Kendinize bir sorun!

Halk arasında yaygın bir inanış vardır. Buna göre politikacılar yalan söyler. Bu inanış temelde verilen vaatlerin yerine getirilmemesinden kaynaklansa da işi iyice abartıp gerçekten akla hayale gelmeyen yalanlar söyleyen politikacılar da vardır. Bazıları kendini de inandırıp, hayal etmesi güç vaatler de sıralayabilirler. Bunlar arasında Denizli’ye deniz getireceğini söyleyen zat en çarpıcı örnektir. (Bilmeyen ve unutanlar için not: gerçekten böyle bir şey yaşandı.) Ama bunu yalan kategorisine sokamayız. Bu engin bir hayal gücünün ürünüdür. Bahse konu zatın kendini biraz fazla gaza getirmiş olmasının da payı vardır bunda. Üstelik bu söylediklerini inanarak söylemektedir. En çok gülüp geçersiniz, inanıyorsanız da gidip oy verirsiniz. Orası size kalmış.

Yalan ise çok başka bir şeydir. Küçük, beyaz yalanları da ayrı tutalım. Yeri gelir bunlar da normal sayılabilir. Burada konumuz yalanı benimsemiş, doğru söylemeyi unutmuş ve tüm politikalarını yalan üzerine kurmuş olanlardır. Bu tipler üretecek projeleri ve ufukları olmayan aciz kişilerdir. Bu acizliklerini yalanlarla örtmeye kalkarlar. Rakip gördüklerinin başarısı onları çileden çıkartır. Üst üste aldıkları yenilgiler artık onları iyice depresyona soktuğundan daha da çapsızlaşırlar ve artık yalan söylemek onlar için doğal hale gelir. Üstelik yalan söylediklerini ispat etmeniz durumunda bile vazgeçmez, aynı yalanları sürdürürler. Böylece başarılı olacaklarını varsaymak gibi bir garabetleri vardır. Çünkü bu algı yönetimidir ve cüzi miktarda da olsa insan kandırabilirler.

Burada unuttukları şey, artık bilgi çağında olduğumuz ve yapılanları rahatça gördüğümüz gerçeğidir. O aptal yerine koymaya çalıştıkları halk, kimin hizmet getirdiğinin çok iyi farkındadır. Burada yapılanları karalama yöntemi devreye girerse de halk, örneğin “Bu yollara ne gerek var?” diyenlere “Sen manyak mısın be abi?” demektedir. Diyelim ki hastanelere çamur atmaya gayret ediyorlar, bu hastaneleri kullananlar gerçeği birinci elden gördüklerinden “Hadi oradan!” demektedirler.

Yapılan hizmetleri inkâr etmek yalan politikasının bir parçası olduğu gibi, bunları yıkacağını söyleyerek söz konusu hizmetleri küçümsemeye, onları gereksiz göstermeye çalışmak ise resmen saflıktır. Millet yıkan değil yapan politikacılar aramaktadır. Yıkıcılık asla bir şiar olamaz.

Söz konusu politikacıları iyice balçığa saplayan ise müphem ilişkilerini gizlemek için söyledikleri yalanlardır.

CHP’den bir örnek verecek olursak, halkın genelinin tepkisini çekmemek amacıyla kapalı kapılar ardında gizli ittifaklar kurup, halka böyle bir ittifak içinde olmadıkları yalanını söylemeleri bunun en çarpıcı örneğidir. CHP belli ki HDP ile de ittifak içerisindedir ama bunu inkâr etmektedir.

Ne var ki, sirkatin söyleyen CHP Grup Başkan Vekili Özgür Özel cumhurbaşkanlığı seçiminde CHP’nin adayı Muharrem İnce’nin ikinci tura kalması halinde hapishanede bulundan HDP’nin terör örgütüyle olan bağlantıları yargıda olan adayı Selahattin Demirtaş’a Cumhurbaşkanlığı Yardımcılığı teklif edileceğini açıklayarak bu gizli ittifakı da itiraf etmiştir.

Lafım “Gözlerini Tayyip nefretiyle kan bürümüş” olanlara değil. Benim seslendiğim masumane olarak bunları bir şey zannedip oy vermeyi düşünen halka.

Kime oy vermeyi düşündüğünüzü artık görün. Bu vatanı seviyorsanız kararınızı ona göre verin.

Kendinize şu soruyu sorun;

Memleketimin Güneydoğu’sunda bağımsız bir devlet kurma adına terörden medet umarak sabi sübyanı öldürenlere, onları destekleyenlere oy verebilecek misiniz?

İlginizi Çekebilir

Bu topraklara hep yabancı kaldılar…

İsimleri ne olursa olsun, ama, kafalarıyla bu topraklara hep yabancı kaldılar. Müslümanın ekmeğini yediler ama ...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir