Sömürünün saldırgan kuvveti: Reklamlar

Dünyayı bir pazar, insanları da bu pazarın tüketici hamalları olarak gören vahşi kapitalizmin önderleri; bütün insanlık için ciddi tehlike oluşturduğunda kuşku yoktur. Hiçbir kutsalı ve değer yargısı olmayan sömürgeciler, genelde tüm insanları, özelde de Müslümanları tüketici köleler yapmak için her türlü aracı kullanıyorlar. Bu amaçla, türlü tüketim araçları geliştirdiler. Hiçbir ahlaki kaygı taşımadan, sınırsızca kullandıkları bu araçların, çok amaçlı bir sonucu gerçekleştirdiğine tanık oluyoruz. Bu amaçların en başında; insanları sınırsızca tüketime yöneltmek, ikincisi belki birincisinden daha önemlisi tüketim çılgınlığının önündeki; dini, ahlaki, geleneksel tüm bariyerleri acımasızca yıkmalarıdır.

Sözünü ettiğimiz bu sömürgeciler; amaçlarına ulaşmak için, insanları, önce zihin kodlarını bozdular sonra da pragmatik, ilkesiz, kaba ve zalim bir şekilde toplumun sosyal emniyet noktalarını çökertmeye yönelik sürekli saldırı yaptılar, yapıyorlar. Bu saldırıların en yoğun olarak yapıldığı toplum, bizim toplumumuz, İslam toplumudur.

Sömürgecilerin en önemli saldırı silahlarından birisinin, reklamlar olduğuna dikkatinizi çekmek isterim. Küresel sömürgeciler ve onların gönüllü yerli köleleri tarafından kullanılan bu yıkıcı silahın, savaşlardan daha fazla yıkıcı hale geldiğini görmemiz gerekir. Özellikle kadını ve cinselliği sınırsızca kullanan bu emperyalistler; özellikle bizim toplumumuzun tüm mahremiyetlerini yıkan korkunç bir silah haline getirdiklerini söylemek gerekir. İnsanları sınırsızca tüketime yönlendiren reklamların; kadını, çocuğu, sosyal yapıyı, eğitimi, değerleri, ahlakı ve dini, siyaseti ciddi şekilde kullandıkları dikkatlerden kaçmamalıdır. Ramazan sofralarını dahi kirleten reklam sektörünün üzerinde kafa yormak, zorunluluk haline gelmiştir. Hiçbir ahlaki kaygı gütmeden yayın yapan medya organlarının, televizyon ve gazetelerin buna destek olması toplumsal ve tarihsel sorumluluğu gündeme getiriyor.

Peki ne yapmak gerekir? Öncelikle topu taça atmadan, siyaset konumuna ya da başkalarına ihale etmeden “Sömürgeciliğin kötülükleri karşısında çok derin bir ahlaki öfkeyi her alanda yükseltmemiz gerekirken Neonurculuk örneğinde yaşadığımız gibi hoşgörü’den söz edebiliyoruz. Bu tür bir hoşgörü anlayışı nedeniyle aziz İslam’a hizmet yerine, müstekbirlere, muktedirlere hizmet edilebiliyor.”

“Günümüz insanının hayatı, metalarla, eşyalarla, sayılarla, fiyatlarla, markalar ve nesnelerle muhasara altına alınmıştır. Mekanik yeniden üretim çağında hemen herkes tüketim kültürünün acımasız saldırganlığına maruz kalıyor. Tüketiciler ciddi bir biçimde sömürülüyor.”

“Tüketim kültürü, insanları tüketim araçlarına sahip olmaları konusunda kışkırtıyor, yeni talepler ve istekler oluşturuyor. Bu nedenle bugün herkes daha çok şey istiyor, hiç kimse sahip olduklarıyla tatmin olmuyor. Tüketim kültürü, farklı toplumlarda, farklı kültürlerde olduğu gibi İslam toplumlarında da aynı etkiyi gerçekleştiriyor. Bu kültür, kimsenin kendi gerçek ihtiyaçlarını kendisinin tespit etmesine izin vermiyor.”

Korkunç derecede reklamların saldırısı altında olan toplumumuzda, Müslümanlar bu saldırının dışında değil. Belki de en fazla Müslümanları etkilemektedir. Reklamlardaki birey tiplemeleri, kadın ve aile tiplemeleri, toplumumuza ait olmayan tiplemelerdir. Sadece bu da değil; ailenin ve kadının tüm mahremiyetleri yok edilmektedir. Müslümanlar olarak bu saldırıya karşı koymak, savunma, hatta saldırı stratejisi belirlemek zorundayız.

Bunun için İslam kültürünün üzerimizde belirleyici etkisini esas kabul etmek zorundayız.  Dini hayat, daha çok kişisel, ruhsal, manevi sorunlarla ilgilenen; toplumsal, siyasal sorunlarla ilgilenen bir düzleme çekmek zorundayız.

Müslümanların sömürgeleştirilmeye elverişli bir konuma nasıl geldiği konusunda ciddi olarak düşünmek gerekir.

Sömürgeciliğin kötülükleri karşısında çok derin bir ahlaki öfkeyi her alanda yükseltmemiz gerekir. Bunun için sivil toplum örgütleri, hiç vakit kaybetmeden harekete geçmek zorundadır.

İlginizi Çekebilir

E-cemaat / The cemaat / F cemaat

Cemaat, hem olgusal olarak hem de kavramsal olarak dinidir / dine aittir / dinsel çağrışım ...

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir