Anasayfa / Yazarlar / Yalan

Yalan

 

 

Söz, Yüce Rabbimizin kelâm sıfatının bir yansımasıdır. Âlem, O’nun “Ol” sözüyle var olmuştur. Âdem (a.s.), O’nun bir sözüyle yaratılmış ve böylece insan, dünya serüvenine sözle başlamıştır. Rabbimiz, kelâm sıfatının bir tezahürü olarak Kur’an-ı Kerimi, okunan bir söz olarak Efendimiz (s.a.s)’e ve insanlara vahyetmiştir. İnsanoğlu, zihin ve gönül dünyasındakileri hep sözle ifade etmiştir. Dil, aklın da kalbin de tercümanı olmuştur.

Allah katında sözün değeri, hakkı ve hakikati ne kadar yansıttığı ile ölçülür. Çünkü söz, özün aynasıdır ve sadece insanın davranışını değil, aynı zamanda kişiliğini, karakterini hatta âkıbetini belirlemektedir. Bunu Yüce Rabbimiz, şu âyet-i kerime ile haber veriyor: “Ey iman edenler! Allah’a karşı gelmekten sakının ve doğru söz söyleyin ki Allah sizin işlerinizi düzeltsin ve günahlarınızı bağışlasın.” İslam medeniyeti ahlâk, hikmet, irfan, hak ve hakikati izhar eden bir söz medeniyetidir. Sözde öncelikle doğruluğun, sadakatin bulunması gerekir. Söz, hak ve hakikate tercüman olmalıdır. Yalanla, iftirayla zihinler, gönüller, diller kirletilmemelidir.  Sözde aranan diğer bir özellik ahlâk ve nezihliktir. Sözün bir ahlâkı, bir âdâbı vardır. Mümin, konuşmasıyla zerâfet ve nezâketini yansıtmalıdır. Mü’minin ağzından çıkan söz, güzel ve doğru olmalı, insanın gönlüne akmalıdır. Sözün gönle akabilmesi için de samimiyetle, gönülden söylenmesi gerekir. Efendimiz (s.a.s), insanları etkilemek için yapmacık söz söyleyenleri, ağzını eğip bükerek gösteriş amacıyla söz sarf edenleri Allah’ın sevmediğini ve mü’minin insanlara lânet okuyan, kaba, çirkin, kötü sözlerle hakaret eden biri olamayacağını vurgular. Sadaka diye tanımladığı güzel sözün, kişiyi cehennem ateşine karşı koruyan bir kalkan olduğunu bildirir.

Müslüman olarak kendimize soralım lütfen!. Ağzımızdan çıkan sözlerin ölçüsü ve değeri ne? Sözlerimizde ne kadar samimiyiz ve muhatabımızın gönlüne akabiliyormuyuz? Aleyhimize bile olsa hakikatleri söyleyebiliyormuyuz? Sözlerimiz ne kadar ahlâkî ve zarif?

Maalesef toplumumuzda bu konuda da çok ciddi sorunlar var. Pazara gidiyorsunuz tezgahın önü başka arkası başka, mağazaya gidiyorsunuz 2. 3. kalite mal 1. kalite diye satılmaya çalışılıyor. Ürünlerde olmayan özellikler varmış gibi müşteriler aldatılmaya çalışılıyor. Yalanın bini bir para, dürüstlükten eser yok. Akşama kadar emek sarfederek, alınteri dökülerek kazanılan ekmek parasına haram katılıyor. Trafikte ve günlük hayatımızda insanların hatalarını affedici olamıyoruz. Hakaretler ve küfürler havada uçuşuyor. Anlayış ve hoşgörüden eser yok. İşlerimizi halledebilmek adına her türlü alavereyi çeviriyoruz. İnsanlara karşı yapmacık davranışlar, sahte gülücükler, beyaz, pembe, mor yalanlar hayatımızı kuşatmış durumda. İşin üzücü tarafı tertemiz, pırıl pırıl, aklında hiçbir kötülük bulunmayan çocuklara anne-babalar kötü örnek oluyor ve yalana alıştırıyorlar. Telefon çalıyor cevap vermek istemeyen anne-baba; babam evde yok, annem dışarıya çıktı, telefonu evde unuttular gibi yalanları söyleterek çocukları yalana alıştırıyorlar. Zamanla yalan, çocuklar için normal birşeymiş gibi oluyor ve yalancı bir nesil yetiştirmiş oluyoruz. Yalanın haram ve yasak olduğu bir dinin mensupları olarak hayatımızı ve geleceğimizi yalanlar üzerine kuruyoruz. Hem kendimizi hemde gelecek nesillerimizi felâkete sürüklüyoruz.

C.Allah cümlemizi yalandan dolandan arınmış, dosdoğru, sırat-ı müstakîm üzere olan kullarından eylesin.

 

 

İlginizi Çekebilir

Ortadoğu’da modernleşme ve kadın

Ortadoğu / İslam coğrafyasında modernleşme süreçleri daha ziyade hukuk ve eğitim alanlarında belirginleşti. Hukuk ve ...

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir