Seçimler bitti yapı paydos

Türkiye tarihsel bir dönüm noktası sayılabilecek ‘seçim ötesi’ bir süreci daha atlattı.

Bu seçim, cumhuriyetin kurucu paradigmasının yeniden yorumlanması ve kurucu vesayet ve imtiyaz aktörlerinin bir bakıma yer değiştirmesi sürecinin yeni bir evreye girmesi olarak yorumlanabilir.

Bu açıdan da bakıldığında da 24 Haziran 2018 seçimleri, Türkiye‘nin bölgesel/küresel ilişkileri ve sorunlarının gölgesinde‘siyaset/seçim/savaş’ sacayağı konseptinde süren, ‘yeni cumhuriyet’ sürecinin sancılı ve sorunlu şartları içinde yapıldı.

***

Bu seçime damga vuran en önemli üç şey vardı.

Bu üç şeyin en başında belki de seçim sonuçlarında en etkili olanı İttifaklar meselesiydi.
İkincisi bu tarihi dönüşümü içeren seçimin OHAL kapsamında ve şartlarında yapılmış olmasıydı.
Üçüncüsü ise evlere şenlik.

Soğan patates fiyatlarının son bir haftada tüm siyasal gündemin başına oturmasıydı.

Ne döviz kuru, ne dünya kupası, ne de başka bir şey!

Seçim sonrası öğleye doğru acaba fiyatlar düşmüş olabilir mi diye baktım ama artışta değişen bir şey olmamıştı.

Neyse, soğan bu zamana kadar bu kadar ihtimam görmemişti.

Oysa bu saygıyı ve değeri hep hak ediyordu, nihayet gün bugünmüş demiş olmalı ki acılığından eser yoktu.

Siyaset yeterince acı olduğu için de olabilir belki?

***

Her seçimde olduğu gibi bu seçimde de maşallah herkes kazandı.

Herkesin kazandığı bir seçimde kaybeden halk mı oluyor acaba?

Bir tek Muhaarrem İnce’nin ağzından paylaşılan dolu dolu bir ‘adam kazandı’ lafından haberdar olduk.

O da zaten kişisel mesaj olarak atılmış sanırım.

Kazananların kazandığını kamufle etmeye çalışan siyaset erbabınınyanı sıra, medya ajans ve şeysileri de gözümüzden kaçmadı tabi.

Gerçekten bu seçimin kazananları var mı, kimler kaybetmiş olabilir, hem kazanan, hem kaybedenler kimlermiş?

Bu yazıda tebessümü elden bırakmayarak biraz bu işlere dair birkaç kelam edelim bari?

***
AK Parti Ve Erdoğan:

Kaybederken bile kazandı. Diğer kaybedenlerden daha fazla kaybetmesine rağmen, diğer kazananlara galip geldi. 2015 Kasım seçimlerinden 7 puan daha aşağı ve vekil sayısı 317 den 293’e düşmesine rağmen mecliste en yakın rakibine açık ara fark attı. Ama nihayetinde kendi çizgisinde bu sonuç önemli bir kayıptı.

Bu sonuçlar, hem önümüzdeki dönem yerel seçimlerde, hem de bir sonraki genel seçimler de etkisini daha fazla gösterecektir.
Erdoğan ise, bir önceki C.başkanlığı seçimlerinde olduğu gibi yine ilk turda kazanan taraf oldu.

Tüm rakiplerine karşı yine açık ara fark atarak, Türkiye sosyolojisine ve liderlik tipolijisine ilişkin sosyologlara ve siyaset bilimcilere yeni bir ev ödevi verdi. Halkın bu teveccühünü sorgulamaktan daha öte ya da yanı sıra bu teveccühün tarihsel kodlarını siyaset bilimi ve siyaset sosyolojisi bağlamında analiz etmek gerek.

CHP ve Kılıçdaroğlu:

Kaybedenler kulübünün en statükocu muhafazakar bekçisi olarak CHP yine kaybetti, sürekli bir kayıp yaşayarak, kaybetmeyi sıradanlaşmış bir çizgide tutan CHP ve yönetimleri,  adete bu sonuçlarla yine kaybedeceği taahhüdünde bulunmuş bir profil çizerek kimseyi şaşırtmadı.

Kemal Kılıçdaroğlu sanki bu güne kadar boşuna yürümüş gibi bir siyasi karakterprofili verdi. ‘Biz kaybetmedik AK partiye biz kaybettirdik’ demek için iki gün bu cümleyi nasıl kuracağını düşünmek için mi beklemiş olabilir mi, doğrusu bilemedim?

Kılıçdaroğlu, En kaybedenlerden biri olmasına rağmen, kaybettiğini bile en kabul etmeyenlerden biri olarak seçim tarihinde yerini almıştır.

Hele de Muharrem İnce’ye atıfla, ‘Daha fazla oy almalıydı, daha az aldı ’diyerek kendi adayının/başkanlık rakibinin kaybettiğini ima etmek erdemli bir davranış mı?  Yoksa koltuk mevzularından mı artık halkın takdirine sunulmuştur.
Muharrem İnce’ ye ayrı bir sayfa:

Kendi partisi içinde liderlik fırsatı verilmeyen bir siyasetçi olarak, kendi adıyla neredeyse tek başına ve parti dışı kendi programı çerçevesinde yarıştığı bu seçimlerde bence en kazananlardan biri olarak tarihe geçti. Başkanlık yarışını kaybetse bile kaybederek kazananlardan biriydi.

MHP Ve Bahçeli:

MHP, tam ruhuna Fatiha okunuyor derken, başta anket şirketleri de dahil olmak üzere tüm siyasetle yakın uzak ilgilenenlerinkoro halinde ‘amin’ dediği esnada adeta kendi küllerinden yeniden doğdu.

Seçim tahminlerinin sürprizi MHPoldu. Yüzde beşi bile geçmez diyenler hayal kırıklığı yaşadı. Bu arada MHP oylarının bir yerlerde ortak bir konsensüs ile sabitlenmiş gibi enteresan bir izlenim verdiğini de söylemeyi unutmayalım.

HDP ve Demirtaş:

Kendini Kürt nüfusu ve Kürt kimliği üzerinden konuşlandıran, varlığını Kürt siyasal kimliği ve sorunları üzerine bina eden HDP ise, 2015 Kasım seçim sonuçlarına göre daha düşük oy aldı.
En çok oy aldığı bölgelerde kimlik paydaşlarının teveccühüne muhatap olamadı.
Adeta kendi sahasında kaybetti ama seçim sürecinin ruhuna bağlı olarak, deplasmanda  Beyaz seküler sol ve tuzu kuru kent seçkinlerinin omuz vermesiyle aslında kaybeden olduğu halde durumunu koruyarak kaybetmeyenler hanesinde yerini aldı.

İyi parti/Akşener:

İlk kez seçime katılmasına, birçokspekülasyona maruz kalmasına ve küskünler/kızgınlar ortaklığıyla kurulmuş geçici bir kulüp havası vermesine rağmen kazananlar hanesine yazmakta bir beis görmüyorum. Ne ki İyi parti bir siyasal süreç konsorsiyumu olarak kuruldu ve  parti olarak kalıp kalmayacağı konusu şüphelidir.

Saadet Partisi/Temel Karamollaoğlu:

Üzerine bahis oynanan, sosyal medya fenomeni haline gelen, seçimlerin favori sürpriz sonuçlarını alacağı algısına kendini inandıran,  her türlü köpürtülmeye/yükseltilmeye rağmen en kaybedenlerden bir parti ve lider olarak kayıtlara geçmiştir.
Öbür taraftan aynı kodlardan siyaset yapan bir havzanın çocukları olarak AK Parti’ ye önemli mesajlar veren ve en azından söylem bile olsa unutulan değerleri hatırlatan ve umut verici cümlelere imza atan bir parti olmuştur.

STK adını kullanan yancı Partiler:

Sadece ve sadece kazanmaya endeksli, kendi yarattığı algıların müptelası, kendi penceresinden gördüğü olguların/değerlerin/değişimlerin dünyasına kapalı, muhalefetiyle/iktidarıyla siyasal cephelere yancılık yapan, ‘kendilerinelütfedilen her nimet için, her külfete/zillete razı bir pozisyondaki tutumlarıyla ne kadar ve ne kazansalar da benim açımdan hep kaybedenler havuzunda yer aldılar.

Hamasi Seçmen:

Adı üstünde zaten. Hiç kaybetmezler.
Kaybettiklerini de kazandıklarını da bilmezler.
Onlar için varsa yoksa hamasettir. Gerçeklik ve hakikat dertleri olmadığı için seçim sonuçlarını da olgulara göre yorumlamak gibi bir sorunları da olmaz.
onlar için, Hamaset varsa her şey teferruattır. 

 

İlginizi Çekebilir

Ne olacak bu cemaatlerin hali?

Tanınmış bir ilahiyat hocasına göre: “Devletimiz eğitimde birliği sağlamalıdır. Din eğitimi ve öğretimi sadece devlet ...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir