Ne Olacak Bu Memleketin Hali

Bir Türkiye vatandaşını yabancı bir ülkede nasıl tanırsınız diye bir kılavuz yayınlansa, ilk maddelerinden biri bu yazının başlığına konu olan soru cümlesini her fırsatta dile getirmesi olacağı kesin gibi bir şeydir.

Bir de milli ve yerli bir refleks var.

Her hangi bir lokanta da masaya gelen yemekleri, başta çorba olmak üzere pilav dâhil olmak üzere, henüz tadına bakmadan ve sanki yemeğin hiç tuzu yokmuş gibi tuzlama faaliyeti de bu kılavuzda kendine üst sıralarda yer bulur.

Başka neler sıraya girer, nasıl anlaşılır acaba?

Mesela yanında çalıştırdığı işçilerden daha fazla piyasa koşullarından müşteki olan, işlerin kötü gittiğine ilişkin rutin destan yazan, ‘kazanamıyoruz, geçinemiyoruz, ay sonu çek/senet var, kasada beş kuruş para yok, bu işin içinden nasıl çıkacağız, valla bu zamanda işçi olmak daha iyi, hiç değilse sabit bir ücretin var, ne ödemelerle ne de zararla filan ilgilenmiyorsun’ diye hayıflanan bir patron söyleminden anlaşılabilir mi?

Siyaset, spor ve sinkaflı söylev uzmanlıklarını saymıyorum bile.

‘Nerde beleş oraya yerleş’ veya ‘abi şu işte felaket para var, bir kere yapacaksın voleyi vuracaksın’ gibi iş projelerini bila bedel ulu orta paylaşmalarından da anlaşılabilir mi?

‘Yok, abi yok bizim insanımızdan bir halt olmaz’ akşamcılığında demlenip, ‘olmak ya da olmamak arasında sıkışıp kalmış umutsuz Şekspir’ sızlanmaları da listede bir yer bulur bence?

***

Kapıkulu askerden, saraydaki padişaha, kreşteki çocuktan, en tepedeki bu işlere bakanına kadar hiç dilden düşmeyen, medar-iftiharımız, tarihsel en büyük keşfimiz ve dahi icadımız, patenti sadece bizde olan, kimliğimizi en bariz ortaya koyan, tüm sorunların çözümü için ürettiğimiz yegâne çözüm anahtarımız, hatta maymuncuğumuz olan cümlenin heykelini bu yazıya da dikmeden olmazdı.

Neymiş peki bu şaheser motto?

Tabi ki  ‘Eğitim Şart Abi’

O kadar şart, o kadar en iyi bildiğimiz şey, o kadar farkındayız ki olayın, sular seller gibi en ağır sanayi hamlemiz hep bu yüzden eğitim olmuştur.

***

Napolyon,  para para para, Marks, proleterya diktatörlüğü, Nihal Atsız, Savaş Türklüğün, hukuk romanın, Din Arabın demiş.

İsmet Özel, ‘Uzun yola çıkmaya hüküm giydim.
Beyazların yöresinde nasibim kalmadı’
demiş.

Sezai Karakoç, ‘Açma pencereni perdeleri çek
Mona Roza seni görmemeliyim
Bir bakışın ölmem için yetecek
Anla Mona Roza, ben bir deliyim’
demiş

En çok en bilenlerimiz, en büyüklerimiz ve en bilmişlerimiz ne demiş?

Tabi ki ‘Eğitim şart!’ demiş. Sözün devamına gerek var mı?

Onun için de ‘Eğitim şart!’ olmalı.

Kim ne derse desin kim ne demişse demiş olsun hayatında bir kere bile olsa  ‘Eğitim Şart Abi’ dememişse ondan şüphe etmek lazım gelir.

***

Hani ‘en çok kınadığınız şeylerden imtihan edilirsiniz’ diye bir söz vardır ya bu eğitim şart söylemi de böyle bir intikam alıyor bizden.

Durum ortada. Her bakan maşallah eğitim mucizeleri yaratıyor, hatta Arşimed kompleksi yaşıyor gibi, hem de hamam yüzü görmeden, anlamadan, terlemeden ‘evraka evraka evraka’ diye bakanlık makamlarını bir süre işgal ediyor, olanı olmayanı ‘ben yaptım oldu çorbasına’ dönüştürüyor, sonra da hadi bana eyvallah!

Kardeşim bi karar verin ya hu ‘dünya yuvarlak mı, Düz bir tepsi mi ya da neyse’ ama bir karar verin günlük, kendinden menkul icat işlerinden bir vazgeçin ya hu!

Abarttığımı düşünüyorsanız eğer, sadece sınav sistemlerindeki dönme dolap usulü, sürekli değişen ve değişenin de değiştirildiği kifayetsizliklere bir bakın lütfen.

***

Tarım bakanlarının da maşallahı var, onlar da ‘eğitim şart şeyhliğinden el almış’ hikmet ve irfanlarından sual olunmaz bir havayla, yaptıkları işlerle en ön sıraları kaptırmadılar maşallah!

Bakanlık konusu yetki ve sorumluluk alanlarında, göreve geldikleri andan itibaren ilk işleri ‘et fiyatlarını en kısa sürede düşüreceğiz, asla bu işlere izin vermeyeceğiz, acccaaaip proje ve çalışmalarımız var’ demek oluyor ama ay geçiyor, yıl geçiyor ortada daha fazla artan et fiyatlarından başka bir şey yok!

İşin ilginç tarafı görevi bırakırken bile ‘önümüzdeki yıllarda et fiyatları düşecek, bekleyin, et almayın zarar edersiniz’ minvalinde ‘eğitim şart’ şartlanmasında takılmış plak havasında bakanlık bakanlık iltifata mazhar yeni görevlere mazhar oluyorlar.

Sözün özü.

Evet evet, eğitim şart.

***

Üniversite mezunları işsizlikte rekora koşuyor!

Yok yok banker bilo, çiftlikbank koşularıyla alakası yok.

Hemen ne kadar kazandırıyor, kaça kaç veriyor gibi şeylere girmeyelim lütfen.

Zaten helal midir haram mıdır mevzularını, cümleten ve cüppeten jet skilere ve geri dönüşümlü geometrik faiz hesaplarına havale edeli hayli zaman oldu.

Başka bir eğitim şart yarasına dair bir habere bir iki cümle şerh düşeceğim o kadar.

Para pul işleri, beleşçi müptezellikleri ve yağma adresleri paylaşmayacağım.

İmar değişikliği yapılacak yerlere ilişkin tüyocu çetelerle hiçbir ‘rabıtam’ yok.

Malum olduğu üzere, ortalama bir vatandaşın ömrü kreşler dahil hep ‘eğitim şart’ kurumlarında geçiyor.

Eğitiliyor, yetmiyor, yine eğitiliyor, yine yetmiyor, bir daha bir daha, daha daha eğitiliyor ve sonra iş kapılarını dolaşmaya başladığında bir de bakıyor ki ‘görüşmek için bile çağıran yok.’

Aşırı Not: Yazının Frekans ayarlarıyla oynamayın sevgili okuyucular. Bu durum normal insanlar, vasat okumuş vatandaşlar için geçerlidir.

Yoksa imtiyazlı yakınlıklar için ehliyet, liyakat, okul, sınav, sıra bekleme, yarış ve stres yok.

‘Gel evladım hay hay, seni şöyle bi göreve tensip buyurduk, işe gelip giderek mi ücret almak istersin yoksa…’ şeyleri için okul ve eğitim şart değil. Olursa fena mı olur, olmaz en azından minareye kılıf için bir bahane olur, o kadar.

Son Tuik verilerine göre, Türkiye’de 3 milyon 275 bin işsiz insan sayısı tespit edilirken, 828 binini üniversite mezunlarının oluşturduğu belirlenmiş.

Üniversite mezunlarının oluşturduğu bu sayı, toplam işsizlere orana kıyasladığında yüzde 27 olarak ölçülmüş ve sıkı durun bunların 73 bini mühendismiş.

Neydi mevzuu. Ne olacak bu memleketin hali.

Neydi yegâne çözüm: Eğitim şart.

Peki Abdurrahim Karakoç ne demiş:

‘Tarife sığmıyor aşkın anlamı
Ancak çeken bilir bu derdi, gamı
Bir kördüğüm baştan sona tamamı
Çözemedim çözülmüyor Mihriban!

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

İlginizi Çekebilir

TÜGVA’dan öylesine güzel bir proje ki!

Türkiye Gençlik Vakfı Osmangazi İlçe temsilciliği çok güzel bir proje yürütüyor bugünlerde. Projenin ismi oldukça ...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir