Son Haberler

Memleket Rutini: Hukuk borsası ve çiftlik manzaraları

Nihayetinde haftada bir yazıyorum.

Bırakın haftalık haberleri, günün sabahın da ortaya çıkan bir olay/haber, daha güneş batmadan bayatlıyor.

Olacak o kadar diyerek, her daim taze olmasa da, söyleyeceklerimizi de söylemekten imtina etmeden yazmaya devam.

***

Adı: Şamil Tayyar

Kendileri gazeteci olurlar.

Şu anda AK Parti Gaziantep milletvekili.

Ergenekon, balyoz dava süreçlerinde ününe ün katıp, meşhur oldu.

Sonra da milletvekili.

Geçtiğimiz günlerde bir televizyon programında şunları söylemiş.

“Gaziantep’te çok ciddi FETÖ borsası var. Milyon dolarlar dönüyor. Ben bunu söylüyorum. Evet. İtirafçı adı altında iş adamlarını serbest bırakıyorlar. Türkiye’nin birçok yerinde var bu. Ben milletvekiliyim her konuşmam suç duyurusudur. Bununla ilgili daha bugün suç duyurusunda bulundum, HSK teftiş kuruluna. Sadece televizyonda konuşmuyorum. HSK ne yapmış? Bir yerde problem var.”

***

Yenilir yutulur şeyler değil aslında.

Hukuk diyor, FETÖ borsası diyor, mahkeme diyor, milyon dolarlar diyor, dava diyor, dönüyor diyor, itirafçı adı altında diyor, iş adamı diyor ve bu dediklerim Türkiye’nin birçok yerinde var diyor.

Bismillah mı diyor yoksa veladdalin âmin mi diyor artık siz karar verin sevgili okuyucular.

Buna benzer konular fısıltı gazetelerinde çok yazılıp çizildi.

Şamil Tayyar’ın bu beyanıyla birlikte, Parayı verenin düdüğü çalabileceğine ilişkin ‘iş yapma ahlakı’ alanında esaslı bir kültürel geleneğimiz olduğunu da ayrıca hatırlamış olalım.

***

Hukuk ahlak ilişkisini, hekim ahlak/etik ilişkisini bir türlü çözemeyen meslek diplomalılarının olduğu bir memlekette, bu işlerin borsası olması kadar doğal ne olabilir?

Kazı kazan deryası memleketim benim.

Bir suç bile isnat edilemeyen bazı ‘maklube müptelası’ ibadet tabakasına müntesip insanların, parası pulu yoksa yatıp durduğu ya da açıkta dolaşıp durduğu, ama himmet/hizmet trafiği dosyalar üzerinden aşikar milyonluk  ‘ticaret tabakasına’ mensup ‘zimmet müptelası ’işadamlarının ‘serbestiyet borsası’ tıkır tıkır işliyor öyle mi?

İddia sahibi Mecliste.

Bakalım, Bu ‘karaborsa borsa’ iddiasına kim nasıl el atacak?

Varsa bir şey kim nasıl dur diyecek?

Bakalım borsa adalet ve hukuk ilişkisi nasıl bir mecra izleyecek?

***

Bazı kimlerin kimselerin, eften püften itiraf şeysileriyle kaç milyon dolarlara şöyle ya da böyle işinin başına döndüğüne dair fısıltıları her herhangi bir çay ocağında iki bardak çay içerken kulak misafiri olabileceğiniz şeyler aslında. Ama ispat gerek.

‘Rüşvetin belgesi mi olur ulan’ demişti bir medya patronu bir aralar!
Borsaya düşmüş işlerin vesikası olur mu, olursa Borsa’ya takılmadan bulunur mu onu bilemem!

 

Bu işin bir borsası olduğu ifade edilmese de, Bursa yerel ve sosyal medya da ‘böyle şeyler mi oluyor’  tavında direk ve dolaylı haberlerin paylaşıldığı da doğrudur.

 

Ne de olsa bu iddiaları sen, ben ve de Kiziroğlu Mustafa bey değil, AK Parti’nin bir milletvekili diyor.

Hadi bakalım kolay gelsin.

 

***

 

Ali babanın çiftliklerinden Çiftlik Bank’a neohortumculuk

Hayali ihracat dâhileri yetiştirmiş bir memleket burası

Bankalara borcu olan batık bir işadamının bankalardan sorumlu bakan olduğu kamusal çiftliği bol bir memleket burası.

Banka hortumculuğuyla tescilli iş bitiricilerin protokol olduğu bir memleket burası.

Yakınına, yandaşına, ablasına, kardeşine, dünürüne, köylüsüne, çoluğuna, çocuğuna, dernekdaşına, vakıfdaşına, baldızına, bacanağına ‘liyakat üstün madalyasıyla’ sınavsız/mınavsız uygun bir kadronun tevdi edildiği bir memlekettir burası.

Adamını bulan yazarçizer erbabının ve dahi akademya emekçilerinin, kamu sponsorlu ekstra ve dolgun ücretle sahne aldığı bir memlekettir burası.

Eee ne var peki ‘çiftlikbank’ işinde.

Ne yani, iş bilenler bir yolunu bulup memleket mallarından nemalanma uzmanı olmuşken, minareye kılıf bulma sorunu ortadan kalkmış ve artık çarşı pazarda hazır satılıyorken, kazan kazan konusunda memleket sosyolojisini genç yaşta keşfetmiş bu çocuk,  KPSS ye girip KPSS’ sizlerin münhal kadro bırakmadığı bir ortam da üzüntü ve kahırdan verem mi olsaydı, yoksa o da atanamadım depresyondayım mı deseydi?

Şaka bir yana, gerçi her şakada bir gerçeklik var sözünü de yabana atmadan devam edelim.

***

Nurettin Topçu, ticareti ‘bir elden alıp öbür ele verme hilesi’ demişti vakti zamanında.

Ne de olsa, çalmanın çırpmanın, hileli işlerin, bir koyup üç almanın, kısa zamanda çok yol kat etmenin, ne pahasına olursa olsun hep kazanmanın, hep çok kazanmanın, iş bilirlik, işadamlığı sayıldığı bir memleket burası.

İşçilerinin hakkını gözetenlere, temiz ve kaliteli mal üretip, makul fiyat ve karlılıkla iş yapanlara ‘ahmak, deli mi ne’ muamelesi yapılıp piyasa dışına itildiği bir memleket burası.

Çiftlik Bank meselesinin sosyo/psikolojik arka planı göz ardı edilmemeli.

(Konuda Mücahit Gültekin’in Çiftlik Bank: Yerli, Milli Ve Karlı’ yazısını okumanızı tavsiye ederim.)

Bu işe biraz da, Ayet’li, hadisli, mehter marşlı, Kudüs’lü ve daha bilmem neler katılarak soslanmış, ambalajlanmış, bilumum dini, milli ve yerli duyguları kamçılayan terkiplerle hazırlanmış profesyonel afyonla, bir ver çok al hırsızlığına tamah bir sosyolojinin hikâyesi olarak bakmak lazım.

15 Temmuz darbecilerinin sosyolojik süreçlerini ve kullandıkları dili de hatırlayarak bakmak lazım

*

Kamusal mülklerin çiftlik gibi kullanıldığı, hukuk ve adalet işlerinin Borsasından bahsedildiği bir memlekette ‘Hakkı ayakta tutma ahdinde’ olanlara çok daha ihtiyaç var.
Borsalara, çiftliklere yenik düşmemiş, sahici ve samimi çabalara çok ihtiyaç var.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

İlginizi Çekebilir

“Atatürk’e saldırı var ver oradan 60 Lira!”

Tanıdık tanımadık bulabildikleri tüm telefonları bir bir arıyorlar. Hele hele bu kişi eğer üyeleri ise ...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir