Metanet Duvarımız

“Bir kaç sineğin ısırması, yarışı kazanmaya azmetmiş bir atı durduramaz” demiş Beethoven…

 

2002 seçimlerinde sandığa gitmemiştim/ gidememiştim. Bu ülkede gerçek anlamda oy vermenin anlamsız olduğunu kabullenecek kadar yılmıştım. 28 Şubat sonrası yapılanlar… vs ülkede yerli halkın iradesini temsil edenleri umutsuz kılıyordu. Seçim yaklaştıkça belirginleşen cepheleri görüp, ‘sanki bu sefer olacak’ gibi bir manzara ortaya çıkınca oy verebilmenin yolunu aradım, başaramadım. Ancak seçim sonuçlarını kutlamak için arabamla sokağa fırlamıştım.

Bundan 5-10 yıl önce PKK kalleşlerinin şehid ettiği asker ve polislerin ardından sokaklarda mitingler yapılır, devlet yöneticileri tel’in edilirdi. Hatta devlet yöneticileri çoğu zaman şehid cenazelerine katılmazlardı. Barış sürecinden sonra başlayan kalleş saldırılar sonrasında bu tepkiler ortadan kalktı.  Ve yeni bir dönem başladı. Onlarca asker- polis- sivil şehadetleri ile sonuçlanan saldırılar olmaya başladı. Halkın devlete özelde Erdoğan’a olan güven ve desteği tavan yaptı. Fettö’nün 15 Temmuz darbe teşebbüsü sonrasında bu destek zirveye ulaşmıştır. Artık halk kaderini Liderinin kaderi ile bir sayacak duruma gelmiştir. Artık hiçbir sineğin ısırması bu halkı küresel şeytanlara karşı canla başla savaşım vermekten yıldıramayacak noktaya gelmiştir.

Bütün saldırılar halkın lider Erdoğan çevresinde canı pahasına kenetlenmiş olması durumunu ortadan kaldırmaya yöneliktir. Küresel şeytanların sözcüsü Kılıçdaroğlu’nun ağzından çıkan “Halk başkanlık hayaline dur derse kan ve gözyaşı durur” açıklaması tam olarak bu kenetlenmeyi kırmaya/ yarmaya yönelik bir tehdittir. Bunun, Kılıçdaroğlu’nun kişisel ya da CHP’nin parti görüşü olduğunu da düşünmüyorum. Saldırıları planlayan ve organize eden güçler ile Kılıçdaroğlu’nu partinin başına getirip, konuşturan güçler aynı güçlerdir. Kılıçdaroğlu’nun bunları konuşması da bir yönden iyi oluyor. Kimin neyi, ne için yaptığını, ne amaçla yaptığını onun satır arası cümlelerinden öğrenmiş oluyoruz.

Dün konuştuğum bir arkadaşım, ‘RTE’ terörü bitiremedi, başarısız oldu, bıraksın gitsin’ gibi şeyler söylemişti. Arkadaşıma şunları söyledim: “Ben terörü bitirecek bir lider aramıyorum, terör ile savaşmaya azmetmiş, onlar karşısında dik durmaktan asla vazgeçmeyecek bir lider arıyorum. Ben savaşacağım diyenle beraberim, terörün biteceğini ummuyorum”

Nihat Genç, Cumartesi gün ki yazısında: “Büyük bir saldırı altında olduğumuz yaşadığımız acılarla bir gerçek. Bu korkunç gidişata karşı çoktandır tetikte ve ‘şerbetliyiz’, her saldırıdan sonra dost düşman toplumsal dirayetimizi görüyor”

“Terörü kullananlar hiç beklemedikleri çok sert bir metanet ve dirlik duvarına-betona çarptılar. Şüphesiz bu devasa dünya güçleri ‘infiale’ sebep olup ‘sayıları’ biraz daha çoğaltma gücüne sahipler. Ancak bizim acılarımız büyüdükçe hainler kazanmış olmuyor, ağababaları ‘galip’ gelmiş hiç olmuyor…”

Benzer şeyleri Ardan Zentürk’ten de okuyoruz: “…Bugüne kadar sanal bir  ‘Türkofobi’ yaratmıştınız… İşte, açık söylüyorum, artık bizden korkabilirsiniz…

Önümüzdeki 10 yıl içinde, ne Orta Asya, Kafkasya, Balkanlar ve tabii ki Ortadoğu… Devamında neresiyle, orası…

Her yeri karıştırmazsak, namerdiz…

Kentlerinize kadar sızmış kavga mı dediniz, siz, inanın, daha hiç bir şey yaşamadınız…”

Allah’ın, “O mü’minler öyle kimselerdir ki, İnsanlar kendilerine, “İnsanlar size karşı birleştiler/ ittifak kurdular, onlardan korkmalısınız” dediklerine bu onları iman yönünden güçlendirdi/ büyüttü de ‘Hasbunallah ve ni’me-l-vekil/ Allah bize yeter, ne ala vekildir” dediler” ayeti bu halkın ve liderinin şahsında tecelli etmiştir.

Ara ara yumurtladıkları ‘Darbe olacak’ söylentileri/ tehditleri ve muhalefet müdürünün şantajları, küresel gerzeklerin bulabildiği en ahmak vaizin salyaları vız gelir tırıs gider.

Değil mi ki ‘kendimiz ile mutabıkız’ ‘bize korku yoktur’ (H. Hesse)

Korkutamayacaksınız.

Boyun eğdiremeyeceksiniz.

Köleleştiremeyeceksiniz.



Ahmet Günaydın


Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir