Son Haberler

Medyatik Vicdan: Ya Övgü Ya sövgü

Sosyal medya ortamında insanlık tarihinin belki de en çok sövgüsünün ve övgüsünün yapıldığını söyleyebiliriz. Yine sosyal medya ortamında insanlık tarihinin belki en çok yalan söylendiğinin ve bizzat bu ortam da, yalanın yeniden ve yeniden icat edilerek paylaşıldığını söyleyebiliriz. Tekzibi anlamsız kılan bir hızla yayılan yalan/yanlış şeylerin paylaşılma ve beğenilme histerilerini de dikkate alırsak herkes halinden memnun gibi. Paylaşılan her hangi bir yazılı ve görsel objeyi beğenmeye, ‘şok mangası’ kıvamında hazır kıta bekleyen,’oleey oleey’ci  embesil holiganlık durumları klinik psikyatrinin işi olduğu için –kusura bakmasınlar- onları bu yazıya misafir edemeyeceğim.

Sosyal medya sanal olmasına sanal ama sadece platform olarak sanal.

Gerçi bu platformlarda her bir şey kendi gerçekliğinden farklı biçim ve içeriklere dönüşerek yeni ‘kimlikler’ edinebiliyorlar. Çocukları saymıyorum. Onların sosyal medya ilişkileri ve burada olup biten şeylere dahil olmaları/maruz kalmaları ayrı bir sosyal medya meselesi olarak ele alınmalı.

Hangi kimliğe bürünürlerse bürünsünler, en azından şimdilik her şeye rağmen canlı/kanlı insanlar kullanıyor bu platformları. Hak ve fiil ve daha bilmem ne ehliyetine sahip gerçek ve tüzel kişiler kullanıyor yani.Bu ehliyetlere ilişkin kusurluluk hükümleri saklı olanları ayırarak,  klinikte ağırlanması gereken ‘sosyal medya şok mangası şovalyeleri’ne ilişkin durumu yukarda söylemiştim. Malumu ilan ederek, kimlerin kullandığına aşkla vecdle bir daha bakalım. Sen, ben, o, şu kurum, bu parti, filan vakıf, a hocası, b başkanı, bilmem ne derneği, medyacı, yazar/çizer şair filan, rantçı, dünür/damat, hokkabaz, hipnozcu, dipnotcu, tombalacı, defineci, manken, sahne şeycileri, patron, üfürükçü, tosuncuklar veeee  harika ötesi şeylere imza atan, sanal/sosyal tüm ortamlarının en yaratıcı sınıfı olan siyaset erbabı kullanıyor.

Hisseli harikalar kumpanyası gibi.

Anlayacağımız tüm toplum elbirliğiyle, torba halinde kopyalanmış olarak bu mecra da sanal bir toplum inşasında imece halinde çalışıyoruz.

***

Medya, kısaca kitle iletişiminin sağlanmasında kullanılan tüm araç ve imkânları ifade eder.
İletişim adı üstünde bir şey iletir, bir haberi, bilgiyi aktarır. Başka bir deyişle ‘mesaj’ içerir. Daha başka bir ifadeyle medya bilgi üretir ve bilginin algısal kontrolünü de yapar. Medya, bilgiyi üretmek ve pazarlamakla kalmaz aynı zaman da rakiplerinin ürettikleri bilgileri de işlevsiz kılacak, bilgi üretim mekanizmalarını durduracak yöntemler geliştirir. Herhangi bir haberi işler, baştan yaratır ve paylaşır. Medya, ihtiyaç halinde hiç yoktan haber üreterek bilgiye dönüştürür. Medya, günümüzde digital/sanal araçlara sahip olarak altın çağını yaşıyor. Medya mesajın hem üreticisi ve hem taşıyıcısı rolünü üstlenen toplumsal mühendisliğin en önemli mabedi gibi bir işlev, bir şebeke/ağ vazifesi görüyor. Her türlü bilgiye ulaşılan ilk ve en hızlı kaynak değil, medya aynı zaman da Tanrısal buyruklardan daha çok ve daha cezbedici görünümlerle bireylere ulaşan bir uyarı ve telkini de kendi uhdesinde tekelleştirerek patronajlığı da üstleniyor. Gustave Le Bon’un ‘Kalabalık Psikolojisinde’ değindiği gibi, kalabalıklar, ”çılgın mental salgına veya kitle histerisine yatkın, kendi istekleriyle hareket edemeyen otomantlar” niteliği gösterirler.Medya en çok bu ‘kalabalıkları’ hedef alır ve onlar üzerinden toplumsal algı piyasasını yeniden kurgular.  Toplumun neyi düşünmesi, neyi nasıl yapması, neyi nasıl yaptığının belirlenmesi, neyi gündemleştirmesi, neyin öne çıkması ve neyin değersizleştirmesi gerekiyorsa ‘7/24 alo medya dönüştürme/embesilleştirme/cenazeleştirme hizmetleri’ daima iş başındadır.

***

Alinur Aktaş Cumhurbaşkanı Erdoğanla ne görüştü?

Önümüzdeki dönem büyükşehir başkanının kim olacağı sorularına cevap ve beklentileri de içeren bu görüşme; Başkanlık için bir iftihar sadedinde, Bursa adına bir kıvanç vesilesi olarak Bursa Medya’sında ve köşe yazıcı kimi kalemlerce yazıldı, çizildi, mesajlar alındı verildi. Dün Altepe’ye ne yaparsa yapsın, tereddütsüz  ‘paşasın’ diyenler, Alinur Aktaş’a ise burun kıvıranlara baktım da,  çok hızlı bir şekilde hizalanmışlar ve yeni başkana artık tereddütsüz ‘paşasın’ deme moduna geçmişler.

Ne diyeyim ki.

***

Medya işi acayip bir iş.

Yukarda bu konuda bazı ciddi cümleler kurmaya çalıştım.

Her türlü yıkama/yağlama/cilalama ve de parlatma hizmetleri ‘dün dündür, bugün bugündür’ sloganıyla medya ve kalemleri tarafından itinayla icra ediliyor. Yıkama yağlama işleri gibi, aynı zaman da istenilen( bundan bana bir hayır gelmez artık/zarar gelme ihtimalini de ortadan kaldırmak için) kişi ve kurumları da davul zurna eşliğinde ‘perte çıkarma eksperliği’nde de pek mahir işlere imza atılır medya mekanizmalarıyla.  Dün övdüğüne, bugün sövmek, dün cehenneme kadar yolun var dediğine bugün cennetten bir köşk için himmet toplamak gibi bilumum ‘duygusal çıktıları’ olan işleri medya/cılık üzerinden takip edebilir.  Yazı  alıp başını gidiyor yaranın merhemsiz yerlerine doğru.

Medya, reklam, onur ve gazeteciliğin tacirlik hallerini yazar mıyım, ne zaman yazarım bilemiyorum ama bir şekilde yazılmalı arkadaş. Neyse konuya dönelim. Bu görüşme Bursa ve sorunları için iyi oldu mu? Bence iyi oldu. Süreç ne kadar şeffaf ilerlerse o kadar da iyi olur. Bursa Büyükşehir belediyesinin iflasın eşiğinde bir mali tabloya sahip olduğu zaten daha önce dile getirilmişti.Mali tablolardaki nazik durum ve Bursa’nın ülke siyasetinde özel konumu münasebetiyle, Başkan Alinur Aktaş, bu tür sıcak görüşmelerle yerel sorunları aktarma ihtiyacı duyması, süreç yönetiminin herhangi bir kazaya mahal vermeden yerel kararlara en tepeden destek ve onay alarak yürümek kaygısı anlaşılabilir bir şeydir.

Hem kişisel siyasi gelecek kariyeri açısından, hem de ‘devralınan enkaza’ ne yapabileceğini en tepedeki gücü de arkasına alarak ve o gücün onayıyla adımlar atmak istemesi gayet normal karşılanabilir.

Görüşme içerikleri basına yansıdığı kadarıyla kentsel dönüşüm de önemli bir madde olarak gündeme alınmış. Cumhurbaşkanı bu konuda ve tekraren altını çizerek ne demiş peki:

‘Yüksek katlar ve yoğunluğu arttırıcı kentsel kentsel dönüşüm projelerine asla izin verilmemesi gerektiğini’ söylemiş.

Güzel söylemiş.

Bu görüşmede Kat yüksekliklerinin 5+1 den fazla olmasın dediği de rivayet edildi.

Zaten bir yıl öncesinde deAK Parti Merkez Yürütme Kurulu toplantısında konuşan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, belediyecilik anlayışından hareketle bundan sonra yapılacak binaların 5 artı 1 esasına göre yapılması talimatı’ verdiği basına yansımıştı.

Yine, Çevre ve Şehircilik Bakanı Mehmet Özhaseki, ‘yeni imar planlarında 5 kattan fazlasına izin verilmeyeceğini bildirdiği tarih ise 5 0cak 2018 olarak kayıtlara geçti.

Bu bilgiler ışığında Bursa Projelerine bakmaya ne dersiniz?

Bu işte bir tuhaflık yok mu?

 

İlginizi Çekebilir

Çocuklar doğada çiçek açmalı

Binasız okul ve doğada ders kavramları üzerine yaygın teoriler olsa da, pratiğe dökülüp istikrarla devam ...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir