Anasayfa / Yazarlar / NATO ve gladyo

NATO ve gladyo

Norveç’teki NATO skandalı sıradan bir olay değildir.  Bunu şu anda Türkiye’nin tüm yetkilileri ve muhalefet dâhil olmak üzere, tüm siyasileri söylüyor. Türkiye’nin bütün olarak bu olaya aynı gözle bakması, ülkemizin güvenliği açısından oldukça önemli ve bir o kadar da dışarıya karşı dik duruşumuzun bir göstergesidir. İnşallah muhalefet çark etmez.

NATO, üye ülkelerin hep birlikte güvenliklerinin sağlanması açısından kurulmuş uluslar arası bir örgüttür. Üye ülkelerden herhangi birine yapılan bir saldırı, üye ülkelerin hepsine birden yapılmış kabul edilerek, saldırı,  tüm üye ülkelerin desteği ile savunulur.  1949 yılında Sovyet tehdidine karşı ortak savunma amacı ile kurulmuş bu örgüt, bir anlamda üye ülkelerin kendilerini güvende hissetmeleri ve gelişimlerini bu güven ortamında yapmaları açısından önemli görülmüştür.

Türkiye, NATO’ya 1952 yılında üye olmuştur. NATO‘ya üye olmamızın bedeli ekim 1950 de Kore’ye gönderdiğimiz Türk Alayının 721 şehit vererek, görevini başarı ile tamamlamasıdır. Bu savaştan sonra Türkiye NATO’ya tam olarak üye olmuştur.  İlginçtir ki, Komünizmle mücadele derneklerinin kuruluşu da bu tarihlere rastlar.

NATO’nun en üst yönetimini teşkil eden Genel sekreterliğini şu anda, tam da, Norveçli siyasetçi Jens Stoltenberg’in yaptığı dönemde, Norveç’te yürütülen ortak bir NATO tatbikatında, Türkiye’nin ilk kurucu lideri M. Kemal Atatürk’ün ve son Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın düşman tarafında gösterilen bir yere konulması, çok manidar ve bir o kadar da NATO’nun bundan sonra ki hedefinin ne olacağı yönünde pekte inceden olmayan bir mesajdır.

Sovyetlerin dağılması ile NATO’nun düşman olarak göstereceği bir unsur kalmamıştır. NATO’nun Sovyetlerin dağılması ile birlikte yapmış olduğu harekatlara bakarsak, hemen hepsi, özellikle 11 Eylül saldırılarından sonra olanlar Ortadoğu, Afrika ve Asya orijinli Müslüman topraklarıdır. Bir anlamda NATO açık olarak söylemese de bazı terör örgütlerini bahane ederek İslam ülkelerini hedef tahtasına oturtmuş durumdadır.

Nitekim Bosna savaşından sonra burada sağlanan ateşkesi sağduyulu olarak kabul edersek, 11 Eylül saldırıları sonrası Afganistan’da ki konuşlanma, diktatör olarak lanse edilen, nükleer silah yapıyor yaygarası ile bertaraf edilen Saddam ve yok  edilen Irak, Aynı şekilde Kaddafi ve Libya bu oluşumun uluslar arası alanda “güya” hukuki yapmış olduğu manevralardır.

NATO girdiği her ülkede ABD derin devletinin yapılanmasını bir şekilde taşımış, Gladyo olarak bilinen yapı, hemen her NATO ülkesinde değişik adlarla anılmıştır. Gladyo yapılanması, bir biçimde askeri yapılanmanın siyasi ve sivil ayağıdır. Bunun NATO’nun gizli maddesine göre yapıldığı eski NATO Genel Sekreteri  İngiliz politikacı Lord Carrington’un Newsweek dergisindeki röportajıyla ortaya çıkmıştır. İtalya’da ki temiz eller operasyonunu hatırlamayanımız yoktur.

1960 ihtilalı, 71 muhtırası, 80 darbesi, 28 Şubat post modern darbesi, 27 Nisan E-bildirisi, Gezi olayları, 17- 25 Aralık yargı darbesi girişimi, Kobani Kalkışması, 15 Temmuz hain darbe girişimi ve bu büyük olaylara bizi sürükleyen arada olan bombalamalar, suikastlar, cinayetler hepsi bu yapının ürünü olarak karşımıza çıkmış ve yarım asrı aşkın zamandır ülkemizin sağlıklı gelişmesini engellemiş olaylardır.

NATO, aynı Birleşmiş Milletler gibi masum bir yapı gibi görünse de, süper güç konumundaki ülke olan ABD, Birleşik krallık ve ona sadık Devletlerin içine aldığı ülkeleri, kendi bildikleri ve istedikleri şekilde yönetme ve yönlendirme işlevini yürüten bir örgüt konumundadır.

 Bir anlamda NATO GLADYODUR, GLADYO NATO’dur.  İçine girdiğimiz ve iliklerimize kadar işlemiş bu yapıdan bir çırpıda kurtulabilmemiz mümkün değildir. Çok akıllı hareket etmek durumundayız. Askeri açıdan, resmi olarak dahi bu yapının içinden bugün çıkmaya kalksak, savunma sistemlerimizi bunun dışında oluşturmamız, silah yapımızın değiştirilmesi, birlikte yapılan tatbikatlar gereği ortak planların yeniden yapılanması süreçleri dahi yıllar alabilir.  Kaldı ki, böyle bir Dünya’da Türkiye gibi bir devletin mutlaka ortak hareket edebileceği dostları mutlaka olmalıdır, yeniden oluşturulmalıdır.

Hepsinden önemlisi gizli madde gereği oluşmuş olan ve açık olan bilinmeyen büyük adı Gladyo olarak bildiğimiz,  Askeriyede Kont Gerilla olarak, sivilde FETÖ veya başka adlarla karşımıza dikilen unsurların devletin tüm kademelerinde söküp atılabilmesi çok daha uzun süreler alabilir.

NATO’nun Norveç skandalı açık olarak göstermiştir ki, hedef Türkiye’nin tamamıdır. Burada Atatürkçüyüm, Milliyetçiyim, Tayyipçiyim veya başka bir şekilde kendini ifade eden gerçek Türkiye sevdalılarının iyi düşünmesi gerekir. İstiklal mücadelesinin en şiddetli bir şekilde sürdüğünü görmeleri gerekir.

Sevelim, sevmeyelim başımızdaki Cumhurbaşkanı bu ülkenin başıdır. Başkumandanıdır. Şu anda yapılacak iş, Cumhurbaşkanının ve mevcut iktidarın etrafında bir ve beraber olarak aynı safı tutmak ve kararlılıkla ülkemizi savunmaktır. Dışa karşı, dosta düşmana karşı bir ve beraber olduğumuzu tüm Dünyaya göstermektir.

Şimdi sistem değişmiştir. Süratle Başkanlık sistemine geçeceğimiz 2019 yılına doğru ilerliyoruz. Seçim zamanı gelir, bu Millet kendini idare edecek en layık kişiyi seçer. Kim seçilirse seçilsin, seçildiği andan itibaren seçileni, tüm ülkenin başı olarak bilir, kuracağı hükümete, bir daha ki seçime kadar tam olarak destek verirsek, içimizdeki pisliklerden çok daha kolay temizlenir, Türkiye’nin dünyadaki itibarını bir o kadar yüceltiriz.

Türkiye’yi, mazlumların umudu, zalimlerin düşmanı, Hakk’ın ve Hakikatin savunucusu bu Milleti, Irak’a, Libya’ya, Mısır’a, Suriye’ye çevirmek, bu Milleti kendilerine daimi köle yapmak istiyorlar. Bütün argümanları ile geliyorlar.15 Temmuz onlara çok ağır geldi. İlk defa başaramadılar. Hazmedemiyorlar. Dünya’daki tüm dengeleri değişiyor. İmparatorlukları çatırdıyor.

Ve şimdi, her şey bizim bundan sonra ki yapacağımız tek vücut savunmanın sıhhatine bağlı. Bunu yapmak zorundayız. Yapamazsak, başaramazsak geldiklerinde içimizdekileri Atatürkçü, Milliyetçi, Tayyipçi  diye ayırmayacaklar. Sadece Müslüman kimliği içinde olmamız onların bizi düşman olarak görmesine yetecek. Tıpkı Haçlı seferlerinde olduğu gibi.

Hatırlayın, 11 Eylül saldırılarından sonra yapılan ilk açıklamada ABD Başkanı  W.Bush “Bu bir Haçlı Seferidir” diyerek, dünya’yı Müslümanlara karşı ortak hareket etmeye çağırmıştı. Osmanlı bakiyesi Türkiye, onlar için hâla, tüm İslam aleminin merkezi durumundadır. Türkiye’yi teslim almak, hepsini teslim almaktır.

Selam, sevgi ve dua ile…

 

 

 

İlginizi Çekebilir

Evlatlarımız için dayanışma!

Bursa Şehir Gazetesi, birkaç hafta önce çok önemli bir konuyu gündeme taşıdı. Malum ilk ve ...

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir