Pedofili pagan kültürüdür

Pedofili , tecavüz, cinsel istismar bize ait kavramlar değildir. Batı kökenlidir. Pagan geleneği ve kültürüdür. Batı toplumlarını incelediğimizde tüm devletlerin geçmişinde ve halen bu suçların hemen her gün işlendiğini, ensest ilişkinin birçok batı ülkesinde serbest olduğunu görürsünüz.

Batı birçok değerini paganizmden almış, bunda da Roma kültürü etken olmuştur. Roma din olarak Hıristiyanlığı seçmiş, ancak, geleneğinden gelen pagan kültürünü, içinden bir türlü söküp atamamıştır. Roma İmparatorlarına baktığınızda bunların birçoğunun kardeşi ile evlendiğini görürsünüz. Paganizmin kaynağı olan eski yunan da kadın insan dahi değildi. Pisti, şeytandı, alınıp satılan bir objeydi, hiç bir hakkı yoktu. Sadece cinsel bir figür olarak bakılırdı. Bozulmuş, tahrip edilmiş Hristiyanlık içinde, bu geçmişten gelen kültürlerini rahatça taşımışlardır. Bunun yanı sıra bizim sapıklık olarak algıladığımız birçok konu, aynı cinsle evlilik, ensest ilişki vs. gibi konular hala batı için normal ve yasal olan bir yaşam tarzı halinde devam ediyor. Bu gün gelinen noktada batı, tarihinde var olan pagan kültürünü artık açık açık ifşa ederek, adeta tüm dünyaya bunu empoze etme, yayma ve bunun üzerinden kendine bir imparatorluk üretme gayretindedir.

Son günlerde mecliste yapılmaya çalışılan ve sadece hayatında masum bir aşk hikâyesi sonucunda 18 yaşından biraz önce evlenmek zorunda kalan ailelerin, yasadan dolayı mağduriyetini gidermek adına, yapılacak bir düzenlemenin içinde “cinsel istismar” lafı geçmesinden dolayı, bir grubun bu yasanın adını “tecavüz yasası” na çevirerek, ortalığı ayağa kaldırma gayretleri içine girdiğini gözlemliyoruz.

Bu yasaya karşı çıkanları incelediğinizde, birçoğunun 18 yaşında önce evlendiğini görüyorsunuz.Hatta sosyal medyada tartışma büyüyünce, bunların geçmişini bilen arkadaşlarının kendilerinin 18 yaşından önce kırdıkları cevizleri ortaya saçtığını görüyoruz ki, bunların içinde çocuk aldıranlar dahi var.

Esas konuya gelelim,  bizler Müslümanız ve bizim dinimiz İslam en yüce din. Dinimizin emir ve yasakları var. Ve biz dinimizin emir ve yasaklarına, kişisel olanlar kişinin kendisini bağlar düsturunda, toplumsal olanlarına baktığımızda, hepimiz son derce bu kurallara bağlı olduğumuz görülür. Biz öyle meseleye, evrensel hukuk kuralı falan penceresinden bakmayız. Evrensel hukuk kuralı içinde baksak, o zaman eşcinsellerin de evlenmesini meşru saymamız gerekir. Biz meseleye toplum olarak Allah’ın bize koyduğu yasalar çerçevesinden bakarız.

Kuran da kimlerin kimlerle evlenebileceği açık olarak yazılıdır. Bizde kardeşler evlenemez. Biz de ensest ilişki diye bir şeyin düşünülmesi dahi, konuşulması dahi bizim midemizi bulandırır, üzer, psikolojimizi bozar. Burada bunu yazarken dahi sıkıntı çekiyorum. Gündeme gelmesi açısından hassasiyetim gereği bunları onların yüzüne vurmak istiyorum.

Ergen olmayan evlenemez, ergen olmanın kuralları ise mevsimsel şartlara, kişinin bulunduğu ortama göre farklılıklar gösterebilir. Kanunlar bunu 18 yaş olarak belirlemesine rağmen bazı yörelerimizde şartlar gereği 18 yaşının altında da ergenliğini tamamlayan fertlerimiz halen vardır. Ergenlik sadece fiziki gelişim değildir. Ergenlikte fiziki gelişim şart olmakla birlikte zihinsel gelişiminde o gençte tamamlanması gerekir. Bazen 18 yaşına geldiği halde fiziksel gelişimi olsa da zihinsel gelişimini tamamlayamamış gençlerimize rastlarız. Onların hala ergen olmamış çocuklar gibi davranış sergilediklerini ve düşünsel yeteneklerinin fiziki yetenekleri kadar olgunlaşmadığını da görebiliriz.

Sanırım kanun koyucular bu konuları da tekrar gözden geçirmeli ergenlik için ön şart olan fiziki olgunluk yaşını esas baz alarak, o yaştan sonrası için oluşacak evliliklerde belli bir yere kadar aileye veya Aile bakanlığının iznine tabi olarak evliliklerin önünü açmalılar.

Gençlere eziyet etmeyin. Onlara Allah’ın vermiş olduğu hakkı bizler kısıtlayamayız. Eğer kısıtlamaya kalkarsak, bizler bazı şeyleri görmeyiz veya bilmeyiz ama o gençler fiziki şartlarının onlarda oluşturduğu baskıyı yasak yollardan defetmeye çalışırlar. Bu hem onların ruhsal durumunu, hem de oluşacak toplumun ahlaki ve ruhsal yapısını dejenere eder.

İşte bu noktada devreye giren pagan batının tuzaklarıdır. Medyası ile modası ile müziği ile sanat adını verdiği çeşitli enstrümanları ile toplumumuzun üstüne öyle bir çöker ki, zaten her gün çökmekte, avucunun içine aldığı gençliğimizi daha çocuk yaşlardan bilinci olarak yaptırdığı çizgi filmlerle, romanlarla, dizi filmlerle, müzik klipleri ile dayattığı yemek kültürü ile giyinme şekli ile her an zehirler ve kendi istediği şekle ve şemaile doğru devşirir. Bunun içine içki ve uyuşturucu girdiğinde ise çok daha vahim sonuçlar ortaya çıkar. Bizler bu belalar ile uğraşırken onlar kendilerine buradan iktidar ve servet üretirler.

Yapılacak iş toplumsal mutabakatımız olan kendi öz kültürümüzün İslam’dan gelen değerlerinin ön plana çıkarılarak gençlerimizin ve çocuklarımızın bu eğitimle yetiştirilebilmesindedir.

Batının ne dediğine bakmadan, kanunlarımızı kendi öz değerlerimizi baz alarak yapmalıyız. Tecavüzcüye, kadına şiddet yapana, çocuk istismarcılarına, katile, hırsıza, aile içi şiddete, uyuşturucuya verilecek cezaları İslam’ın emir ve yasaklarını da göz önüne alarak en ağırından verelim. İdamı hemen geri getirelim.  İslam’ın kısas hükmünü kanunlarımıza koyalım ve uygulayalım. Öldüren öleceğini bilsin. Yaralayan yaralanacağını bilsin. Çocuk tecavüzcüleri öleceğini bilsin.

Evet, tecavüz yasası diye karşı çıkanlar. Laf olsun diye sokaklara çıkmayın. Toplumun tamamının değerlerini savunacak argümanlarınız olsun. Kanun koyuculardan bunları da isteyin. Yaptığınız gürültü gençlerin mağduriyetlerini ortadan kaldırmıyor.

Kanun koyucular, lütfen daha dikkat, toplumun fiili gerçeklerini görmezden gelmeniz, hala batı yasalarına bağlı kalmanız o sorunları ortadan kaldırmaz. Sadece batının ekmeğine yağ sürer.

Selam, sevgi dua ile.

 

 

 




Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir