Anasayfa / Yazarlar / Vesayet sürüyor, mücadele devam ediyor.

Vesayet sürüyor, mücadele devam ediyor.

Sistem o kadar karmaşık kurulmuş ki çözmek isteyenlerde çözemiyor.

Bu ülkenin yarısı diğer yarısını sevmiyor. Birbirleri ile karşılaşınca seviyormuş gibi yapıyor. Bu aile içinde dahi böyledir. Herkes rol kesiyor, sonra arkasından konuşuyor. Hepimiz Müslüman’ız diye ahkâm kesiyoruz. En büyük günahlardan biri gıybet etmek, gıybet etmeyen Müslüman yok gibi. İçki içseler daha az günaha girerler. Diyanet dahi samimi değil, fetvalar, hutbeler, o hocayı bu hocayı beğenmemeler.  Kuran’da en büyük ve mutlaka vazgeçilmesi gereken günahlardan biri faiz, etraftaki tüm banklar faiz ile alış veriş yapıyor ve bu Milletin tamamı bu bankaların müşterisi. Diyanetin Millete ya da sisteme siz ne yapıyorsunuz dediği yok. Ne diyanette samimiyet var, ne de Müslüman’ım diyenlerde. Ne camiye yarandık ne kiliseye, ne Kuran’dan yana olduk ne İncil’den. Şimdi Kuran’dan yanayız diyenleri aforoz ettiler sanki aforoz edenler Müslüman, Kuran’dan yanayız diyenler değil. Bu nasıl bir aymazlıktır. Kim bunu nasıl izah eder anlamak mümkün değil.  Her tarikat ayrı, her cemaat ayrı, en iyileri kendileri, diğerlerini cennetin kapısından sokarlar mı, sokmazlar mı belli değil.

 

Bankalara göre bütün bir ülke insanı yolunacak kaz. Sabahtan akşama telefonla dahi avlanacak kaz arıyorlar.  Kredi kartı müşterisi olmayan fert nerede ise kalmadı. Günü geldiğinde tam ödeme yapan müşteriyi sevmiyorlar. Zorunlu miktarı öde kalanına faiz işletsin ki, seni yolsun.  Nasıl  beceriyorlar bilmiyorum ama,  vadeli mevduat hesabı olan adama kredi kullandırabiliyorlar. Ee böylesine ne denir bilmem.  Kapitalizm ülkede zirve yapmış. Şubesi olmayan Dünya bankası kalmamış. Herkes nasıl olursa olsun daha çok nasıl kazanırımın derdinde. Vatandaş düşünerek alışveriş etmiyor. Beyaz camdan, şimdi akılı telefondan kendine ne söylenirse onu almaya çalışıyor. Her şey ihtiyaç kelimesinin içine gizlenmiş. Şimdi bir gence sorsan “en zaruri ihtiyacın nedir” desen, düşünmeden “Akıllı Telefon” der, hatta bir de markası ile söyler. Hava, su, ekmek, barınma aklına gelir mi? bilmem.  Bu bir şımarıklık mı, yoksa azgınlık mı?  Etrafımız kafası kiraya verilmiş insanlar topluluğu gibi. Kimse kendi gibi düşünmüyor.  Ya inandığı şeyhinin, ya inandığı siyasinin, ya da inandığı idolün ağzından konuşuyor.

 

Eğitim sistemi içinden çıkılmaz ve çözülmesi mümkün olamayan bir yumak gibi. Ya başına gelenler bilinçli olarak çözmüyor, ya da sistem çözülmesine müsaade etmiyor. Burası da kapitalizmin emrinde. Doğduğu andan itibaren, hatta cenin olduğu andan itibaren Üniversiteyi bitirene, hatta iyi bir iş bulana kadar bütün veliler çocuklarının kölesi durumunda.  Onların bitmeyen ihtiyaçlarını karşılamak için çalışmak, para bulmak zorundalar. Ne tüketim toplumu ama? Tam da batılı para baronların istediği tipten. Dede’nin ne dediğini geçtik, babanın ne dediğinin hükmü yok, evde bebe ne der herkes onun peşinde.  Ataerkil ailelerimiz yok oldu gitti. Şimdi yaşasın Bebeerkil aileler. Okullar eğitim için değil, sadece öğretim için var. Sonra nasıl eğitebilirsin ki, eğitmen mümkün mü?  Hele öğretmenin biri bir öğrenciye okulda güzel bir nasihat etsin.  Yalan üzerine nasihat etse, velisi ertesi gün kavgaya gelir, “sen benim çocuğuma yalancımı demek istedin” diye. Yanağını okşasa, “dövmeye kalktı”, daha da ileri “taciz etti” diyenler çıkar. Eh öğretmenin diyenlerin içinde de, şimdi eski eğitimci anlayışta olanları mumla arayınca falan anca bulabiliyoruz.  Adeta sistemim ayeti kerimesi gibi duran bu “Tevhidi tedrisat” ile bu sitem nasıl düzelir, yoluna girer? Zor be…

 

En iyi olması gereken alan, Sağlık olmasına rağmen şu anda oradan gelen seslerin yükselmesi hayra alamet değil. Kim ne için burada ki işleri tıkıyor, anlamak mümkün değil. Ülke genelinde sağlıkta yapılanlar devrim gibi olmasına rağmen, doktorlar kısmında oluşan kast sistemi tam olarak kırmak mümkün olmadı. Sanki bir görünmez el hastanelerin işleyişini sekteye uğratıyor. Çoğu yerde saat 15.00’te , en geç 16.00’da biten doktor mesailerini anlamak mümkün değil. Öz verili çalışan doktorlar yok değil, ancak genelde bir hoşnutsuzluk Hastanelere çökmüş ve vatandaş bundan muzdarip. Gerçi başı ağrıyan acile koşuyor o da ayrı konu.  Tabii ki sağlık sektörünün para babaları bu alanı boş bırakmıyor. İlaç şirketleri ve bunların yan kuruluşları, bu alanı da, İnsan sağlığından çok, para sağlığının ön plana çıktığı alan haline getirmek istiyor.

 

Yazdığım her yazının sonunu bir yere bağlarım, bunun sonun bağlamayacağım. Zaten bağlamakta mümkün değil. Nereye bağlasan boş. Üç nokta diyelim geçelim.

 

Vesayet sürüyor, mücadele devam ediyor.

 

Selam, sevgi ve dua ile…

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

İlginizi Çekebilir

Biz Osmanlı Torunuyuz!

Eğer  “Yaradan’dan ötürü yaradılanı sevme” kuralına inanıyorsanız, yalnız insanları değil, hayvanları ve bitkileri de sevgiyle ...

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir