Şehit ve gazi

Bu günlerde bu iki manevi kavram üzerine çok çok konuşulmaktadır. Sebebi ise alınan karar gereği Suriye’de ‘’Zeytin Dalı’’ adı altında başlatılan Afrin harekâtıdır. Bu harekât dikkat edilecek olursa, Türk milletinin bekası harekâtıdır.

Bütün ikazlara rağmen dünyanın en büyük askeri gücü sayılan ABD’nin terör örgütleri ile işbirliği yaparak, hatta bu örgütlerden müteşekkil bir terör ordusu kurarak; tüm İslam âlemine özellikle Türk devletine sinsi bir şekilde yıkıcı planlar uygulamaya koyması, bardağı taşıran son damla olmuştur.

Tarihin hiçbir döneminde zillete düşmemiş, hep onurla yaşamış ve böyle yaşamaya da kararlı olan, gazilik ve şehitliğin Peygamberlikten sonra en büyük rütbe olduğuna inanan milletimiz Zeytin Dalı harekâtını başlatmıştır. Bu harekâta bazı dış güçlerin piyonları kişiler ve kendini bilmez birkaç sivil toplum örgütü hariç, halkımızın tamamına yakını gönülden desteklemektedir. Dinden, imandan, vatan sevgisinden mahrum haçlı ruhuna sahip bir takım satılmışlar ve hainler hariç. Onlar her zaman olmuş ve olmaya devam edeceklerdir. Onlara zerre kadar itibar etmiyoruz, onlara cevabımız ‘’it ürür kervan yürür’’ demektir.

Şehadet ve gazilik konusuna gelince: şehit en kıymetli varlığı olan canını; din, iman, vatan ve millet için veren zat demektir. Çok büyük bir rütbe olduğu Kuran ve hadislerle sabittir. Müteaddit ayetler ve hadisi şerifler çok büyük övgüye, sevgiye ve saygıya layık olduklarını beyan etmektedir.

Şehadet şerbeti, izah edilemeyecek kadar lezzetlidir. Onun için şehitlerin cennette tek arzuları Allah bizi tekrar diriltse de tekrar şehit olsak yani şahadet şerbetini tekrar tekrar içsek.

Çanakkale’de şehit olmakta olan bir yarbayın dudaklarından süzülen şu sözler çok manidardır. ‘’Neden zahmet ettin ben zaten birazdan geliyordum Ya Resulullah.’’ İşte bu makam böyle bir makam son nefesinde Resulullah’ı başının ucunda bulursun.

Mehmet Akif ne güzel özetlemiş: ‘’Asımın nesli diyordum ya nesilmiş gerçek işte çiğnetmedi namusunu, çiğnetmeyecek şüheda gövdesi, bir baksana, dağlar taşlar… O rükû olmasa dünyada eğilmez başlar. Vurulmuş tertemiz alnından uzanmış yatıyor, bir hilal uğruna, ya Rab ne güneşler batıyor!’’

Şehit musallada iken helallik istemeyi hiç de doğru bulmam. Zira o bize hakkını helal etsin demek daha doğru olur.

Gazi konusuna gelince harpte yaralansa da yaralanmasa da harbe katılan herkes gazidir. Örneğin on beş temmuzda otuz gün sokaklarda nöbet tutan insanlarımızın hepsi ama hepsi gazidir. Gazinin rütbesi de şehitten aşağı değildir. Zaten harbe giderken şehit olmak için gidilmez, ancak kaderde şehit olmak varsa o Allah’ın takdiridir. Daha açık bir ifade ile gazi harp eden veya harp eden kişilere her türlü desteği veren kişilerdir. Bu böyle bilinmelidir.

Şu anda dünyaya ders veren, sivilleri canından çok düşünen, yağmur çamur demeden fedakârca dini, vatanı, bayrağı için milleti için canını vermekten çekinmeyen Mehmetçiğimizi canı gönülden tebrik ediyorum. Yüce Rabbim kendilerine yardım etsin. Düşmana fırsat vermesin, onların kurdukları tuzakları kendi aleyhlerine çevirsin İnşallah.

Bizler canı gönülden onlara dua ediyoruz, ayrıca bize de bir görev verilse seve seve yerine getiririz.

Selam Hakka tabi olanlara…

İlginizi Çekebilir

Türkiye’nin kurtulması biraya kaldı

Kemalist cenahın en çok rağbet ettiği isimlerin başında Yılmaz Özdil gelmektedir. Bilgi düzeyi, birikimi hayli ...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir