Şehirli bir tekir olmak

Arkadaşım bir saat boyunca kedisiyle olan ilişkisini anlattı. Mamasını, hastalıklarını, yeme düzenini, doğum gününü, yemediği halde ona pasta kesişini, giydirdiği kıyafetleri, tatile gidişlerini hatta beraber gidebilmek için otobüs yerine kendi arabasıyla uzun yolu göze aldığını…

Dinlediğim her ayrıntıyla bu insanlaşmış kediyi kıskansam mı, yoksa fıtratını yaşayamadığı için üzülsem mi  bilemedim. Dayanamadım kızdım arkadaşıma; “madem bu kadar seviyorsun da ne demeye güzelim hayvanı kısırlaştırdın?”  Kedinin bazı dönemler çok huzursuzlandığını, sürekli kucağında tutmak zorunda kaldığını anlattı. Sakinleşmesi için kısırlaştırmak zorunda kalmış! Çalışan ve apartmanda yaşayan bir insan olarak haklı olabilir ama yine de bu sağlıklı bir canlıya, rızası dışında fiziksel müdahale edildiği gerçeğini değiştirmiyor. Evet şehirde yaşayan bireyin yalnızlıkla baş etmesi zor. Kişinin yanında bir can, bir nefes istemesinden daha doğal ne olabilir. Seviyoruz hayvanları, bizimle yaşasın hayatımıza ayak uydursunlar istiyoruz. Peki dilsiz dostlarımızın buna razı olup olmadığını biliyor muyuz?  Kendi cinslerinden uzak kalmış, hatta bir daha onları arzulamasın diye kısırlaştırılmış, yalnız bir ev hayvanı olmak nasıl  bir şeydir acaba? Biz işimize, okulumuza veya gezmeye giderken, bir evde yalnız başına gününü geçiren bir hayvan için, o ev bir cezaevi değil de nedir?

Bir başka arkadaşımın site içindeki ofisi, bahçeye açılırdı. Etraftaki sokak kedilerine sevgi gösterip mama ve su verirdi merhametle. Zamanla kediler ofise iyice alışıp ofis koltuklarında uyumaya gelir oldular. Sonra birisinin beş yavrusu oldu. Yavrulara kıyamadığından onları 5.kattaki evine götürdü ve balkonda bir kutunun içinde bakmaya başladı. Aslında dağıtmak istedi kedicikleri ama sahiplenecek kimse bulamadı. Bir gün yavru kedilerden biri balkondan düştü, dehşet içinde veterinere koştu. Ölmemiş ama yaralanmıştı, tedavisi yapıldı. Bu arada anne kediyi sokakta yaşadığı halde, bir daha doğurmasın diye kısırlaştırdı. Çünkü 6 kedinin üstüne bir de sokak kedileri ile ilgilenmek arkadaşım için zaten zordu, daha fazlasına gücü yetmezdi!

Bir zaman sonra anne kedi, yakaladığı küçük hayvanları (kertenkele, fare vs.) öldürmeden, can çekişir vaziyette getirip, arkadaşımın ayakları önüne bırakmaya başladı. Bu konuyu veterinere sorunca öğrendi ki; zavallı kedicik annelik içgüdüsüyle arkadaşımı çocuğu olarak görüyormuş ve ona nasıl avlanacağını öğretmeye çalışıyormuş. Kısırlaştırılsa bile annelik hislerini kesip atamamışlardı. Sokakta kendi kendine yetebilen normal bir kediyi nasıl alabora ettiğimizin resmidir bu.  Elbette ki tüm ev hayvanları böyle değil. Dışarda hemcinsleriyle vakit geçirdikten sonra eve dönebilecek kadar özgür ruhlu, sahibiyle parklarda gezip sosyalleşebilen, evin çocuklarına arkadaş olup, oyun oynayan hayvanlar da var. Mümkün olduğunca doğal yaşamına uygun yaşayabilen hayvanlar. Evde bir hayvanı yalnız yaşamaya mahkum etmek doğru değil belki ama yaşadığımız şehrin sokaklarının hayvanlara ne kadar uygun olduğu da tartışılır. Büyük caddelerde hızla seyreden trafiğin yanı sıra çoğu hayvanın doğal yaşam alanını yok ettik. Üşüyen bir kedi arabaların sıcak motoru arasında ısınmaya çalışıyor. Bir köpek apartman girişlerinde  soğuktan korunmaya çalışıyor. Hayırseverlerin verdiği yiyecek ve içecekler bir kısmını korusa da hepsi bu kadar şanslı olmuyor. Aramızdaki cani insanların, bu masumlara güçlerinin yetmesi de ayrı bir gönül yarası.

Velhasılı evde de olsa, sokakta da olsalar, şehir hayvanlar için zor bir alem. Ya evde sahibinin kendisine benzetip, fıtratından soyutladığı, cinsinden uzaklaşmış bir yaşamın içine sıkışacak. Yada özgür ama türlü tehlikelerle dolu sokaklarda, aç susuz gezen bir masum olarak sürdürecek hayatını. Çünkü çoğu zaman şehir bir hayvan için vahşi bir ormandan daha tehlikeli. Peki hayvanlar için bunca tehlikeli de insanlar için çok mu güvenli? Trafikse trafik, kirli havaysa kirli hava. Adem oğlunun kötüsü kendi tabiatından olanına da canavarca hisler besliyor ve icraata geçiyor. Komşularımızı bile tanımadan, güvenmeden bir yaşamın kıyısında hasbelkader yaşayıp gidiyoruz… Anlıyoruz ki şehir, sunduğu nimetler kadar bedel de istiyor. Şehirde yaşamayı sevmediğimizden değil bu veryansın, kaybettiklerimizi bilmekten…

İlginizi Çekebilir

Okula giren pitbull dehşet saçtı!

Çorum’da bir ortaokula giren pitbull cinsi köpeğin saldırısına uğrayan iki öğrenci yaralandı. Çorum’da bir ortaokula ...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir