“Rize” Kadar Başınıza Taş Düşsün!

Bir haftadır, sanki ülkede başka sıkıntı yokmuş gibi, Rize meydanındaki Atatürk heykelinin 400 metre aşağıdaki tören alanına taşınması ile yatıp kalkıyoruz.

Neymiş efendim, bu olay, Kemalizm’in sonuymuş. Laiklik elden gidiyormuş. Türkiye Cumhuriyeti’ne başkaldırıymış. Bir sürü zırvalama…

Vallahi Türkiye Cumhuriyeti, Kemalizm ve laiklik, bir heykelin yer değişmesine kaldıysa, zaten bitmiştir de sadece ağlayanı yok demektir.

Önce olayın aslına bakalım;

Kaldırılan Atatürk heykelinin yeri, açık otopark olarak kullanılan bir alandır. Eskiden orada valilik binası vardı ve heykel de bu binanın önündeydi.

2 yıl önce yeni valilik binası yapıldı ve yeni valilik binasının önüne de tören alanı oluşturuldu. Normalde aynı zamanda Atatürk heykeli de valilik binasının önüne taşınacaktı.

Ancak meydan düzenlemesinde yaşanan gecikme ve sadece Atatürk heykelinin oradan kaldırılması tepki çeker düşüncesiyle, meydan düzenlemesi için hafriyat çalışmalarının başlanması beklenmiştir.

Bugün de yapılan şey, Atatürk heykelinin olması gerektiği yere, yeni valilik binasının önünde bulunan tören alanına taşınmasından başka bir şey değildir.

Bu olayın, önü arkası, sağı solu, yukarısı aşağısı budur. Diğer bütün yaklaşım ve yorumlar art niyetlidir. Sığ politik söylemler ve şovenizmdir.

Gelelim tepkilere;

Bu olayla ilgili Yeni Akit Gazetesi’nin kullandığı, “Elhamdülillah Rize özgürlüğüne kavuştu!” manşeti ne kadar ayrıştırıcı ise, Sözcü Gazetesi’nin kullandığı “Utanmadınız mı?” manşeti de, bir o kadar ayrıştırıcıdır.

Bu konudaki en doğru açıklamayı “Ne irtica, ne Atatürk’e saldırı vardır. Atatürk heykelinin yeni kaidesine konulmasında sakınca yoktur. Bir bardak suda kıyamet kopartılacak bir durum yoktur. Rize’de bu anlamda bir problem yok” diyen CHP İstanbul milletvekili Mehmet Bekaroğlu yapmıştır.

Bu olay üzerine sosyal medya üzerinden, söz de Rize halkını protesto etmek amaçlı, Rize çayını boykot çağrısı yapılmaya çalışıyor.

Her şeye muhalif olan böyle tipleri, çok da ciddiye almamak gerekiyor.Onların için Rize’de bir söz vardır: “Duanızla doğmadık ki, bedduanızla ölelim.”

Rize insanı merttir. Bu olay da en ufak bir yanlışlık varsa, bunu kimsenin laf söylemesine gerek duymadan kendisi zaten düzeltir.

Bunun dışındaki hariçten gazel okumalara ise, eyvallahı olmaz ve söylenenleri gereksiz afkurmak olarak kabul eder.

Bu olayın Bursa yerelindeki yansımalarına gelince;

CHP Bursa Milletvekili Erkan Aydın, 22 Aralık tarihinde TBMM’de yaptığı konuşma da “…Bize bu ülkeyi emanet eden Türkiye Cumhuriyeti kurucusu Atatürk’ün, bugün Rize’de şu fotoğraflarla heykelinin kaldırılmasını da bir kenara yazdığımızı söylüyorum. Bu fotoğrafları asla unutmayacağız. Atatürk’ü de, ne yaparsanız yapın kalbimizden silemeyeceksiniz. Bu milletin bağrından çıkmış bir vatan evladına bu fotoğrafların yakışmadığını söylüyor, unutturamayacaksınız diyorum.”

Şeklindeki açıklamaları, tamamen hamaset kokan ve siyasi derinliği olmayan boş laflar olarak meclis tutanaklarına geçmiştir.

Bursa’nın vekili olan Erkan Aydın, eğer illaki bu konuda bir eleştiri de bulunacaksa; O meydan düzenlemesi işini, neden kasası tam takır olan Bursa Büyükşehir Belediyesi’nin üstlendiğini araştırsın. İşin kolaycılığına kaçıp, Atatürk üzerinden prim yapmaya çalışmasın.

Son sözüm, bu olayı “Rizeli olmaktan utanmak istemiyorum” başlığıyla köşesine taşıyan ve aynı zamanda hemşerim olan Yeni Dönem Gazetesi köşe yazarı Yüksel Baysal’a.

Sayın Baysal, bu olayı da, bu yeri de çok iyi biliyor olmanıza rağmen; heykeli taşıma şeklinden tut da, anıtın yeni yerine kadar, birçok zorlama yorumlar da bulunmuşsunuz.

Siz de çok iyi bilirsiniz ki, Rize bu ülkenin en zor coğrafyalarından biridir. Bu coğrafyada yaşamak, ekmeğini taştan çıkartmaktan bile zordur.

Buna rağmen o yörenin insanı, bir gün dahi kaşını kaldırıp devletine tek bir söz söylememiş ve söyletmemiştir. Rize halkı, hem milli değerlerine hem de manevi değerlerine sonuna kadar bağlıdır.

O yüzden bu heykel olayı bahane edilerek, Rize üzerinde oluşturulmak istenen algıyla mücadele etmesi gerekenler de öncelikle bizleriz.

Bence asıl sorun, bizim Rizeli olmaktan utanmamız değil; Rizeli hemşehrilerimizin, bizim yazdıklarımız ve yaptıklarımızdan dolayı bizden utanmasıdır.

 

 



Mahmut Çakmak


Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir