Anasayfa / Yazarlar / Tarihi ve toplumu okumak  

Tarihi ve toplumu okumak  

Teorisi olmayan bir pratik olmaz / olamaz / olmamalıdır da. Esasen teorisi olmayan, herhangi bir teoriye yaslanmayan / dayanmayan iş ve eylemler, düşüncesizce yapılan iş ve eylemlerdir. Düşüncesizce yapılan her bir iş ve her bir eylem de, insanın / insanlığın baş ağrısıdır / baş belasıdır. Düşünmek / felsefe yapmak / teoriyle uğraşmak, boş / beleş bir iş, boş / beleş bir uğraş değildir.Tam aksine bir anlam arayışıdır / bir anlama ve anlamlandırma çabasıdır.

 

Teorisi olmayan, içinde düşünceye dair, felsefeye dair bir şey bulundurmayan / barındırmayan işler / eylemler / pratikler olmayacağı / olamayacağı gibi, teorik altyapısı / felsefi arka planı olmayan bir bilimsel çaba da / çalışma da olmaz / olamaz. İster tarihsel olsun, ister güncel olsun, yer küre üzerinde meydana gelen her bir olayın mutlaka bir sebebi / bir hikmeti / bir felsefi arka planı / bir teorik altyapısı vardır.

 

Hayatın doğal / olağan akışı içinde yaşananlar, meydana gelen olaylar, ilerledikçe iyileşen, iyileştikçe de ilerleyen bir duruma işaret etmiyor.Çünkü insanlık tarihi ilerledikçe iyileşen, iyileştikçe ilerleyen doğrusal (lineer) bir seyir izlememiştir.Keza tarih, kendini tekrarlayan, çevrimsel / dairesel bir seyir izleyen olaylardan meydana gelmediği gibi, kendi içinde dönen, döndükçe tekâmül eden sarmal / spiral bir seyir de izlememiştir.

 

Bu anlamda ilerlemeci tarih anlayışı esasen bilimsel bir hurafedir. Bu bilimsel hurafelere bakıldığında dün ve bugün yaşananlar, iyi olan / ideal olan / doğru olan değildir. İyi olan / ideal olan / doğru olan hep bilinmeyen bir gelecektedir. Fukuyama’nın seslendirdiği tarihin sonu efsanesi yahut kehaneti de, tenasüh inancı da bu bilimsel hurafelerden besleniyor.

 

Batının bugün itibariyle neredeyse bütün bir yeryüzü ölçeğinde sağladığı siyasal / kültürel egemenliğin dayandığı / beslendiği anlayış, iyiyi / güzeli hep bilinmeyen bir gelecekte arayan ilerlemeci anlayıştır. Batı özünde bencil ve kibirli olan bu anlayış sayesinde küresel hegemonyasını sağlamıştır.Materyalizmin de özünü / temelini oluşturan bu ilerlemeci bakıştır.

 

Bu anlayış / bu bakış açısı cenneti bu dünyada yaşamayı hayal eden bir ütopyadır aynı zamanda. Oysa yeryüzü cenneti asla gerçekleşmeyecek olan bir düştür.Dahası gerçekleşmesi hiçbir zaman mümkün olmayan boş bir hayaldir. Bu ütopya baştan ayağa bir aldatmacadan ibarettir. Aynı zamanda ahiret inancını zayıflatan bir anlayıştır.

 

Dünya var oldukça, yeryüzünde hayat devam ettikçe iyi ile kötü, güzel ile çirkin, hak ile batıl, adalet ile zulüm hep var olacaktır.Var olmakla yetinmeyecek, hep çatışacak / hep çarpışacaktır.  İyi olanı / doğru olanı hep bilinmeyen bir gelecekte beklemek, insanları iyi ve doğru şeyler yapmaktan alıkoyar, kötülük işlemeye sevk eder.Bu bir anlamda bilerek ya da bilmeyerek, farkında olarak ya da olmayarak, evanjelizmin kötülükleri çoğaltarak / yaygınlaştırarak, tanrıyı kıyamete zorlama inancına hizmet etmektir.

 

Ahir zaman inancı da bir anlamda bu hurafelerin tersinden okunmasından ibarettir.Çünkü ahir zaman anlayışına göre iyiler hep geçmişte yaşadı / iyilikler hep gerilerde kaldı.Şimdi kötülerin ve kötülüklerin zamanıdır, yani ahir zamandır.Oysa insanlık geride bıraktığı devirlerde / geçmiş dönemlerde çok acılar çekti / çok işkenceler gördü.

 

İyilik ve kötülük (hayr ve şerr) dün de vardı, bugünde var, yarın da var olacak. Kimileyin iyiler ve iyilikler, kötüye ve kötülüklere galip gelecek, kimileyin de tam tersine kötüler ve kötülükler iyiyi ve iyilikleri mağlup edecek.

Esasen tarihsel olaylar ve toplumsal gelişmeler kimileyin dağlarla yükselen, kimileyin ovalarla düzleşen, kimileyin derelerle alçalan yeryüzü topoğrafyası gibidir.Çünkü her an kesintisiz olarak yaratışta olan Allah, insanların kendi iradeleriyle yaptığı tercihlerle bağlantılı olarak tarihe / olaylara, yani hayata müdahil oluyor.

 

Tarihsel ve toplumsal olayların muharrik gücü, iyiliklerle kötülüklerin, hak ile batılın, adalet ile zulmün çatışması / çarpışmasıdır.Cihat eylemi de, iyiliklerin kötülüklere, hakkın batıla, adaletin zulme galip gelmesi uğrunda ceht etmek / gayret göstermek / mücadele etmek değil midir zaten.

İlginizi Çekebilir

70’lere Yolculuk

Son zamanlarda kendimize oluşturduğumuz nostalji kültürü ile geçmişten kendimize bizi iyi hissettirecek şeyleri bulup çıkartır ...

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir