Anasayfa / Yazarlar / Vicdanımıza Ne Oldu?

Vicdanımıza Ne Oldu?

Bu millet, bu ümmet bu değil. Gerçekten kendimizi tanıyamaz durumdayız. Her geçen gün bizi biz yapan değerlerden, inançlardan daha fazla uzaklaşıyoruz. Yaşadığımız bu iç karmaşa, hepimizi daha fazla mutsuz daha fazla agresif daha fazla paranoyak yapıyor. İşin acı tarafı ruhlarımızdaki bu değişimin farkında bile olmadan, kendimizden başka herkesi suçluyoruz.

Biz hangi ara bu hale geldik? Bizi bu hale, kimler niçin getirdi? Durup düşünmenin vakti geldi de geçiyor bile. Hangi açıdan bakarsanız bakın, milletçe şu an için verdiğimiz resim, bizim ne geçmişimize ve inanç yapımıza uyuyor.

Kuran-ı Kerim’de “Şüphesiz müminler birbiri ile kardeştirler; öyle ise dargın olan kardeşlerinizin arasını düzeltin; Allah’tan sakının ki size acısın.”(Hucurat 10) diye buyuran Rabbimize ve Hadis-i şeriflerinde “Müslümanların derdiyle ilgilenmeyen bizden değildir.”

“Müslüman Müslümanın kardeşidir. Ona zulmetmez, onu (zalimlere de) teslim etmez. Kim, din kardeşinin bir ihtiyacını giderirse, Allah da onun ihtiyacını giderir.” Diye buyuran peygamberimizin ümmeti olan bizler, gerçekten bu emirlere uygun mu yaşıyoruz?

Dünyevi ve gündelik rahatımız için, dünya üzerinde yaşanan zulümlere sessiz kalmayı, bizim manevi dünyamızda nereye koyacağız? Akan ümmet kanına, kendi kardeşlerimize yapılan soykırım ve katliamlara ne kadar daha sessiz kalacağız?

Bırakın yardım etmeyi, zulümden kaçıp bize sığınan kardeşlerimize bile, “ Neden geldiler ülkemize, biz bunlara bakmak zor değiliz.” derken, Allah’ın emirleri ve peygamber efendimizin nasihatlerini hiç mi aklımıza getirmiyoruz.

Aylan bebeğin, sahile vuran küçücük bedeni üzerinden döktüğümüz timsah gözyaşları, Aylan bebekten sonra kıyıya vuran yüzlerce çocuğun ölümüne sessiz kalmamızdaki ayıbımızı ve günahımızı örtmeye yetecek mi?  Şu anda ülkemizde sahipsizler mezarlığına defnedilen binlerce Müslüman mülteciden, hangimiz ne kadarı ile bilgi sahibiyiz.

Ümmet kardeşliğinin, vatanı da sınırları olmaz. Din kardeşimize yapılan zulüm karşında, bu bizi ilgilendirmiyor deme şansımız yok. Ayrıca bizim ecdadımız, zulümlerin karşında hiçbir zaman sessiz kalmamıştır. Bizim kurduğumuz devletlerin, büyük olmasını sağlayan da adaletimiz ve zulme karşı sessiz kalmayışımızdır.

Bir devletin sınırları, topografya çizimleri ile değil, tarihsel bağlarla çizilir. Biz, Türk devletleri olarak, huzuru ve barışı getirdiğimiz ve bugün ülke sınırlarımız içinde olmasa değil, bizim yönetimimiz altına girmiş her yer, bizimdir. Bize ecdadımızın yadigarıdır. Ülke sınırlımızın içi neyse, bu coğrafyalarda odur.

O yüzden Irak’ta, Suriye’de,Yemen’de, Filistin’de, Arabistan’da, Balkanlar’da ve Orta Asya da yaşanan her sıkıntı bizim sıkıntımızdır. Buralarda yapılan zulümler ve haksızlıklar karşında susmak, hem inancımıza, hem de tarihimize yapılacak en büyük ihanet olur.

“Komşusu açken tok yatan bizden değildir.”  Diye buyuran Peygamber Efendi’mizin ümmeti olan bizler, bu Hadis-i Şerifi bile yanlış anlamış durumdayız. Burada komşudan kastedilen, ulaşma şansımız olan insandır. Yoksa şimdilerde bizim anladığımız gibi, Apartmandaki karşı komşumuz değildir.

Biz millet olarak, bu ümmetin koruyuculuğunu ve liderliğini yapmak, ecdadımızın bize mirası ve emanetidir. En kısa sürede eski ruh halimize dönmek zorundayız.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

İlginizi Çekebilir

70’lere Yolculuk

Son zamanlarda kendimize oluşturduğumuz nostalji kültürü ile geçmişten kendimize bizi iyi hissettirecek şeyleri bulup çıkartır ...

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir