Oysa, aslı medenileşmek…

 

Şehirler, bir ülkenin; dışa bakan görkemi, içe bakan barış ve mutluluğun sembolleri olmalı, değil mi? Ama ne yazık ki, medineleşme ya da medenileşmeyi bırakıp, nesebi gayri sahih batı modernitesinin peşine takılmaya başlayalı beri, şehirlerimiz, hem yağmalandı hem öksüz kaldı. Medenileşmeye; sadece köyden kopup, kentlerin beton duvarları arasındaki zindanlara girme anlamı yüklemeye başlayalı beri, hala yüzümüz gülmedi. Sonra; kentlerin yönetim biçimi, yalnızca vitrinleri doldurmak olunca, büyüyen ve gelişen şehirlere, /artık, adı kent oldu/ gelen insanların; insani taleplerine çözüm arama yerine, günü kurtarma politikalarının, 2018 yılında nasıl bir manzara ortaya çıkardığını herkes görmektedir.

Medine ve şehir kavramları, önce dilimizden sonra kültürümüzden çıkartılınca; kentler, kentleşme, kentsel dönüşümler, günümüzün en önemli problemi olarak elimizde kaldı. Modern yaşamın en önemli problemlerinden oldu, kentsel dönüşüm. Hiçbir dini, milli, ahlaki, kültürel ve tarihi kaygı taşımayan müteahhit takımı, bu vesileyle korkunç yağmacılığa başladılar. Hiçbir hassasiyet taşımayan bu kesimin, şehirleri nasıl yağmaladıkları, şehirlerin siluetlerini nasıl bozdukları, oldukça iç acıtıcı. Ne yazık ki Bursa da bu şehirlerinden birisi. Sırf rant uğruna, şehrin neredeyse tüm özeliklerinin yağmalanması dolayısıyla, artık yeşil, betonlara gömüldü, gömülmeye de devam ediyor.

Şimdilerde; yerel yönetimlerin ve müteahhitlerin birinci gündem maddesi, ‘kentsel dönüşüm’ konusu. Ne var ki, şimdiye kadar gördüklerimiz ile kentsel dönüşümden anlaşılan tamamen farklı. Kentsel dönüşüm projeleri kapsamında, şehirlerin bağrına yeni hançerler saplanacaksa, ilkel ve tabii kalması daha evla değil mi?

Bununla beraber, kentlerimizin çarpıklığı bir vakıa. Ancak, bu çarpık yapı ortadan kaldırılırken, yeni çarpıklıklar ortaya çıkıyor. Kentsel dönüşümden anlaşılanla, yapılanlar birbirleriyle çelişiyor. İşin içine rantiyenin ve hiçbir kutsalı olmayanın girmesiyle durum daha da vahim hale geliyor. Kentsel dönüşümü, eski binaları yıkıp yerine yeni binalar yapmak olarak anlamak ise kent adına tam bir cinayettir.

Bu açıdan; Yıldırım, ciddi sıkıntıların yaşandığı ilçe. Yeni projeler yapılıyor. Henüz tam olarak niteliğini bilmiyoruz. Ümit ederiz ki konuya ilişkin kaygıları haklı çıkarmaz.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, çok haklı olarak ‘yatay kentleşmeden söz etti. Bildiğimiz kadarıyla şimdiki ilgili bakan da bu konularda hassas. Eğer, kentsel dönüşümün önündeki engelleri aşabilirlerse, ortaya, iyi bir manzara çıkacağı ümidimizi koruyoruz.

Konuya ilişkin Bursa’da yapılan toplantıda, Çevre ve Şehircilik Bakanı’nın yaptığı konuşma oldukça önemli sayılır. “Kentsel dönüşüm planlamasını değiştirdik. Bundan sonra kentsel dönüşüm planlamaları mahalle bazında ve yerinde olmalı.” diyor. “Kentin kimliğine sahip çıkan, kent siluetini bozmayan kaliteli ve nitelikli projeler hazırlayın.” demesi daha da önemli. Bakanın;  “Çevreye duyarlı, insan odaklı, modern mimari teknikleri kullanılarak hazırlanan özgün ve kimlikli şehirler için belediyelerimize yardımcı olmak amacıyla Kentsel Tasarım Rehberi hazırladık. Bu rehbere uyun.” demesi, yüreklere su serpecek cinsten.

Bu söylenenlerin ışığında Yıldırım’ı takip edeceğiz. Çünkü Yıldırım’da bu tür projelerin uygulamaya konulacağı çalışmalarda epey mesafe kat edilmiş.

Bursa Yıldırım Belediyesi, Ortabağlar, Güllük ve Mimarsinan mahalleleri için hazırladığı projenin çalışmalarını ve hak sahipliği hak edişleri tamamlandı. Uzlaşma görüşmeleri 17 Şubat’ta yapılacak. Kentsel dönüşümle ilgili endişelerimizin ne kadarı giderilmiş olacak, bunun takipçisi olacağız.

Uygulanacak bu projeler, medenileşmeyi, medineleşmeyi mi, yoksa rantiyenin, işin içine girerek, çarpık kentleşmeyi mi ortaya çıkaracak, bekleyeceğiz.

 

İlginizi Çekebilir

Bu topraklara hep yabancı kaldılar…

İsimleri ne olursa olsun, ama, kafalarıyla bu topraklara hep yabancı kaldılar. Müslümanın ekmeğini yediler ama ...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir