Anasayfa / Yazarlar / Seviyorsan Git Konuş Etyen!

Seviyorsan Git Konuş Etyen!

 

“Bugün birçok kişi Türkiye’nin büyük bir jeopolitik ‘oyunla’ karşı karşıya olduğuna, ülkenin Batı tarafından bölünmek istendiğine, Gülen darbesinin gerçekte bir ‘işgal’ girişimi olduğuna, çarenin ise ‘oyunu bozacak hamleden’ yani Batı’dan kopmaktan geçtiğine inanıyor. Her olaya Türkiye merkezli bakılıyor, ya birilerinin bize diz çöktürmeye çalıştığı, ya da bizim önümüzde diz çöktükleri şeklinde yorumlanıyor.

Bu bir görüş veya düşünce değil inanç… Ortada ileri sürülenleri kanıtlayan herhangi bir bilgi olmadığı ve bunun için uğraşılmadığı gibi, çelişkili bulgular da göz ardı ediliyor. Çünkü bilgiye değil, sadece bir anlamlandırmaya ihtiyaç var ve onu da ideoloji üretiyor. Herkes bu ideolojinin içinde açıklama bulmaya ve söylemeye davet edilirken farklı düşünenler dışlanıp mahkum edildikçe de ortaya toplumsal bir patoloji çıkıyor.”

Bunları ülkemizin en eğitimli entelektüellerinden birisi yazmış. (EtyenMahçupyan, Türkiye Manen Bòlünüyor, Karar)

Zımnen, ‘Siz kafayı yediniz, ortada düşman fln yok, düşman sizin beyninizde, halüsinasyon görüyorsunuz’ demeye getiriyor.

Çıktığı günden beri neredeyse bütün köşe yazılarında sadece Ak Partiyi ve aslında Erdoğan’ı ve ‘Reisciler’i eleştiren ve yer yer aşağılayan/ yerden yere vuran Etyen Mahçupyan gibi bir Entelektüelin bu teşhislerini ciddiye amadan geçmek olmaz. Ve doğru olduklarını varsayıyorum. Kendimi bahsettiği illetlerle muallel gördüğümden tedavi/ rehabilite olmak için adım atmaya bile başlayacağım.

Ancak, Sevgili Etyen’in Karar gazetesinde yazdığı neredeyse tamamını okuduğum yazıların sadece başlıklarına bakarak kendisi hakkında bir değerlendirme yapmayı bir görev addediyorum.

Başlıklara bakın:

Ekonomide eski tüfekle son kurşun, Bu nasıl bir strateji, Sıradan yandaş hikayeleri, Ak Partide ekonomiden anlayan yok mu, Büyüme olmadan iktidar olunamaz, Büyük oyunu beceremiyoruz, İnandığımızı gerçek sanmak, Ekonomideki bizim paraleller,  Ya hukuk mağdur yaratmışsa, Hepimiz Darbeciyiz, Başkanlıktan bunu mu anlıyoruz, AK Partinin başkanlık sınavı, Malkoçoğlu Sendromu, Uyduruk gerçek avcılığı, Türkiye Makulden kopuyor, Ortadoğu söylemimiz doğru mu, Yine mi makbul genç üretimi, Ak Partinin demokrasi sınavı, Ak partinin bürokrasi sınavı, Ak Parti taraftarlarına, Ak Parti destekli ulusalcılık, Ak Partiyi özlüyorum, Türkiye bu kabuğu kırabilecek mi, Gülencilerin tasfiyesi nasıl yapılmalı, Kürt meselesinde ipler kopuyor, Düşük faiz lobisi, hangi faiz lobisi, ve daha onlarcası…

Çok azını atladığım ve bir kısmını taramadığım yazıların geri kalanları da bu meyanda yazılardır. Bir yıl boyunca yazdığı tüm yazıları Ak Parti’ye, yani ‘Reis’e ve reisçilere hasretmek nasıl bir psikozdur? Hangi patoloji ya da misyondur bu takıntıyı Etyen Mahcupyan gibi bir entelektüele yaptıran?

Yazılarının özünün kendisinin hala ‘Gülen hareketi’ dediği kesimin argümanlarının yumuşatılmış hali olduğunu, zamandan ayrılışının danışıklı dövüş olduğunu, bunun aslında bir atama olduğunu, tüm Robert’iler gibi O’nun da küreselcilerin borazanı olmak zorunda olduğunu, faiz lobisine çalıştığını… vs söyleyecek değilim. Hatta bunları batıl inançlar saymaya bile başlayacak ve bahsettiği toplumsal patolojiden sıyrılmaya çalışacağım.

Acaba sevgili Etyen de Akparti/ Reis aşkı/ takıntısından (veya adını her ne koyarsa) kurtulmak için bir şeyler yapacak mıdır?

Misal, Can Dündar’a ‘ne yapıyorsun sen oralarda gardaş’ AP’na, ‘kararınız yanlıştır’ HDP ve PKK’ya, ‘kime hizmet ediyorsunuz’ Avrupalılara, Amerikalılara ‘siz nasıl müttefiksiniz’ gibi şeyler söyleyecek midir usulen de olsa? Ve ilaç olsun diye.

Her gün evimize giren bir gazetede bizim de gazımızı alacak, duygudaşlık ilişkisi kuracak bir iki kelam görmek hakkımız değil mi?

Bir yandan da Etyen’in de dinlenmeye, nefes almaya hakkı yok muxur? Gazetede O’na, ‘biraz nefes al, ara ver, dünya ak partiden ve reisten ibaret değil’ diyecek kimse yok mudur? Yok olduğunu varsayarak bu görevi ben üstleniyorum:

‘Az nefes al, reisten başka şeyler de var dünyada. Ve hem seviyorsan/aşıksan git konuş Etyen’ciğim.’

İstanbul patlamasında şehid olan evladlarımıza rahmet , ailelerine ve hepimize başsağlığı diliyorum. Zalimleri ve tetikçilerini lanetliyorum.

 

 

 

İlginizi Çekebilir

70’lere Yolculuk

Son zamanlarda kendimize oluşturduğumuz nostalji kültürü ile geçmişten kendimize bizi iyi hissettirecek şeyleri bulup çıkartır ...

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir