Son Haberler

Yaktın beni, yakarım seni

Davalarına yürekten bağlı olmayanların o davanın içinde olmak için değişik nedenleri, farklı ajandaları vardır. Böyle tipler dava arkadaşların her an kolayca satabilirler. Diğer bir önermeye göre de davaları sağlam olmayanlar zaten yarı yolda kalmaya mahkumdur. Dava kelimesi önemlidir. Bence davası olmak bir şiardır, eğer o dava sağlam ve ulvi ise…

Dava kelimesini bana düşündüren Ertuğrul Özkök’ün yazısı oldu. Muharrem İnce’ye vurur görünüp, Ak Parti’ye sataşmanın hayli ürkek bir yolunu seçmiş;

AKP hep “dava” diyordu ya… Muharrem İnce de “dava” demeye başladı… Hiç düşündünüz mü “dava” ne demektir “Dava” demokratik partilerin değil, ideolojik partilerin en sevdiği kelimedir… Gençken solcuydum, bizim “davamız” vardı… Komünistlerin hep davaları vardı. Faşistlerin de hep davaları vardı… Yıllar geçti öğrendim ki… Bu kelimeyi sevenlerin demokrasiyi sevmeleri çok az ihtimaldir…

Böyle yazarak sataşabilmiş ancak. Aklı sıra nalına mıhına vuracak ya. Ama bunu yaparken bile CHP’nin harcadığı Muharrem’i kullanıyor. O da acımadan vuruyor. Çaktırmadan İP’e destek vererek. İşte bu nedenle aklıma geldi bu kelime üzerine düşünmek.

Şimdilik bu kelime üzerine konuşma yeter.

CHP’nin, daha doğrusu Kemal’in bu ince operasyonla Muharrem’i tamamen saf dışı bıraktığını sadece ben yazmıyorum. Memlekette bunu anlamayan bir tek Muharrem kaldı. Aslında belki o da anladı da yiğitliğe sürdüremediği için anlamamazlıktan geliyor. Belki Meral bunu yanına almayı düşünebilirdi ama o da seçilemeyeceği için mümkün değil. Kemal zaten kurtulduğu için neredeyse kurban kesecek. Yazık siyasi hayatı da bitti. Neyse ki elinde güller gibi mesleği var. Gidip kuantum anlatır lise bebelerine artık.

Bir tek Muharrem değil saf dışı edilen. Daha niceleri var. Ama bunlardan bir tanesi dava arkadaşlarına fena içerlemiş. Öyle kızgın ki “Beni yaktınız, ben de sizi yakayım da görün.” diye televizyonlarda figan ediyor.

Aday gösterilmeyen Eren Erdem’den söz ediyorum. Bakın adam nasıl da iki dakikada sattı dava arkadaşlarını? TV’de açık açık şöyle dedi;

“Zaman gazetesine Kemal Kılıçdaroğlu’nun talimatıyla gittik.”

Yetmedi, baktı ki hakkındaki suçlamalar ciddi, açık ediverdi her şeyi;

“Birincisi şunu söyleyeyim: Ben CHP Medya Komisyonu üyesiyim. Herhangi bir gazeteye gittiğim zaman kendi kafama göre gitmem. Benim gideceğim her gazete de mutlaka bir talimat vardır, partimin iradesi vardır. Zaman gazetesine de sayın genel başkanımız Kemal Kılıçdaroğlu’nun, o gün Enis Bey cezaevinde değildi, Medya Komisyonu başkanıydı. Ona (Enis Berberoğlu’na) vermiş olduğu talimatla biz oraya (Zaman gazetesi) gittik. MİT TIR’ları tutanakları hususunda yaşanan hadise… O gün tabi yarın savcılara da söyleyeceğiz bize soran olduğunda. Duruşmalarda söyleyeceğiz. Bu tutanakları ben sayın genel başkan yardımcım Bülent Tezcan’dan temin ederek tweetler attım.” 

Kolay mı? Hakkında 22 yıla kadar hapis isteniyor, işi vermişler yapmış. Şimdi milletvekili adayı bile yapmıyorlar. Yaktılar adamı, bir kenara atıverdiler. Şimdi de o “Ben de sizi yakarım.” diyor…

 

İlginizi Çekebilir

Hz. İbrahim radikal mı idi?

Hz. İbrahim’in, babasının ve atalarının yolunu taklid etmeyip ‘Göklerin ve yerin melekütunun’ arayışına girişmesi konusunu ...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir