Kutsal / dini metinlerin / kaynakların tarihselliği / güncelliği meselesine dair

 

 Tarih, insanın kendi elleriyle kurguladığı bir olgu olarak tanımlanabilir pekâlâ. Bu demektir ki, insanoğlu yaptıklarıyla tarih yazıyor, yaşadıklarıyla tarih yapıyor. Dolayısıyla tarihin öznesi insandır ve esasen her tarihi olay da biriciktir. Yani herhangi bir tarihi olayın bir daha aynen yaşanması muhaldir / imkân ve ihtimal dışıdır.

Kutsal / dini metinlerin ve kaynakların tarihselliği tartışması (tarihselcilik) esas itibariyle batı orijinli felsefi bir tartışmadır.  Bu toprakların / bu coğrafyanın / bu kültürün / bu medeniyetin yabancı olduğu ithal bir tartışmadır. Ne var ki bu medeniyetin çocukları da, şu ya da bu sebeplerle, bu ithal / bu yabancı tartışmanın etki alanından kurtulamadı. Batıda kutsal / dini metinler etrafında sürdürülen tarihsellik / evrensellik tartışmasından Müslümanlar da payını / nasibini aldı.

İslam’ın temel kaynağı olan Kur’an, tarihsel midir, yoksa evrensel midir, ya da nereye kadar tarihseldir, nereye kadar evrenseldir türünden tartışmaların artık Müslüman topluluklarda da var olduğu yadsınamaz / inkâr edilemez / görmezlikten gelinemez bir gerçek olarak karşımızda duruyor.

İslam’ın temel kaynağı olan Kur’an, 23 yıl süren bir zaman diliminde indirilen ve tamamlanan bir kitaptır. Bu boyuttaki bir zaman diliminde indirilen ve tamamlanan bir kitabın kabul etmek gerekir ki, tarihsel boyutu da olur, evrensel boyutu da olur.

Hiç kuşku yok ki, Kur’an öncelikle indiği çağı ve indiği topluluğu muhatap alan bir kitaptır. Ancak bu durum onun bütün zamanlara ve bütün toplumlara yönelik bir mesaj içermesine mani değildir. Kur’an’ın tarihsel bir boyutunun olması, onun evrensel boyutuna asla halel getirmez.

Esasen bu noktada cevap bulması gereken temel soru / temel sorun şudur / şu olmalıdır. İlk dönem Müslümanlar için Kur’an ne ifade ediyordu ve ilk Kur’an neslinin nasıl bir Kur’an tasavvuru vardı. Bu günün Müslümanları için Kur’an ne ifade ediyor ve günümüz Müslümanlarının nasıl bir Kur’an tasavvuru var.

Öncelikle bilinmelidir ki, Kur’an salt yüzünden okunan / salt ezberlenen bir kitap değildir. O aynı zamanda insanlara mesaj veren ve bütün insanlığa öğreti sunan bir kitaptır. Bu anlamıyla Kur’an metin ve mesaj bütünlüğü olan bir kitaptır. Kur’an’ı Kur’an yapan evrensel mesajının ıskalanması durumunda, o sadece okunan kitaplardan bir kitap durumuna düşer.

Kur’an’ın anlaşılması etrafında sürdürülen tartışmalar dün de vardı, bu günde var, muhtemeldir ki, yarın da var olacak. Öncekiler sonrakilerden, sonra gelenler önce gelenlerden daha iyi anlamıştır tartışması hep oldu ve hep olacaktır.

Kur’an’ın anlaşılması meselesi ayrı bir şeydir, doğru anlaşılması meselesi ise ayrı bir şeydir. Çünkü Kur’an’ı anlamak, her şeyden önce bir dil meselesidir. Dil ise zaman içinde eskiyen, yenilenen, yorulan, yorumlanan, canlı / dinamik bir olgudur.

Hiçbir anlama, açıklama ve yorumlama biçimi, biricik anlama, açıklama ve yorumlama biçimi değildir. Her açıklama ve yorumlama esasen eksikliğini ve yetersizliğini kendi içinde barındırır. Kur’an’ın doğru anlaşılması demek, tek bir anlama biçimi demek değildir.

İslam esas itibariyle Allah’a ve ahirete imandır. Kuran bu imanın temelini oluşturur. Meselenin aslı / esası / özü de budur. Vesselam.

İlginizi Çekebilir

Kamu kendine çeki düzen versin

09.12.2018 Son yıllarda kamu kurumları ve bu kurumları yöneten kişiler gerçekten kantarın topuzunu kaçırmış durumda. ...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir