Son Haberler

Türkiye’nin yeni kapısı

Türkiye’de tartışmalar son bir ay içinde ABD’li papaz Brunson haberleri üzerinde yoğunlaşmışken belki de bu haberlerin kaynağı sayılabilecek önemli bir gelişme Türkiye-Irak arasında gerçekleşmek üzeredir. Irak Başbakanı Haydar El-İbadi 14 Ağustos 2018’de Ankara’ya geldiğinde iki ülke arasında Ovaköy sınır kapısının açılması kararı alınmıştı.

Ovaköy kapısı 1991’den beri Türkiye’nin gündemindedir. Ancak aradan geçen bu kadar zamana rağmen bu kapı açılamamıştır. Gelip geçen hemen her hükümetin gündeminde de yer almıştır. Bu kapının açılmasını fiilen ABD’nin engellemiş olduğunda neredeyse herkes hemfikirdir. Kuzey Irak’ta Kürt Bölgesel Yönetimi (KBY) Dohuk, Erbil ve Süleymaniye şehirlerinden oluşmuştu. KBY’nin kendisine ait olarak kabul ettiği ancak Bağdat hükümetinin denetiminde olan başta Kerkük olmak üzere bazı şehir ve kasabaları ise işgalci ABD’nin hazırladığı anayasa metninde “ihtilaflı bölgeler” diye adlandırılmıştı. İhtilaflı bölgeleri ise IŞİD’in yol açtığı kargaşanın ardından 2014’te KBY fiilen ele geçirmişti. Ancak 20 Eylül 2017’de KBY’nin bağımsızlık referandum kararının ardından bu ihtilaflı bölgeler yeniden Bağdat hükümeti tarafından ele geçirilmiştir.

KBY’nin doğusunda İran ve oraya açılan iki sınır kapısı Hac Umran ve Başmak, kuzeyinde ise Türkiye ve ona açılan sınır kapısı Habur bulunmaktadır. Habur kapısından yılda ortalama on milyar dolar, İran’a açılan kapılarından ise beş milyar dolarlık gelir elde edildiği haber olmaktadır. İran’a açılan kapılar Talabani yönetimindeki KYB’nin denetiminde Türkiye açılan kapı ise Barzani yönetimindeki KDP’nin denetimindedir. Bu kapılar arasındaki gelirler nedeniyle KYB ve KDP’nin aralarında geçmişte kanlı çatışmalar da ortaya çıkmıştı.

KBY’nin bir de Habur’a yakın bir noktadan Suriye’ye açılan Fişhabur (Semelka) ve Sincar’dan Suriye’ye giden Yarubiye diye iki ayrı sınır kapısı vardı. Yarubiye Irak hükümetinin denetimindedir. KBY ve diğer Kürt partileri tarafından kullanıma kapalıdır. Fişhabur ise Irak ve Suriye Kürtlerini biri birine bağlaması bakımından siyasi, askeri bakımdan oldukça önemlidir.

Ovaköy’den yeni bir kapı ile birlikte doğrudan Türkmenşehri Telafer, Musul merkez ve oradan Bağdat’a uzanan bir oto yol ile Türkiye’ye bağlanması her şeyden önce KBY’nin Habur’dan elde ettiği yıllık on milyar dolarlık gelirden yoksun kalması demektir. Bu yolun yanında yeni bir petrol ve doğalgaz boru hattının da inşa edileceği haberleri Habur’un tümüyle devre dışı bırakılacağı anlamına gelmektedir.

Üstelik Ovaköy’den telafer’e uzanan yolun Irak hükümeti tarafından denetim altına alınması, Irak ve Suriye Kürtlerinin kara bağlantılarının kesilmesi anlamına gelmektedir. Irak ve Suriye Kürtleri derken elbette en çok PKK’nın iki yakası Kandil ve Suriye’deki PYD’sinin kara bağlantısının kesilmesi demektir. ABD’nin Suriye PKK’sına gönderdiği binlerce tırlık askeri malzeme de işte bu Fişhabur kapısından geçmiştir. Dolayısı ile ABD lojistiğinin de kesilmesi demektir.

Her ne kadar ABD’nin taşıdığı askeri malzeme nedeniyle yakın bir zamanda PKK’nın Suriye’de sıkıntı yaşamayacağı düşünülse bile ikmal kara bağlantısı yolunun kesilmesi PKK için önemli bir felakettir. Bu bağlantının Suriye’de doğrudan ya da PKK eliyle varlık göstermeye çalışan ABD için de kopmuş olması onun Suriye hesaplarının da önemli ölçüde yarım kalmasına yol açacaktır. Türkiye’nin PKK terörü ile yaptığı mücadelenin en önemli safhalarından birisi bu kapının açılması olacaktır. PKK’nın nefes borusunun kesilmesi demektir. Yine de İran’ın Bağdat Hükümetini bu işten caydırma ihtimali de her zaman geçerlidir.

Gittikçe artan fiili ambargolar nedeniyle İran’a açılan iki sınır kapısının KBY için yeterli olmayacaktır. Dünyadan tecrit edilmiş bir bölge haline gelecektir. Türkiye ve Suriye içinde yayılmacı çabaları önemli ölçüde etkisizleşecektir. Irak’tan ayrılmayı bir var oluş nedeni bilen KBY’nin hiçbir şey olmamış gibi mevcut sınırlarına ve tecrit haline razı olarak Bağdat hükümeti ile iyi ilişkiler içine girmesi de çok zayıf bir ihtimaldir.

Dış dünya ile bağlantısı önemli ölçüde kesilen KBY’nin ilişkilerini diri tutmaya çalışacağı iki seçenek vardır ki onlar da İran ve Türkiye’dir. Türkiye’nin gelişme düzeyi, önemli bir Kürt nüfusunu barındırması, ABD ve AB ile inişli çıkışlı karmaşık ilişkileri nedeniyle Türkiye seçeneği KBY için İran’a göre daha cazip bir ülkedir.

Ortada Doğu’da “cehennem kapısı” deyimi çok kullanılmaktadır. Ovaköy sınır kapsını da bazı çevreler bir cehennem kapısı olarak görmeye ve göstermeye çalışmaktadırlar.(Faysal Dağlı gibi) Elbette bu isimlendirme gerçeklikten uzak olsa bile bir tehdit içerdiği kuşku götürmez. Ancak Türkiye’nin bölge siyaseti ile KBY’nin yayılmacı siyaseti ister istemez tarafları karşı karşıya getirmiştir. PKK kandil kolunun hala KBY sınırları içinde olması, Suriye PKK’sı için önemli bir lojistik destek merkezi olması ve nihayet Irak Türkmenlerini Keldaniler gibi önemsiz, küsuratlı bir azınlık olarak görme çabası ve Türkmeneli bölgesini “Kürdistan’ın bir parçası” sayan tutumu tarafların iyi ilişkilerini ortadan kaldırmıştır.

Oysa Kuzey Irak bölgesinde Kürdistan ve Türkmeneli diye iki ayrı federe devletin olması hem oradaki Kürtler ve Türkmenlerin gelecek kaygısını ortadan kaldıracak hem de Türkiye ile kardeşçe ilişkilerini kaçınılmaz hale getirecekti. Maalesef bu seçenek önce Türkiye’nin sonra da Kürt yönetiminin hataları ile gündemden düşmüştür.

İlginizi Çekebilir

İran nereye koşuyor

İran’ın bölgede başlı başına bir güç olduğunu, hem de oldukça etkili bir güç olduğunu söylemek ...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir