Nurettin Yıldız’in Usulü…

Nurettin Yıldız, cımbızlanan konuşmasında aslında başka neler söylemiştir?

“…Müslümanlar olarak biz, güzel bir evlilik yapmakla, sorunsuz, sıkıntısız yaşayacağımızı zannederek yanılıyoruz. Erkekler olarak kadınları cariyemiz görüyoruz. Kadınlar da erkekleri, güzelliklerinin bedelini çeken hamallar olarak görüyorlar. İkisi de yanlış. Ne kadınlar erkeklerin cariyesi, ne de erkekler kadınların hamalı, ikisi de doğru değil. Erkekler de kadınlar da Allah’ın kuludur. Erkek de kadın da cennete ve cehenneme gideceği bir yol yürüyor. Erkek de kadın da Rabbinin huzurunda hesap vereceği bir hayat yaşıyor. Erkeğin kadından hiç bir üstünlüğü yok. Erkeğin kadından hiç bir üstünlüğü yok. Erkeğin kadından sadece sorumluluk fazlalığı var…”

“…Allah Teala ‘erkekler kadının hakimidir’ diyor, ‘sömürgecisidir’ demiyor. ‘Hakimidir’ ne demek? Çalışmak, kazanmak, aileyi geçindirmek, çocukların cenneti kazanmalarını sağlamak… baba sorumluluğu, erkek sorumluluğu…”

“…Biz; ne kız çocuğumuz iken, ne hanımlarımız iken, ne analarımız iken, ne de kız kardeşlerimiz iken kadınlara karşı bir sorumluluk taşıdığımız için üstünlük taşımıyoruz…”

“…Hanımını Allah’ın adını kefil göstererek sen aldın. Allah’ın adıyla, Peygamber’in sünneti ile bu kadın sana emanet edildi. Allah’ı kefil gösterip zevkine göre işkence yapamazsın. Kadının sorumlususun, kadına bir puan üstünsün, ama kadının kralı değilsin, kadının hizmetçisi de değilsin. Herkes hayatını yaşıyor, herkes cennete girmek için uğraşacak…”

“Kadın Cariye Değildir” başlıklı bir saatlik sohbet bu şekilde devam ederken, Nureddin Yıldız Hoca kadına uygulanan şiddet konusuna da değiniyor. Hemen her gün “namus” cinayetlerinin işlendiği, kadınların sokak ortasında “namus” gerekçesi ile infaz edildiği bir zaman diliminde toplumu uyarıyor ve böyle bir durumda İslam’ın hükmünü açıklıyor.

“fuhşa bulaşmış ahlaksız bir kadın” karşısında kocasının nasıl davranabileceğine açıklık getiriyor.

Bu tür iffetsizlikle ilgili durumlarda, erkeğin isterse boşanacağını ama kadın boşanmak istemiyorsa erkeğin de bu durumda çiğnenen onurunu telafi etme yoluna gitmesi durumunda ayet ve hadislerin belirlediği sınırlar çerçevesinde kadını sembolik (can yakmadan) olarak nasıl “dövebileceğini” anlatmaktadır…” (Sosyal Doku Vakfı’nın 2015 yılı açıklamasından)

 

Sosyal Doku Vakfı’nın açıklamasında konuşmanın diğer bölümleri tırnak içinde aynen verilirken, magazin ve eleştiri konusu yapılan kısmı özetlenmektedir.  Oraya kadar söyledikleri aklı başında hiç kimsenin, reddedebileceği şeyler değildir. (Erkeğin bir derece ‘Üstün’ olduğu konusunda muhalefet şerhim var. Üstün yerine ‘Avantajlı’ kelimesinin daha uygun düşeceğini düşünüyorum. Kaldı ki hocanın konuşmasının bütününü ele aldığımızda da Avantaj kelimesi daha uygun düşer) Ancak fuhşa bulaşmış, iffetsiz kadına ilişkin ‘can yakmadan’ nasıl dövülebileceğini anlattığı kısmın magazinleştirilmeyeceğini beklemek saflık olur. Ve de bu saflık affedilemez bir hatadır. Ayrıca ‘can yakmadan’ kısmını ayetin/ fiilin neresinden çıkardığı ayrı bir tartışma konusudur. Yaşar Nuri Öztürk ‘hafifçe’ kelimesini eklemişti.

Şahsen Allah muhafaza böyle bir durumda kalsam ve elimden gelse can yakarım. Ve hatta ben aynı haltı yesem canımın yakılmasına da razı olurum.

İnternette yapılan bir ankette katılımcıların yüzde 95’i ‘Cezalandırırım’ diye cevap vermiştir. Yüzde 65 ise hemen boşanırım demiş. Yüzde 20 ise başıma gelmen ne yapacağımı bilmem’ diye cevap vermiş.

Evet, hoca namus cinayeti işlemek yerine can yakmadan dövün olarak yorumlamış ayeti. Ama bunu   –belki uslübu gereği- o kadar abartmıştır ki, sosyal ve asosyal medyanın vazgeçilmez magazin malzemesi olmaktan kurtulamamıştır. Asıl söyledikleri maalesef kaybolup gitmiştir.

 

Nurettin Yıldız’ın başka bir handikapı da ne söylerse söylesin ve nasıl söylerse söylesin, asla eleştirmeyecek ve eleştirilere karşı kendini siper edecek mürid/ takipçi kitlesinin oluşmasıdır. Belki kamuoyunun karşısına bu kadar çıkan, doğaçlama konuşan, söyledikleri ile Müslümanları ilzam eden bir kimsenin iyi bir Medya danışmanına veya onu tenkid edebilecek sosyal çevreye ihtiyacı vardır.

 

Dün geceden beri konuşmalarını dinliyorum. Daha önce de dinledim. Ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın şu sözüne hak verdim:

“Misal kabilinden bile olsa istisnai bir takım uygulamaları anlatmaya kalktığınızda züccaciyeci dükkanına giren fil misali bir sürü başka şeyi kırıp dökmeniz kaçınılmaz hale gelir.”

 

“Vusülsüzlüğümüz usülsüzlüğümüdendir”

 

 

 

 

İlginizi Çekebilir

TÜGVA’dan öylesine güzel bir proje ki!

Türkiye Gençlik Vakfı Osmangazi İlçe temsilciliği çok güzel bir proje yürütüyor bugünlerde. Projenin ismi oldukça ...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir