Anasayfa / Yazarlar / Neyi kaybettiğini hatırla

Neyi kaybettiğini hatırla

 

Son zamanlarda ahlak ve etik kavramları arasında bir sıkışmışlık hali yaşanıyor.

Her nedense çoğu zaman çoğu yerde ahlak kavramı şehir kavramı ile birlikte, etik kavramı da kent kavramı ile birlikte anılır oldu.

Sanki ahlak kavramı daha ziyade bir anlayışı, etik kavramı da daha ziyade bir sistematiği, bir kuralar bütününü / kurallar manzumesini ifade ediyormuş gibi bir anlayış var.

Yine benzer bir biçimde sanki ahlak kavramı bireysel olana, etik kavramı da toplumsal olana işaret ediyor diyen anlayışlar / kullanımlar var.

Aynı şekilde ahlak kavramının salt dini bir çağrışım yaptığı, keza etik kavramının da salt seküler bir çağrışım yaptığı yönünde de kimi anlayışlar ve kimi kabuller var.

İlhan Tekeli bir söyleşide, kentli insanın ahlakını fırsatçılık kelimesiyle anlatır.

Kentte yaşayan herkesin kentte bir düzenlilik istediğini, ancak kendisini hep bu düzene uyma konusunda muaf tuttuğunu, kent insanının eylem ve isteklerini de bu kurnaz ve fırsatçı anlayışın yönlendirdiğini söyler.

Kentte yaşayan herkes böyle düşününce haliyle hiç kimse düzene / nizama / intizama / estetiğe uymuş olmuyor.

Hal böyle olunca da kent ortamında kargaşa / kaos da alıp başını gidiyor.

İlhan Tekeli’nin de işaret ettiği bu kurnaz ve fırsatçı anlayış, biraz bencil, biraz benmerkezci bir anlayış değil mi.

Buradan hareket edildiğinde kent insanının esas itibariyle bencil / benmerkezci olduğunu söylemekte de bir beis yok.

 

Rivayet edilir ki, su, ateş ve ahlak arkadaş olurlar.

Hep birlikte ormanda gezinirken, ormanın büyüklüğü karşısında dehşete kapılırlar.

Bunun üzerine kendi aralarında birbirlerini kaybederlerse nasıl bulacaklarını / nasıl buluşacaklarını konuşmaya başlarlar.

Önce suya sorarlar, seni kaybedersek nerede ve nasıl buluruz diye.

Su, nerede bir şırıltı duyarsanız bilin ki ben oradayım der.

Sonra ateşe sorarlar, seni kaybedersek nerede ve nasıl buluruz diye.

Ateş, nerede bir duman görürseniz bilin ki ben oradayım der.

En son olarak da ahlaka sorarlar, seni kaybedersek nerede ve nasıl buluruz diye.

Ahlak, sakın beni kaybetmeyin diye cevap verir.

Şayet beni kaybederseniz bir daha asla bulamazsınız der.

 

İşte modern kentin / kentlinin sorunu tam da bu.

Şimdi neyi kaybettiğini hatırlamanın zamanı.

İlginizi Çekebilir

Şubat, kent ve birazda ekmek arası yağma

Yine bir Şubat ayındayız. Her yıl olduğu gibi bu yılın Şubat’ı da hiç unutmadığımız                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                1997 ...

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir