Son Haberler

‘Mahmut mu diyem?’    

Sayısız defa izlediğimiz bir filmin hesapsızca güldüğümüz repliğidir; “Ne diyem? Mahmut mu diyem?”

Çiçek Abbas’ın, “Şakir’e çay yok” çıkışı ardından neden “Mahmut” ismini telaffuz ettiğini acaba hiç düşündük mü?

Ahmet- Mehmet gibi dilimizde hemencecik misal verilecek isimlerden değil ya da tartışmanın içeriğine uygun olarak; ağam-paşam değil de neden Mahmut?

Kulaklarım beni yanıltmıyorsa, kısa süre evvel bir tesadüf sonucu o sahnenin sırrına ulaştığımı düşünüyorum.

Ancak önce ustalara saygımızı gösterelim; o sahne ve filme adını veren karakter Çiçek Abbas herkesin gözünde hemen canlanıverse de; jenerik akışını göz ardı edenler için filmin kimliğini hatırlamakta fayda var…

Yönetmenliğini Sinan Çetin’in üstlendiği Çiçek Abbas filminin senaryosu, sinemanın önemli kalelerinden Yavuz Turgul imzasını taşıyor. Yapımcılığını Engin Karabağ’ın üstlendiği filmde müzikler ise Cahit Berkay ile Barış Manço’nun izlerini taşıyor.

Filmdeki karakterlere bürünüp bizlere İstanbul’da bir mahalleye konuk olma fırsatı sağlayan oyuncular ise; Çiçek Abbas olarak İlyas Salman, önce patronu sonra rakibi olan şoför Şakir rolüyle Şener Şen ve uğruna mücadele edilen mahallenin güzel kızı Nazlı olarak da Pembe Mutlu… Sinemanın ustaları Ayşen Gruda, Ahmet Mekin ve Ahmet Fuat Onan da filmde sağlam karakterler canlandırarak aklımıza kazınanlardan.

Şener Şen ve Yavuz Turgul’un oyuncu ve senarist olarak yollarının kesiştiği Çiçek Abbas filmi, 1 Eylül 1982’de beyaz perdeyle buluşuyor ve aynı yıl o zamanlar adı henüz Altın Portakal 19. Antalya Film Şenliği’nde en iyi senaryo ödülüne layık görülmüştü.

Gelelim; “Mahmut mu diyem?”

İnternet yayıncılığı yapan kanallardan biri üzerinden müzik dinlerken kulağıma bu ismin çalındığını fark edip, kaydı defalarca dinledim; “Mahmut diyem yar diyem”

Sözleri iyice öğrendikten sonra sıra ansiklopedik bilgiye ulaşmaya geldi; “Keşkem Bu Ellere Gelmez Olaydım”adıyla kayda geçen türkü, Erzurum yöresine ait. Kayıtlara, “Yaralı Mahmut Öyküsü” olarak da geçen türkü ilk defa 1968 yılında Muzaffer Yönden tarafından Ağa Keskin ve İlhami Uslu’dan derlenmiş. Notaya dökülmesi ise; Bursalı sanatseverlerin Büyükşehir Belediye Konservatuvarı’nda Türk halk Müziği çalışmalarından da hatırlayacağı Yücel Paşmakçı tarafından 1979 yılında gerçekleştirilmiş.

Filmin yapım sürecinde, “Ölene dek Mahmut diyem, yar diyem”sözleri dönemin türküsünden bir nakarattı. Sevgiye, bağlılığa, sadakate dair bu söz diziliminden hareketle Çiçek Abbas bir gönderme yaparak soruyor Şakir’e; “Ne diyem, Mahmut mu diyem? Şakir!”

“Bu saatten sonra, bende sevgin, hürmetin kalmamışken, sana şimdilerde meşhur olan türküdeki o güzel sözleri diyecek halim yok ya; Şakir” demeye getiriyor…

O zaman; türkünün dizelerini hatırlamak gerek:

 

Keşkem bu ellere gelmez olaydım

Seni bu hallerde görmez olaydım

Kırıla kollarım vurmaz olaydım

Ölene dek Mahmut diyem yar diyem

 

Öğleyinen ikindinin çağında

Bir gül bitmiş nazlı yarin bağında

Yıkılacak Karaman’ın dağında

Ölene dek Mahmut diyem yar diyem

 

 

İlginizi Çekebilir

İran nereye koşuyor

İran’ın bölgede başlı başına bir güç olduğunu, hem de oldukça etkili bir güç olduğunu söylemek ...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir