Anasayfa / Yazarlar / Şehir Tutulması

Şehir Tutulması

Şehir Tutulması, İz Yayınları tarafından yayınlanan bir Cihan Aktaş kitabı.

‘Akıl Tutulması’na atıf yapan bir çağrışımı var kitabın isminin.

Gerçekten de kadim bir geleneği olan ve değerler silsilesinin kendini görünür kıldığı yegâne mekânlar şehirlerdir.

Ruh ve bedene dair, siyaset ve sanata dair, hukuk ve ahlaka dair en kâmil düşünüş ve tasarımların şehirlerle hayat bulduğu söylenebilir.

Bir anlamda şehirler iddiaların ispat ülkesidir.

Söylemlerin bizzat sınandığı, en güncel sınavların yapıldığı, iyi ve kötü şeylerin yüzleşmeden kaçamadığı mekânlardır şehirler.

***

Tutulup kalmak diye bir söz vardır.

En güzel, en kadim düşler, düşünceler maalesef şehirlerde ve şehirlerin inşa edilme süreçlerinde tutulup kaldı.

İlerleme ve kalkınma koşuşturmasına yenik düştü şehirler. Yeni şehirler, iyi düşüncelerin, kötü uygulamalarla düşüşünün beşiği haline geldi.

Kentsel dönüşüm kavramı kendi başına mitolojik bir imajla adeta kutsanır hale geldi.

Büyülü bir şey, sihirli bir değnek, mucizevi bir dönüşüm gibi sunuluyor kentsel dönüşüm projeleri.

Siyasal iktidarın ve muhafazakâr dindar sosyolojinin bindiği dalı kesmeyi çağrıştıran kentsel dönüşüm ‘akıl tutulması’, ‘inşaat/hafriyat/hareket/bereket’ zaviyesine indirgenmiş bir ‘şehir tutulması’na dönüştü.

***

Her bir şehir yıkım araçlarıyla arsalaştırılıyor.

Şehirlere müteahhit gözüyle, arsa ve yapı değeri öncelikli bakış açısıyla bakmanın telafi edilemez sonuçlarını hep beraber görüyoruz.

‘Göz göre göre betonlaştık, göz göre göre şehirleri bu hale getirdik, hep beraber, hepimiz sorumluyuz şehirlerin bu haline gelmesinden’ dememek için, aynı şeyleri tekrar ve tekrar ısrarla yapmaya çalışmak ta, bir tür akıl tutulmasından mülhem şehir tutulması olsa gerek.

Her bir şehir sermaye ve rant hesaplarının örsünde dövülüyor.

Tarım alanları, dereler, dağlar, ovalar, yeşil alanlar, kültürel değerler, mahalle gelenekleri kentsel dönüşüm getirisi üzerinden ‘betonlaştırılarak’ kimliksizleştiriliyor.
Şehir sakinlerinin yersizleştirilmesine sebep olan yöntem ne kadar bir şehre huzur katabilir ki?

Aynı ada içinde bir yanda 15/25 katlı beton gökdelenler diğer yanda ve iç içe 2 katlı evleri içeren kentsel dönüşüm projeleri ortak aklın ürünü olabilir mi?

Üç katlı meskenleri yıkıp yerine on katlı, beş katlı binaları yıkıp yerine 15/25 katlı bina dikmenin adı geliştirme, güzelleştirme, iyileştirme olabilir mi?

Bir kez daha söylemek istiyorum. Bize düşen de sözü bir hukuk ve edep içinde söylemektir.
Doğru bildiklerimizi, yanlış gördüklerimizi kimsenin gücenmesine, kınamasına ayarlama lüksümüz de yok. ‘Emredersiniz efendim, nasıl uygun görürseniz başkanım, hay hay efendim, siz bir dâhisiniz, muhteşemsiniz başkanım’ gibi yalakalık kariyeri de edinemedik bu güne kadar çok şükür.

Tamam, herkes kendi akıl tutulmasından sorumlu ama ‘şehir tutulması’ kişisel olarak kalan bir şey değil. Ben yaptım oldu diyerek kendinizi idare edebilirsiniz belki ama şehir kendimizden ibaret değil.

Şehir sakinlerini hiçbir aşamada dikkate almayan ‘insanı ve şehri yaşatma’ düşüncesi ne kadar inandırıcı olabilir?

İmza aşamasına getirilmiş projelere icbar edilen şehir halkı, tüm bu projeleri ne kadar kendinden sayabilir?

Yapılan şeylerin sadece güvenli binalar inşa etmekten öte sonuçlar ve anlamlar taşıdığını görmüyor olabilir miyiz?

Değerleme, değerlendirme, güzelleştirme, geliştirme ve iyileştirme faaliyeti olarak yapılması gereken kentsel dönüşüm faaliyetinin, statik hesaplar, blok beton çizimler ve müteahhitlik hesaplarından daha öte anlamları yok mudur?

***

Kat yükseklikleri ve yapı stok yığınlarının kısa süreli karlılığı üzerinden tasarlanıyor mahalleler ve mahalle sakinleri.

Sadece şehirleri değil insanları da dönüştürme iddiasıyla üstelik.
‘Şehir Tutulması’kitabında soruyor Cihan Aktaş: Bir şehrin oturmuş dokusunda meydana gelecek değişimler konusunda karar vermesi gereken öncelikle kimlerdir?

‘Kim, kim, kim Kiziroğlu Mustafa bey’ değil herhalde!

***

Bütünşehir ‘Ortak akıl’ İçin Birkaç Öneri

Şehirler sadece fizik mekânlar olmadığı konusunda sanırım herkes hem fikir.

Şehirler; yol, su, trafik ve müteahhitlik/inşaat faaliyetlerinden ibaret değilse ve yaşadığımız şehirlerin durumları muhalefetten iktidara herkesin şikayet ettiği bir noktada ise bir ‘paradigma’ sorunu olmalı. Rutinlerin dışında başka bir bakış açısı ve başka yöntemlere açık olan bir ‘paradigma değişikliğini’ neden konuşmayalım?

Neler yapılabilir Peki:

‘Bütün Şehir Habitatı Stratejik Master Planı’ başlığında kısa/orta ve uzun vadede sonuçlandırılacak bir proje acilen gündeme alınmalıdır.

Genel başlık, aşağıdaki çalışma başlıklarını içerebilir.

a-Demografik Master Plan
b-Topografik Master plan
c- Mimari Master plan
d- Sosyolojik Master Plan
e- Ekolojik Master Plan
f- Tarımsal Master Plan
g- Sınai Ve Ticari Master Plan
h- Eğitim Kurumları Ve Alanları Master Planı
ı- Trafik akış ve yoğunlukları Master planı
Tüm bu başlıkların neden ve nasıl sorularına verilecek cevaplar ortak akıl kapsamında elbette vardır, olmalıdır.

Seçimlere kadar değil, geleceğe taşınan kalıcı şehirler kuralım.

Çok kısa iki şey daha:

Bir- Her mahalleye mahallenin sosyokültürel yapısı da dikkate alınarak ‘mahalle için mahalli mimari projeleri’ geliştirelim. Mahalleleri, mimari ve kültürel kimlikler üzerine inşa edelim.

Düşünsenize, her mahalle de gelenekten geleceğe değer ve tasarımları içinde barındıran, farklılıkları kendisi olarak zenginleşmiş bir bütün içinde kucaklaştıran bir mozaik şehir harmonisi fena mı olur?

Mimari ve kentsel tasarım, bir kata en çok kaç daire, bir arsaya en çok kaç kat, bir inşaattan kaç dükkân çıkartmaktan ibaret sanan, kare/dikdörtgen yapı işlerinden ibaret gören her akıl, şehirleri de tutsak eden akıldır.

İki-Tamam illaki gökdelenler yapılacaksa, olmazsa olmaz ise bu tür yapılar için şehrin genişleme ve gelişme bölgesinde müstakil alanlar tahsis edilsin. Belli bir katın üstünde tüm yüksek yapılar o bölgelerde inşa edilsin.

Yine konuşuruz.

Şimdilik bu kadar.

Sözü Heidegger’e bırakalım.
‘Soru, düşüncenin takvasıdır’

 

 

 

 

 

 

İlginizi Çekebilir

KABUL ETMİYORUM!

Haftalar geçtikçe, maçlar oynandıkça alınan sonuçlar, ortaya çıkan tabloartık tamamen kabul edilemez bir hal aldı. ...

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir