Siyasi Ahlak Yasası: Yakınlarını işe alamayacaklar

‘Siyasi Ahlak Yasası’na göre, Milletvekilleri, eşlerini ya da birinci dereceden yakınlarını meclis içinde işe alamayacaklar. Mecliste kabul edilen ‘Siyasi Yaşamda Güvenin Yeniden Sağlanması’ adlı tasarı çerçevesinde adalet bakanı ‘Bu seçmen ile önemli bir güven sözleşmesidir’ diyerek meclise teşekkür etti.

Böyle bir yasadan memnun olacakların sayısı yeterince az, farkındayım. Diğerleri için söyleyeceğim şey ise, lütfen heyecanlanmayın. Panik ve endişeye mahal yok.
Bu karar Fransa parlamentosunda alındı.

*

Düşünsenize Türkiye de milletvekillerinden başlayarak tüm yerel meclis ve kamu idarecilerini kapsayan ‘kamu idaresi ahlak yasası’ çıksa ve her türlü ‘hamili kart yakınımdır’ ayrıcalığına yasak getirilse, torpilli birçok memleket evladı ‘İşkur’ da asgari ücretli bir iş için kuyrukta beklemek zorunda kalacaktı.
Hatırlarsanız, Pamukkale Üniversitesi Rektörü Profesör Doktor Hüseyin Bağ, zaten öğretmen olarak çalışan eşini ‘yetkin’ olduğu için enstitü sekreteri olarak atamıştı. Daha sonra, kamuoyu baskıları ve YÖK başkanının ‘etik’ bulmamasından dolayı atama işini iptal etmişti.

*

Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Alinur Aktaş’a sormaya devam ediyoruz. Belediye ve şirketlerinde, yöneticilere ‘yakınlıktan’ dolayı ‘yetkin’ olan ve fakat emsal örnekte olduğu gibi ‘Etik’ olarak görülme imkânı bulunmayan ne kadar kişiye istisnai kadrodan ya da başka şekillerde ‘istihdam ve iş’ sağlanmıştır?

Temenni ediyorum ki böyle bir çalışma yapılıyordur.

***

Rektörün belediye şirketinde ne işi var?

Soruyorum: üniversite mezunlarının işsizlik oranlarında geometrik artışlar olduğu bir dönemde, 75 bin öğrencisi olan Uludağ üniversitesi rektörünün, Bursa Büyükşehir Belediye Şirketinde yönetim kurulu üyesi olmasının makul bir anlamı var mı? Üniversitenin devasa sorunları zaten yeterince bir mesai ve performansa ihtiyaç duyarken, bu şirkete başka kimsenin yapamayacağı olağanüstü katkılar mı sunduğu için mi bu yönetim kurulu üyeliğine ihtiyaç duyuluyor?

Biz bizden olanın yaptıklarını eleştiremeyecek, bizden olana sorular soramayacaksak, kimse kusura bakmasın ‘vay halimize’!

***

İmam hatiplerde ücretli öğretmenlik ve okulların başarı durumu

Sormaya devam ediyorum: Meraklısı da araştırabilir. İster milli eğitim müdürlüğü, ister ilgili eğitim sendikaları, isterse imam hatip dernekleri geri dönüş yapabilirler. Genelde Türkiye’ de, özelde Bursa’ da ve özellikle imam hatiplerde ücretli öğretmen sayısı ne kadardır? Özellikle meslek ve sayısal dersler üzerinden, muadili özel okullarla karşılaştırıldığında durum nedir?

Ücretli öğretmenlik yoğunluğu,  bölgelerin gelişmişlik durumuna göre bir farklılık arz ediyor mu?

Kamu idaresinde alan savunması mı?

Ya da şöyle mi sorsak:

Bursa kamu idaresi bazı kesimlere mi teslim edildi?

Eski tas eski hamam devam, sadece tellaklar mı değişiyor?

Çok duymuşuzdur; şu bakanlık şu cemaatin, bu bakanlık filan yapının kontrolünde tarzı konuşmaları ve hatta basına yansıyan haberleri. Ya da ne bileyim filan yerlerde feşmekân ilinden, bölgesinden olanlar hâkim, onların onayı olmadan oraya sinek bile giremez türü konular birçok sohbetlerin gündemi olmuştur.

Ateş olmayan yerden duman çıkmaz atasözüne pek sıcak bakmam ama reel politik hareketlere mesafeli olan yapıların bile bizzat siyasetin göbeğinde kent siyasetini ve bürokrasisini belirleme veyahut bu işlere müdahale etme konusunda tutumlarını da ‘etnosentrik’ bulduğumu ifade etmeliyim.

Bu konuda Adem Apak hocanın ‘Asabiyet’ kitabını da önerebilirim. ‘Adalet Ahlakı’nın, ‘Asabiyet Ahlakı’na dönüştüğü her zeminde, sözün hiçbir kıymeti kalmaz.

Bu Şehirler, hepimizin nefes alıp verdiği, her kötü ve her iyi olan şeyden etkilendiğimiz ortak yaşam habitatımız. Kamusal ‘şemsiyelerin’ hep belli kesimlerin kullanımına tahsis edilmesi, diğer insanların haklarını da çiğnemenin başka bir hali olduğunu da hatırlatmış olalım.

Güç temerküzü ve Tekasürle övünmenin cahiliye halleri, sadece tarihsel zamanlara ait kıssalardan ibaret değildir.

***

Çalınmadık bir şey kalmamış

Bu seferde Ales sorularının çalındığı iddiası var.  Çal çal bitmiyor. Çalmak hem suç, hem günah, hem haram ama çalmaktan da vazgeçilmiyor bir türlü. Kentleşmenin dindarlığı bilinçli haline getirdiği iddiaları ile çalma bilincindeki artışı ve yüksek performansı yan yana getirdiğimde, ‘bilinçli dindarlık’ iddiasına mı şüpheyle bakmalıyım yoksa çalmanın dayanılmaz hafifliğine mi?

Haber şu: 2005-2013 yıllarındaki tüm ALES soruları ‘çalınmış’: 20 bin ‘şüpheli’ akademisyen var! 2005 ile 2013 yılları arasındaki tüm Akademik Personel ve Lisansüstü Eğitimi Giriş Sınavı (ALES) sorularının çalındığı öne sürüldü. ‘Yardımcı doçent’ ve ‘doçent’ unvanlı akademisyenler dâhil 20 bin şüpheli için savcılık harekete geçti.

Bu haberin sürecini hep birlikte göreceğiz ama peşin peşin bir şeyler söylemeliyim.

İnsanın evrimleştiği tezi en azından çalma konusunda çürümüştür bana göre.
Hiç mi insafınız, izanınız, insanlığınız yoktu da, her fırsat ve imkânda herkesin her hakkını çaldınız.

Çalma konusunda rekorlar kırarken, diğer taraftan her fırsatta, millete ‘kul hakkı’ vaazları yaptınız. Yazıklar olsun.

Çalmanın her türlüsüne isyanım var. Her türlü kılıfla çalmaya itirazım var.

Hayır hasenat kılıfında, hizmet adı altında, yardım ambalajında, şurada şunun için, burada bunun için, memleket ümmet için, çalmanın her türlü helalleştirilmesine, Musa’nın ON Emir’inden ayrıca bir ilhamla itirazım var.

Kim ki, herkesin ortak hakkını, bilinçli bir kasıtla çalma eylemine iştirak ediyorsa onlar için: Tükürme hakkımdan feragat ediyorum.

Tükürüğüm böylesi sıfatlarda kirlensin istemem.

***

Yatay mimari isteyen cumhurbaşkanına rağmen: Zeytinburnu’nda ‘kaçak katlar’ yasal oldu!

Konuyla ilgili haber şöyle: “Zeytinburnu’nda imar planları 42.5 metre yüksekliğe izin verdiği dönemde 12.5 metre yüksek yapılan binanın kaçak katları yeni imar planıyla yasal hale geldi. İstanbul Büyükşehir Belediye Meclisi’nden geçen plan tadilatıyla, kaba inşaatı çok önce biten yapının saçak yüksekliği 55 metre olarak belirlendi.”

*

Bir taraftan, Bursa’nın kanayan yarası ve kentsel dönüşüm rezaleti olan 23 katlı Doğanbey Toki için Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ‘Ya Allah aşkına şu Bursa’daki kentsel dönüşüm rezaletine son verin’ sözleri, bir yanda Zeytinburnu için alınan İBB meclis kararı.
Memleketin rutin sorusunu sormaya devam: Nolacak bu memleketin hali?

***

Bursa Kirli Havaya mahkûm oluyor

Bursa‘da geçtiğimiz günlerde yoğun bir hava kirliliği yaşadı. Ölçümlerle elde edilen bilgiye göre, 70 olması gereken PM10 değeri 843 olarak ölçüldü.
Kirliliğin zaman zaman, toplum sağlığını tehdit eden boyutlarda tehlike sınırlarını aştığı bir şehrin göbeğinde, yeni kömür santralleri kurulma girişimleri tekrar gözden geçirilmeli değil mi?

İlginizi Çekebilir

Hoşamedi ey liberalizm

İranlı şarkıcı Muhsin Namjoo’nun İstanbul’da açık hava tiyatrosunda 6 Ağustos 2018’de verdiği konser İran’da başlayan ...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir