Anasayfa / Yazarlar / Kent hakkı da ne demek oluyor

Kent hakkı da ne demek oluyor

“Kaldırım taşlarının altında kumsal var”

“Kent hakkı bir haykırış ve bir taleptir”

 

Bu sloganlar, 1968 olaylarının meşhur sloganlarıdır.

Fransa’da öğrencilerin eylemlerde sıklıkla seslendirdikleri / dillendirdikleri sloganlar yani.

Gençlerin eylemlerde dillendirdikleri / kullandıkları başka sloganlar da vardır elbette.

Ancak o günden bu güne akıllarda kalan ve en çok bilinenleri bunlardır denilebilir.

Bu sloganlar kendi içinde antikapitalizmi de barındıran sloganlardır aynı zamanda.

68 gençlik hareketleri kentsel düzenin, en çok da kapitalizmin kentinin sorgulanmasının yolunu açtı. Dahası nasıl bir kent sorununu / sorusunu gündeme taşıdı.

İşte kent hakkı kavramı da o günlerde / o tartışmalar esnasında ortaya atılmış bir kavramdır.

 

Kent hakkı, kent kaynaklarına bütün kent sakinlerinin rahatlıkla ve kolaylıkla erişimi, kentte yaşayanların karar alma süreçlerine etkin katılımı ve kent sakinlerinin kent ortamında temel hak ve özgürlüklerini rahatlıkla gerçekleştirebilmesi demektir.

Görüldüğü gibi kent hakkı bireysel bir hak olmaktan ziyade kolektif bir haktır.

İnsan hakları tasnifinde de dayanışma hakları olan üçüncü kuşak haklar arasında yer alır zaten.

Kent hakkı kavramını gündeme taşıyanlar, kapitalizmin kentinde sermaye veya mülk sahibi olmayanların ve mekânların değişim değeri üzerinden para kazanamayanların, şehir üzerinde söz sahibi olma hakkını kaybettiğini iddia ediyor ve kent sakinlerinin haklarının piyasada mekânın değişim değeri üzerinden para kazananlar tarafından sürekli gasp edildiğini söylüyorlar.

Kent hakkı kavramının gündemde kalması bu sebeple çok önemli.

 

Bütünşehir’de Kent Hakkına Geçit Yok

 

Bütünşehir ya da bilinen adıyla büyükşehir uygulaması bağlamında kent hakları meselesi üzerinde durulmayı ziyadesiyle hak ediyor.

Çünkü bütünşehir / büyükşehir uygulamasının kent hakkının gerçekleştirilmesine imkân verdiğini söylemek hayli zor hatta imkânsız.

Sınırları ilin tamamını kaplayan / kapsayan büyükşehir’de / bütünşehir’de karar alma süreçlerine ve karar alma mekanizmalarına halkın katılımının hangi düzeyde ve hangi etkinlikte sağlanabileceği bu tartışmanın en başat konusu olsa gerek.

Çünkü yönetim birimi ne kadar büyürse, sınırları ne kadar genişlerse, yurttaşların kent yönetimine ve karar alma süreçlerine etki yapmaları ve katkıda bulunmaları da o oranda azalır, hatta  zorlaşır.

 

Bütünşehir / büyükşehir uygulaması ile birlikte kendi halinde hayatını sürdüren kırsal yerleşim birimleri, birdenbire kentin / kentleşme olgusunun birer parçası haline geldiler ve kentleşme olgusunun pasif bir nesnesi olarak gündemdeki yerlerini aldılar.

Şimdi bu durumda temel tartışma konusu şu olsa gerek.

Bütünşehir uygulaması ile Büyükşehir’e eklemlenen kırsal yerleşim birimlerinin sakinleri, kentsel yaşamda ne kadar var olabiliyorlar / ne kadar var olabilecekler.

Keza kentin biçimlenmesinde ne kadar etkin olabiliyorlar / ne kadar etkin olabilecekler.

Dahası kent yönetimine ne kadar katılabiliyorlar / ne kadar katılabilecekler.

Doğrusu konuşmaya / tartışmaya değer.

İlginizi Çekebilir

Canınız sağ olsun!

Nereden başlamam gerekir, nasıl başlamam gerekir, ne yazmam gerekir bilemediğim bir maç geride kaldı. Ligde ...

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir