Türkiye’nin düzeni  

 Cumhuriyetin kuruluşu üzerinden neredeyse yüzyıllık bir zaman geçmiş olmasına rağmen sistem tartışmaları gündemdeki yerini ve sıcaklığını hiç kaybetmedi. Meclis hükümeti ile başlayan cumhuriyet macerası parlamenter sistem ile kör topal da olsa bugünlere kadar geldi.

 

Bütün bir cumhuriyet tarihi boyunca sistem içi dinamiklerden kaynaklanan sorunlar / tartışmalar hiç eksik olmadı. Cumhuriyetin bir insan ömrü mesabesindeki kısa tarihinin son çeyreğine de başkanlık sistemi tartışmaları damgasını vurdu.

 

Bir ayağını cumhurbaşkanının diğer ayağını da başbakanın oluşturduğu yürütme organının bu çift başlı yapısı zaman zaman şiddeti ve dozu hayli yüksek siyasal çalkantılara sebep olmadı değil. Bu sayede sistemin işleyişinde yer yerciddi boyutlarda tıkanmalar / krizler yaşandı.

 

Sistem içi çatışmalardan / çekişmelerden en çok etkilenen / nasiplenen kurumların başında da Cumhurbaşkanlığı kurumu gelir. Hemen her Cumhurbaşkanlığı seçimi nerdeyse ayrı bir kriz sebebi oldu.

 

Sistemin işleyişini zora sokan bir başka zaafta, zaman zaman ortaya çıkan koalisyon hükümetleridir. Siyaseten son derece başarısız olan koalisyon hükümetleriyaşanan siyasi krizlerinbaşlıca sebebi olarak kayıtlara geçti.

 

Siyasi krizlerin bir başka sebebi de asker / sivil bürokrasinin seçilmişler üzerindeki vesayeti, atanmışların seçilmişlere tahakkümü hususudur.Bu arada cumhuriyet tarihi boyunca yaşanan siyasi krizlerin kimi zaman açık kimi zaman da örtülü bir biçimde yargı erki tarafından ideolojik kaygılarla beslendiğini hattadesteklendiğini ve siyaset alanının bu sayede daraltıldığını da unutmamak gerekir.

 

Esasen Türkiye’nin cari siyasal sistemi hiçbir zaman gerçek parlamenter sistem olmadı / olamadı. Türkiye gerçek anlamda parlamenter sistemle hiçbir zaman yönetilmedi. 1924 Anayasası parlamenter sisteme yakın bir model öngörmesine rağmen, Mustafa Kemal’in Cumhurbaşkanı olarak Amerikan Başkanından veya İngiltere Başbakanından daha az yetki kullandığını kimse iddia edemez.

 

Ebetteki siyasi krizler salt Türkiye’de yaşanmıyor ve salt parlamenter sistemin içinden çıkmıyor. Dünyanın başka yerlerinde de yer yer kaotik durumlar oluşabiliyor,  başka sistemlerde de zaman zaman siyasal krizler yaşanabiliyor.

 

Parlamenter sistemin güçlü bir alternatifi olarak görülen / gösterilen başkanlık sisteminde de yasama, yürütme çatışması riski potansiyel olarak her zaman vardır. Keza parlamenter sistemin bir başka alternatifi olan yarı başkanlık (seçilmiş cumhurbaşkanlığı) sisteminde de yürütme içi çatışma ve koalisyon riskininpotansiyel olarak varlığını kimse inkâr edemez.

 

Netice itibariyle Türkiye’nin sistem arayışı doğru ve yerinde bir arayıştır.Ancak Türkiye’nin sorunu salt sistem sorunu değildir. Türkiye bir yandan yönetim sistemini tartışmalı, diğer yandan da yönetim felsefesini /zihniyetini değiştirmeli / dönüştürmelidir.

 

Parlamenter sistemin neden sadece İngiltere’de, başkanlık sisteminin de neden sadece ABD’de başarılı bir şekilde uygulandığı hususu üzerinde derin derin düşünmelidir




Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir