Son Haberler

Peygamberlerin Sopası…

Allah’ın, insanları müjdelemek, hatırlatmak ve uyarmak için içlerinden bir beşeri Peygamber olarak görevlendirmesinin çok çeşitli açıklamaları olabilir. İçlerinden canlı bir model/ Örnek, rol model edinebilecekleri insanlar olsun diye murad etmiş olabilir. Allah’ın insandan istediklerinin/ beklediklerinin yaşanabilir/ mümkün olduğunun canlı bir ispatı sadedinde göndermiş olabilir. Peygamberlerin sireti/ sünneti, onlar gibi dürüst, onlar gibi, güvenilir, onlar gibi masum olmanın mümkün olduğunun gerçek örnekleridir.

Bunların dışında, Peygamberlerin içimizdeki beşerlerden bir beşer olarak görevlendirilmelerinin en önemli sebebi, Arzda kendini müstağni gördüğü için azgınlık yapan, fesat çıkaran ‘Aktif kötü’ lere ve onların kötülüklerine karşı ‘Aktif iyilik’ mücadelesinin fitilini ateşlemektir. İyilik mücadelesine liderlik/ önderlik yapmaktır. Peygamberleri Kurtarıcı- Karizmatik liderlerdir.

Bu kötülük ne kadar yaygın ve güçlü olursa olsun, İyilik mücadelenin tek başına bir beşer olarak bile verilebileceğinin ve hatta başarılabileceğinin canlı örnekleridir Resuller.

Resulün ya da Resullerin sünnetine uymak, yedikleri gibi yemek, giydikleri gibi giymek, sakalını onun gibi taramak, abdest suyunu yüzüne- gözüne sürmek düzeyinde değil, O’nun / Onların korkusuz mücadelesini verebilme cesaretini göstermek düzeyinde olursa anlamlı olur. Elinde bir çoban sopası ve kekeme dili ile kelle kesen baş kaldıran, ‘Mısırın mülkü benimdir. Bu nehirler benim altımdan akıyor’ ‘ben sizin en büyük rabbinizim’ diyen İmparator Firavun’a ‘Alemlerin Rabbi’ni hatırlatma cesaretini göstermektir.

 

Peygamberler, Mehmet Akif Ersoy’un dediği gibi;
“Kanayan bir yara gördükçe yanar taa ciğerim,

Onu dindirmek için kamçı yerim, çifte yerim,
‘Adam aldırma da geç git’ diyemem, aldırırım.
Çiğnerim, çiğnenirim, hakkı tutar kaldırırım”
 diyebilen, diğer insanlar için hayatlarını adamış, ‘Diğergam’ ve Özgüven timsali insanlardır.

 

Hz. Muhammed, peygamberliği öncesinde de ‘Hilfu-l Fudull’ün faaliyetlerine katılmış, iyilik savaşçılığı ruhuna işlemiş bir insan idi. Kanayan yaralara duyarsız kalamayan, adanmış bir ruha sahip, ’aktif iyi’ bir insan idi. Dolayısıyla ‘aktif iyi’ (iyilik savaşçısı- el’emin) olmadan Hz. Peygamberin sünnetine uymak gibi bir durum söz konusu olamaz.

 

Bugün Hz. Peygamberin sünnetine uymak, kendini arzın rabbi gibi gören, yeryüzünün kalanının tamamını köle/ sömürge gibi görüp, tüm kaynaklarını sömüren, insanları öldürme/ öldürtme hakkını kendinde gören küresel emperyalistlere/ siyonistlere ‘Bu dünya size ait değildir, tüm insanlara aittir. Âlemlerin Rabb’ine aittir’ diyebilmek ve bu egemenlerin düzenine karşı mücadele etmekle mümkün olabilir. Bu temel mücadeleyi ıskalayarak, detay şeylerle sünnet yaşamak korkakların ve peygamberlerin mücadelesinin özünü karartmaya çalışanların marifetidir.

 

Müslümanların, Hz. Peygamberin özel hayatını, cinsel yaşamına kadar didik didik edip, en son haccında, Arafatta yaptığı konuşmanın/ deklarasyonun  (Veda Hutbesi) tarih boyunca benzerinin bir daha yapmamış/ yapamamış olması, haklılığımızın bir kanıtıdır. Milyonlarca insan (Ümmet-i Muhammed) her yıl toplanıyor ve dikilip (Vakfe) dua ediyor. Ancak tüm dünyaya ortak bir deklarasyon / mesaj iletemiyor.

 

Allah’ın, model almamız için önümüze koyduğu adanmış, korkusuz, çarmıhını yüklenmiş, cesaret timsali önderleri sözüm ona yüceltmek için insanüstüleştirme şeytanlıklarına prim vermeyelim. O’nların mücadelesini canımız pahasına, korkusuzca örnek alıp, günümüz ‘Çakma Firavun’larının düzenine çomak sokalım. Süreç (Allah) bizleri her zamankinden daha bir netlikle küresel zorbalarla kafa kafaya getirmiştir. Peygamberler öldü ya da aramızda değiller diye ökçelerimiz üzere arkamızı dönmeyelim.

 

“Bizden öncekilerin başlarına gelenler bizim başımıza gelmeden cennete gidemeyeceğimizi” unutmayalım.

 

 

 

 

 

İlginizi Çekebilir

İran nereye koşuyor

İran’ın bölgede başlı başına bir güç olduğunu, hem de oldukça etkili bir güç olduğunu söylemek ...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir