Şarkılı niyet mektubu

Başka bir gazetede yazılmış olsa “kasıtlı” denilir, belki de inkâr edilebilirdi. Ancak, Sözcü gazetesi yazdı. Üstelik açık ve seçik olarak. Gazetenin “Muharrem İnce’den şarkılı barış mesajı.” Başlıklı haberinin hemen başındaydı bu çarpıcı gerçeği ortaya çıkartan itiraf satırları.

Bu itirafta “Yabancı gazetecilerin röportaj için adeta kapısında kuyruk oldukları İnce’ye, Türkiye’de görev yapan yabancı büyükelçilerin de ilgisi büyük. Gün geçmiyor ki, İnce’ye büyükelçilerden bir yemek, görüşme, tanışma daveti gelmesin.” Deniliyor.

Sanki bir şiarmış gibi yansıtılmış bu durum. Aslında şecaat arz etmişler, belki de hiç düşünmeden. Bunları okuyanlar arasında hiç kimse kalkıp da sormaz mı “Nedendir bu yabancı ilgisi? Beklentileri ne acaba?” diye.

Herkes bu yabancı misyonluların, büyükelçilerin binmeyecekleri eşeğe ot vermeyeceklerini bilir. Bu desteğin ne amacı olduğunu hiç aklına getirmiyor, sorgulamayı bile düşünemiyor bu Muharrem galiba…

O yüzden şarkılar söylüyor bu davetlerde.

Haberi okuyunca nihai niyetlerden biri de ortaya çıkıveriyor. Bu ilginin nedeni anlaşılıyor. Tabii ki Muharrem’in bu konuda ne söz verdiği de. Bakın ne yazmış Sözcü Gazetesi?

“Büyükelçiler İnce’ye en çok Ortadoğu’da izleyeceği politikayı, özellikle de Kürt politikasını sordular. İnce buna karşılık “barış” mesajı verdi.”

Şarkıyı da tam burada söylemiş zaten. Bunun ne demek olduğunu herkes anlar. Muharrem “PKK ile barış yapacağım. Merak etmeyin. Yeter ki siz beni destekleyin.” Mesajı vermiş olmuyor mu böylece?

Ben mi yanlış anlıyorum yani?

Bakın bir ayrıntıyı daha yazayım da niyet iyice açığa çıksın. Haberi yazan kişi aynen şu notu da düşmüş;

“Sonradan görüştüğüm, o yemekte olan yabancı diplomatların hemen hepsinin ortak görüşü ise İnce’nin bu barışçı söyleminin, Türkiye’deki mevcut yöneticilerin tavrından “çok farklı” olduğu idi. Bir diplomat durumu tek kelimeyle özetledi; Refreshing (tazeleyici)”

Gerçi burada bir tercüme hatası yapmış. İngilizcesi kıt olsa gerek. Refreshing’ burada “tazeleyici” anlamında tercüme etmek yanlış. Esasen “FERAHLATICI” anlamında kullanılmış…

Bu da “İçimiz rahatladı, ferahladık. Bu adam bizim istediklerimizi yapacak.” Anlamına gelmez mi?

Ne var ki bu yabancıların bir türlü hesap edemediği çok önemli bir nokta var. Türkiye artık bürokrasi sultasındaki o eski Türkiye değil. Türk halkı da kendisine en iyi hizmeti bugüne kadar kimin verdiğini ve gelecekte de kimin vereceğini iyi biliyor.

Çapsız, projesiz, yapıcı değil yıkıcılara oy vermeyi hiç düşünmüyor. O malum “Tayyip nefreti” oluşturulanların bile büyük bölümü durumun farkına vardı artık. Bu tezgâhları yemiyorlar.

Bunu hiç hesap edemiyorlar aynen 15-16 Temmuz’da hesap edemedikleri gibi.

15-16 Temmuz deyince, Devlet Bahçeli’nin sözlerine de dikkat çekmek isterim. Yeni bir darbe girişimi iddiası karşısında aynen şunu dedi;

“Eğer Türkiye yeni bir işgal girişimine maruz kalırsa, böylesi bir felaket bir kez daha yaşanırsa, BU DEFA HİÇBİR SUÇLU VE HAİN SAĞ KALAMAYACAKTIR. Varlığımıza göz koyanların gözünü oyarız. Bağımsızlığımıza leke sürmeye kalkışanları değil İzmir’de denize dökmek, alayını cehennemin dibine kadar kovalar yediklerini içtiklerini burunlarından fitil fitil getiririz.”

İlginizi Çekebilir

Bu topraklara hep yabancı kaldılar…

İsimleri ne olursa olsun, ama, kafalarıyla bu topraklara hep yabancı kaldılar. Müslümanın ekmeğini yediler ama ...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir