Şeytanın askerleri…

Okuryazar da olsalar, dünyaya sadece bacaklarının arasından bakınca, gördükleri manzara da ona benzemektedir. Yazdıkları, çizdikleri, dünyaya bakışları yahut başka insanlara empoze etmeye çalıştıkları düşünceler de yine aynı türdendir. Yazdıkları kitapları, yayın yaptıkları televizyonları, yayınladıkları gazeteleri, sadece ve yalnızca cinselliği ön plana çıkarmakta, sanki hayatın tamamı cinsellikten ibaretmiş gibi davranmaktadırlar.

Yayınlarında; bir taraftan gayri meşru hayatı, hayatın asıl gayesiymiş gibi gösterirken, diğer taraftan da toplumda meydana gelen cinsellikleri suçmuş gibi gösterme riyakârlığının açık örneklerini vermektedirler. Bir taraftan, cinselliğin, modern hayatın vazgeçilmezleri arasında gösterirlerken, diğer taraftan, imam nikâhıyla ikinci bir eş alan gariban insanların hayatını tartışmaya açarak, buradan, insanların inançlarına vurmaya kalkıyorlar.

Gazetelerinde yaptıkları her haberin hemen yanı başına, çıplak kadın resmi koyarak toplumu maniple etmeye çalışırlar. Güya haberlerini okutmak, gazetelerini yalnızca bakılır hale getirmek için, batının çıplaklığını, sözüm ona; sanat ve sanatçı kimliği adı altında çevirip çevirip genç insanımızın iştahına sunarlar. Sonra bu gençler, cinsel suçlara karışınca da döner, güya kamu adına, suça ittikleri bu insanları, toplum vicdanına hapsettiklerini düşünürler.

Adamların hiçbir kutsalı yoktur, hiçbir değer yargısı onları bağlamaz. Aile hayatımızın yara almasından hiçbir rahatsızlık duymazlar. Yaptıkları reklamlarla bile –ki ayrı bir yazı konusu- aynı rezaleti yapmayı sürdürürler.

Cinsel suçlar konusu tekrar gündeme gelmeye başlayınca, aynı tipler, zinanın tekrar suç kapsamı içine alınacağı endişesiyle, kalemlerine sarılmaya başladılar. 2004 yılında, yapılan bir değişiklikle, zina suçu TCK kapsamından çıkartılınca, ağızlarını ballandıra ballandıra, Ak Parti hükümetine övgüler dizdiler. Şimdilerde aynı konu, tekrar yasa kapsamına alınması gündeme gelince, yazılarında ince ayarlar vermeye, şimdiden başladılar bile. Kadının ve ailenin ne kadar mahremiyeti varsa hepsini pazara çıkarmaktan sıkılmayan bu fâsit şeytanın askerlerinin tek derdi, kutsal olan ne varsa hayatın dışına atmak.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın grup toplantısından sonra gazetecilerin sorularını cevaplamıştı. Avrupa Birliği’nin talepleri doğrultusunda yapılan zina düzenlemesiyle yanlış bir adım atıldığını ifade etti. Bu konunun yeniden ele alınmasının çok isabetli olacağını söylemişti. Bu açıklamadan sonra bazı batı beslemesi köşe işgalcilerinin etekleri de tutuştu. Yazılarında sinsice giydirmeler yapıyorlar.

Cumhurbaşkanı’nın konuyla ilgili açıklamasına; zinanın yeniden suç kapsamına alınabileceğini vurgu yaptığını, yakında bu paralelde yasanın çıkabileceğini söyleyerek, hem cumhurbaşkanına ince bir eleştiri getiriyor hem de ‘eyvah tekrar yasa çıkacak’ dercesine, adeta gözyaşlarını içine akıtıyor. Adam şöyle diyor: “Şimdi Cumhurbaşkanı Erdoğan, zinanın yeniden suç kapsamına alınabileceği yolunda bir açıklama yaptı. Bunun Türkiye Cumhuriyeti’ndeki anlamı şudur. Zina pek yakında yeniden suç kapsamına alınacaktır. Şahsi kanaatime aykırı bir yaklaşım olsa bile bununla ilgili itiraz dile getirecek halim yok. Alınır veya alınmaz, TBMM’nin bileceği iş. Ben sadece Anayasa’nın “eşitlik ilkesi”ne sadık kalınmasını ister, kadın ile erkek arasında farklı hükümler içerecek bir düzenleme yapılmasına karşı çıkarım. Yani cinsiyet ayrımcılığı olmamalı. Suç diye tanımlanan şeyin kriterleri ve cezası kadın ve erkek için farklı olamaz. Fakat merak ettiğim bir şey de yok değil. Özellikle büyük saygı duyduğum İslamcı feminist yazarlardan öğrendiğimiz bir gerçek var. “Muhafazakâr yaşam tarzını benimsemiş” pek çok kişinin, birden fazla eşi olduğunu yazıyorlar ve okuyoruz. Bu durumda ne olacak? Yani 2. eş, hatta 3. eş sahibi olanlar “Zina yapıyor” sayılacaklar mı? Sayılmayacaksa nasıl olacak? “İmam nikâhı” şartı mı aranacak? Ben bu işin içinden çıkamam. Bakalım yasayı çıkaracak olanlar nasıl çıkacaklar!’

Şeytanın askeri olmak böyle bir şey galiba.

 

 

 

 

 

İlginizi Çekebilir

Cehalet saklambacı ya da insanlık çukuru

Nida Dergisinin son sayısında, Hikmet Zeyveli’nin cahiliye üzerine bir yazısı yayınlandı. Nida Dergisi, Malatya merkezli ...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir