Ümmet bilinci

İslâm öyle bir dindir ki, onunla şereflenen insan değer kazanır, itibar kazanır, eşref-i mahlûkat olur. İnsanın değerinin hiç olmadığı, diri diri kızların toprağa gömüldüğü, insanların köle olarak pazarlarda satıldığı, her türlü pisliğin, zulmün, vahşetin had safhaya ulaştığı bir toplum İslam’la tanıştıktan sonra karanlık aydınlığa, cehalet ilme, zalimler adil ve mazlumların hamisi durumuna geldiler. Yüce Allah’ın hidayeti, Rasûlüllahın nuru ile Ebûbekirler sıddîkiyet, Ömerler fârukîyet, Osmanlar nur, Aliler kerem kazandı. Cahiliyye insanı sahabe-i kirâm oldu. En karanlık dönem, en aydınlık döneme dönüştü.

C.Allah’a ne kadar şükretsek azdır ki, bizleri İslâm’la şereflendirdi, bizleri habibine ümmet olarak nasipdâr eyledi. Âl-i İmran sûresinde; “Siz, insanların iyiliği için ortaya çıkarılmış en hayırlı ümmetsiniz, iyiliği emreder, kötülükten meneder ve Allah’a îman edersiniz…” buyurduğu o şerefli topluluğa yani, hayırlı ümmet arasına bizleri dahil eyledi.  Elhamdülillah. Ancak bizlerde lâyık görüldüğümüz bu makamı hak etmek için gayret göstermeli, çok çalışmalıyız. Hayırlı bir ümmet olmak için sağlam bir îmana, sağlam bir karaktere ve ümmet bilincine sahip olmak gerekir. Hayırlı ümmeti diğer topluluklardan ayıran en önemli özellik, Allah’a ihlâsla, sadâkatle ve sağlam bir îmanla bağlılıktır. Diğer Müslümanların herhangi bir sıkıntıya düşmesi durumunda din kardeşinin imdadına yetişmektir. Din kardeşlerinin dertleriyle hemhâl olmaktır. Din kardeşinin yarasına merhem olmak, derdine derman olmaktır. Peki, bizler bu ümmet bilincine sahip miyiz veya ne kadar sahibiz?

Bugün Müslümanlar olarak maalesef ümmet bilincine sahip olmadığımız için veya zayıf bir bilince sahip olduğumuz için dünyanın her köşesinde Müslümanlar kâfirlerin zulmüne ve işkencelerine maruz kalmaktalar. Ve maalesef ki, bu zulüm ve işkencelere Müslümanların büyük bir çoğunluğu kayıtsız kalıyor. Ümmet bilincine sahip Müslümanların sayısı az olduğu için çabaları yetersiz kalıyor ve zalimler tarafından dikkate alınmıyor.

Doğu Türkistan’daki Müslümanların, Afrika’daki, Ortadoğu’daki Müslümanların hali hepimizce malum. Müslümanlar acımasızca katlediliyor, kadınlar, genç kızlar tecavüze uğruyor, çocuklar kaçırılıyor, organ mafyalarının malzemesi oluyor ve daha nice insanlık dışı muamelelere maruz kalıyorlar. Ama dünya Müslümanlarından “çıt” yok. Çıkan cılız birkaç ses o kadar. Eee ne oluyor bize, hani biz din kardeşiydik, hani bir bedenin uzuvları gibiydik. Hani birimize bir şey olduğu zaman hepimiz rahatsız olacaktık. Birbirimizin dertleriyle dertlenecektik, birbirimizin derdine derman olacaktık, birbirimizin imdadına koşacaktık. Hani biz ümmet-i Muhammed’dik, ne oldu bize, ne oldu Müslümanlara! İslâm’ın emirlerimi değişti, nerede bu Müslümanlar! İslâm’ın ilk kıblesi Mescid-i Aksâ’da ezan sesleri yasaklanmış, ibadet için oraya girmek isteyen Müslümanlara zulüm ediliyor, ama dünya Müslümanlarından ses seda yok.

Müslümanlar olarak bizler îmanımızı sorgudan geçirmeliyiz. Bunca zulüm yapılırken, kutsal değerlerimiz ayaklar altına alınırken, neden bizler sıcak yataklarımızda rahat rahat yatıyoruz, hiç birşey olmuyormuş gibi zevk-u sefadayız, eğlencemizdeyiz, tatil beldelerinde keyif çatıyoruz. Müslümanlık bu mu? Ümmet bilinci bu mu? Bugün onların başına gelenlerin, yarın bizim başımıza gelmeyeceğinin garantisini kim verebilir? Uyan Müslüman kardeşim! Dinine sahip çık, kutsalına sahip çık, Müslüman kardeşine sahip çık. Bugün Müslüman kardeşlerine zulmedenler yarın sana da zulmedecektir. Yani sıra sana geliyor, uyan kardeşim! Aslına dön, kimliğini, kim olduğunu ve sorumluluklarını unutma!

İlginizi Çekebilir

Bedelli askerlik yanlıştır

Son günlerin en moda konusu bedelli askerliktir. Bedelli askerlik ne demek, ne zaman nasıl icat ...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir