanı hakikat yapmaz.
*
*
Kazdıkça kazanacağı cevherin maliyeti kurtarmadığını gören her maden tüccarının kadim işi başka madenlere yelken açmaktır ancak.
*
Dağların dağlanmış derdine yanması boşuna değildir.
*
Toprağın kimseyle bir sorunu yoktur ama her gelenin en kalbi yerlerine ya kazma vurup ya ateş yakarak iz bırakmasına sitemdir en konuşkan zamanlarda bile sükût etmesi.

*

Ve aylardan muharrem

Hüseyin ne ulus/mezhep davası gütmüştür, Ne de Kerbela ulusun/mezhebin üstünlüğüne and içenlerin şehitliğidir. Kerbela, Hakkı ayakta tutmak ve hak olanı çağlara şahit kılmanın adıdır. Kerbela, İnsanın insana kulluğuna köklü bir itirazın tüm çağlar için bir daha yaşatılmasıdır.

*

Ah eylül eylül Hüzün haramisi eylül Biraz geciksen nerde kaldın denir Gelsen sitem üstüne sitemler Adın Eylüle çıkmışsa bir kere Ne gam bilir hatırını Ne yar çeker kahrını

 

 

 

İlginizi Çekebilir

Simurg Ve Harese

Şöyle bir hikâye, anlatı var. Her şaka da bir gerçek olduğu gibi bu tür hikayeler ...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir