Son Haberler

Nezaket ve edep

Nezaket kelime anlamı olarak iyi düşünme, nazik davranma, zarafet gibi manalara gelir. İslam’da çok önemli bir meziyet olarak kabul edilir. Bunun aksi olarak kaba davranma, kalp kırma ise son derece kötü sıfatlardandır.

Bir gönül sultanının “Sakın incitme bir canı, yıkarsın Arşı Rahmanı” sözleri son derece manidardır. Mevlana’nın: “İstiyorsan Hakka varmayı meslek edin gönül almayı. Bırak saraylarda mermer olmayı toprak ol bağrında güller büyüsün” ifadeleri de konuya ne güzel ışık tutmaktadır.

Yine bir İslam önderimiz “Kalbi kırarsın sonra ne yaptım dersin. Kırılan bir kâsedir onun nasıl eklersin” diye bir kalbi kırdıktan sonra tamir etmenin çetin olduğunu ifade etmiştir. Onun için ne konuşacağından çok, ne konuşmaman gerektiğine çok dikkat etmek lazım.

Bir gün Peygamberimiz Aişe annemizle otururken bir Yahudi heyeti gelmiş ve “Essamu aleyküm” diye sözde selam verdiler. Hâlbuki “Essamu aleyküm” Allah’ın bela ve musibetleri üzerinize olsun demektir. Peygamberimiz anlamamazlıktan gelerek “ve aleyküm” demekle yetindi. Yani o bela ve musibet sizin üzerinize olsun demektir. Aişe annemiz kızarak ve “aleykümüssam ve lanetullah” demiş, yani Allah’ın musibetleri ve laneti sizin üzerinize olsun dedi. Heyet gittikten sonra Peygamberimiz Aişe Annemize: “Ya Aişe bize kızmak ve öfkelenmek yakışmaz ben zaten kısaca cevabını verdim” buyurdu.

Bir ayeti celile de Yüce Rabbimiz şöyle buyuruyor: “İyilikle kötülük bir değildir. Sen kötülüğe iyilikle mukabele et, seninle aranızda olan düşmanlık en yakın dostluğa dönecektir.” (Fussilet Ayet-34) Ayetin işaret ettiği husus şudur: Sana en ağır dille hakaret edene sen en tatlı dille cevap ver sana en kötü davranana sen iyi davranmaya çalış kar eden sen olursun kaybeden kötü davranışta bulunan olur.

Her konuda referansımız olan Sevgili Peygamberimiz, kızdığımız zaman karar vermeyin, zira kızgınlık halinde aklınızın dörtte üçü yok olur buyurmuştur. Enes bin Malik buyuruyor ki: 10 yıl Peygamberimizin hizmetinde bulundum. Bir kez kızdığını görmedim. Peygamberimizin baş düşmanı olan Ebu Cehil’in oğlu İkrime Mekke’nin fethinden sonra iman etmişti. O zamana kadar bütün harplerde Peygamberimizle harp etmiştir. İman için Peygamberimizin huzuruna geldiğinde Peygamberimiz onu ayakta karşılaştırmıştır. Peygamberimizin son derece nezaket sahibi olduğunu görünce keşke babamda iman etmiş olsaydı diye ağladı. Peygamberimiz Ashabı Kirama İkrimenin yanında babası Ebu Cehil aleyhine konuşmayı yasaklamıştır. İşte nezaket bu.

Peygamberimiz bir mecliste otururken bir cenaze omuzlarda taşındığını görmüş ve ayağa kalkmış. Ashap Ya Resulullah o cenaze Müslüman değil Yahudi’dir deyince, Peygamberimiz “evet biliyorum en azından cenazeye, acılı cenaze sahiplerine saygılı olmak lazım” diye Ashabı ikaz etti.

Uhud harbinde Peygamberimizin amcası Hz. Hamza’yı şehit eden Vahşi iman edip Resulullahın huzuruna çıkınca, Peygamberimiz onuda bağrına bastı ancak ufak bir ikazda bulundu. “Gözüme fazla görünme belki amcamı hatırlar kalbini kırarım” demiştir.

Verilecek daha onlarca örnek vardır. Sözlerimi bir Allah dostunun sözleriyle bitirmek istiyorum. “Ehli irfan meclisinde aradım kıldım talep. İlim en geridedir illa edep illa edep.”

Selam Hakka tabi olanlara…

İlginizi Çekebilir

Sözü dinleyip en güzeline uyanlar

Çatışma kavramıyla anlatılan / anlatılmak istenen olaylar / olgular, hemen hemen insanlık tarihinin her döneminde ...

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir